Zamana yaymadan devam

Öztürk Türkdoğan

Öztürk Türkdoğan

  • DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, Komisyon raporunun önemine işaret ederek, PKK'nin feshi ve silah bırakma süreciyle ilgili özel yasanın zamana yaymadan, mutlaka Rêber Apo ile müzakere edilmesi gerektiğini söyledi.

DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, MA'DAN Ömer Güngör'ün sorularını yanıtladı. Kürtlerin ana dili başta olmak üzere kimlik ve kültür haklarının kullanılması, kendilerini yönetme ile ilgili adem-i merkeziyetçi önerilerinin hayata geçmesi gibi birçok hususun şimdi daha çok konuşulacağı bir zemine kavuşulduğunu belirten Türkdoğan, PKK'nin kendisini feshetmesi ve silah bırakma süreci ile birlikte bu süreci yürütecek ve bu sürecin bütün sonuçlarıyla ortadan kalkmasını sağlayacak özel yasanın, aynı zamanda toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek müstakil ve geçici mahiyetli olacağını söyledi. Türkdoğan, "Biliyorsunuz Kürtler hukuk dışına itilmişti, artık onların hukuk içerisine alınması için önemli bir ilk adım olacaktır, çünkü artık şiddet devre dışı kalmıştır. Bundan sonra şiddet olmayacağına göre demokratik toplumda nasıl yaşayacağız ve bundan sonra yaşamamızı nasıl sürdüreceğiz? Bütün bunların yasayla düzenlenmesi gerekiyor" dedi.

Çok komplike sorun

Bu sürecin aynı zamanda belli bir takvimi gerektireceğini,  kamu idaresi ve yürütme erki içerisinde bu sürecin izlenmesinin gerekeceğini kaydeden Türkdoğan, şunları söyledi: "Bu sürecin çeşitli adli yanları olacak, çünkü çok komplike bir sorundan bahsediyoruz;

* Diasporada yaşamak zorunda kalan insanlarımızın durumu ne olacak?

* Onlarca yıldır soruşturma ve kovuşturma geçirip birçok hakkından mahrum edilmiş insanlarımızın durumu ne olacak?

* Halen hapishanelerde bulunan siyasi mahpusların durumu ne olacak?

* Hüküm giymiş birçok insan var ve onların infaz düzenlemeleri ile ilgili durumlar ne olacak?

* Hala silahlı olan ve Türkiye dışında olan insanlar nasıl silah bırakacak, nasıl gelecek, yasal olarak durumları nasıl düzenlenecek, toplumda bütünleşmeleri nasıl sağlanacak?

Bütün bunların, bu yasayla enine boyuna düzenlenecekğini söyleyen Türkdoğan, demokratik siyaset zemininin güçlendirilmesi tavsiyesine dikkat çekerek, "Demokratik siyaset zemini de güçlendirilecek ki bir daha kimse eline silah almasın" dedi.

Özgürlük yasalarının bir kısmı

Demokratikleşme önerileri başlığının, demokratik entegrasyonla birlikte özgürlük yasaları dedikleri konuların bir kısmını içerdiğine işaret eden Türkdoğan, şöyle anlattı: "Rapor, Türkiye'ye şunu tavsiye ediyor; AİHM ve AYM kararlarına uyacaksınız. Aslında Anayasa 90. maddeye göre zaten bu ülkenin yargı kurumlarının, yasama ve yürütme organlarının AİHM kararlarına ve AYM kararlarına uygulaması gerekir. Meclis, Türkiye'de en yüksek irade olan organdır, yasama organıdır, yasa koyar ve anayasayı yapar. Anayasa yapma çoğunluğuna sahip partilerin konsensüsü ile Meclis, yürütme organına ve yargı organına tavsiyede bulunuyor. Bakın bu çok güçlü bir siyasi çağrıdır. Dolayısıyla bu kurumların hiç vakit kaybetmeksizin AYM ve AİHM kararlarını uygulamaları gerekir.

İnfaz düzenlemeleri

Raporun en önemli ve ayrıntılı tavsiyelerinden bir tanesi yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler. İnfaz mevzuatının AYM ve AİHM içtihatlarına uygun hale getirilmesi çok açık tavsiye ediliyor. İnfaz süreçlerinde koşullu salıvermenin şartları ve infaz sürelerinin ayrımsız olarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Komisyon üstü örtülü olarak 'umut hakkı'nı, yani umut ilkesini kabul ve tavsiye ediyor.

İnfazda adalet, eşitlik, hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlülerin durumunun kesinlikle yaşam ve sağlık haklarını zedelemeyecek biçimde yeniden düzenlenmesi, infaz ertelemesinin daha da geniş bir şekilde düzenlenmesi tavsiye ediliyor. Bu garabet hale gelen İdare ve Gözlem Kurulları'nın gözden geçirilmesi tavsiye ediliyor ve elbette ki hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde tutuksuz yargılamanın esas tutuklu yargılamanın ise istisna olduğu bir kez daha hatırlatılıyor.

Rapor, doğuştan gelen dokunulmaz ve devredilmez nitelikteki insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuatın gözden geçirilmesini istiyor. Özellikle ana dil hakkı bunun içerisindedir. Yine Kürtlerin kimlik ve kültür hakları bunun içerisindedir. Yerinden yönetim hakkı bunun içerisindedir. Kamu yönetimine katılma hakkı bunun içerisindedir. Ayrımcılığa uğramama, ayrımcılıkla mücadele etmek bunun içerisindedir. Nefret söylemiyle mücadele etmek bunun içerisindedir. Elbette ki işkencenin yasaklanması, yaşam hakkının istisnasız bir şekilde korunmasından tutalım da birçok konu tavsiye edilmiştir.

Yine toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki engellerin kaldırılması tavsiye ediliyor. BM Paris prensiplerine göre çalışması gereken kamudaki İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun yeniden düzenlenmesi tavsiye diyor. Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) gözden geçirilmesi öneriliyor.

Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ile ilgili çok ciddi vurgular da var. Bunların yanında siyasi partiler ve seçim kanunlarının mutlaka demokratikleşmesi tavsiyesi var.

Yerel yönetimlerle ilgili daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek bir idari sistemin kurulması önerisi var. Aslında bu bir şekilde dolaylı olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı uygulayın demek oluyor."

Zamana yaymadan

Çok fazla zamana yaymadan bu çalışmaları yapmak gerekeceğini ama sonuç itibarıyla bu yasa özel olarak PKK'nin feshi ve silah bırakma süreciyle ilgili olacağı için mutlaka ve mutlaka Rêber Apo ile müzakere edilmesi gerekeceğini vurgulayan Türkdoğan, şunları ekledi: "Şimdi siz muhatabınızın kabul etmediği bir yasayı yapsanız olmaz. Sonuç itibarıyla o yasadan yaralanmak isteyenler başvurup o yasadan yararlanacak. O nedenle sizin mutlaka bu yasayı muhatabınızla konuşmanız, görüşmeniz ve müzakere etmeniz gerekecek. Eşyanın tabiatı böyledir. Bu aşamalar tamamlandığında, bu rapordaki tavsiyeler gerçekleştiğinde diğer konulara sıra gelecek ki onların başında da elbette ki Kürt halkının bir halk olmaktan kaynaklı kimlik ve kültür hakları, yerinden yönetim hakları var ve bunlar o zaman daha rahat konuşulabilecek."

 

 * * *

Bakan Gürlek konuştu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, mevcut sistemde 'umut hakkı' bulunmadığını belirterek, yeni bir düzenleme yapılmasının Meclis'in takdirinde olduğunu ifade etti.

Hürriyet gazetesinden Hande Fırat’a konuşan Gürlek, genel af tartışmalarına ilişkin, “Net ifade edeyim; yapılacak olası düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil. Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek” dedi.

Gürlek, 'umut hakkı' uygulamasının mevcut mevzuatta yer almadığını belirterek, “Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı’ şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor. Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM’nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürecin zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım” diye konuştu.

Sosyal medya düzenlemesine ilişkin de konuşan Gürlek, yeni düzenlemeyle kullanıcıların gerçek kimlikleriyle işlem yapmasının hedeflendiğini belirtti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.