18 Mayıs PKK ve mücadele tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. 18 Mayıs 1977 büyük devrimci Haki Karer’in şehadet tarihidir. Haki, Ordu Ulubey’den pırıl pırıl bir Karadeniz çocuğudur. Devrimci düşüncelerle tanışmış tüm benliğiyle kendisini mücadeleye katmıştır. Önder Apo, Mamak cezaevinden çıkarken kalacak bir yer için içerideki arkadaşları Haki onların ev adresini veriyorlar. Önder Apo gelip kapıyı çalıyor. Karşısına aynı evde kalan Haki ve Kemal Pir çıkıyor. Bu büyük bir tarihsel buluşmadır. İlk karşılaşmada kimse bunun farkında değil ama hızla ilişkileri bu yöne eviriliyor.

Önder Apo’daki büyük duyarlılık, derinlik ve en önemlisi de ciddiyet Hakileri sarıp sarmalıyor. Ankara’daki devrimci çalışmalar yanında Kürdistan özgürlük mücadelesi gündeme gelince Türkiye Sol’uyla yollar ayrılıyor. Önder Apo Haki ve Kemal’e isterlerse başka örgütlere katılabileceklerini, kendilerini istedikleri gibi ifade edeceklerini söylüyor ve onları serbest bırakıyor. Ancak onlar Türkiye devrimini Kürdistan devriminde görüyorlar. Önder Apo’yla düşünceleri ortaklaşmış. Bu kaynaktan beslenmişler. Ve Haki, Kürdistan’ı hiç görmediği ve Kürtçe bilmediği halde okulunu ve Ankara’yı ilk terk edip Kürdistan’a çalışmaya gelen kadrolardandır. Kemal de aynı durumda.

Türk devletinin yöneticileri bugün ‘’PKK şiddet kullanıyor, teröristtir’’ diye kıyameti koparıyor. Tüm dünyayı Kürtlere karşı birleştirmek için çırpınıp duruyorlar. Irkçılığı ve milliyetçiliği körüklüyorlar. Halbuki Haki’yi katlettiklerinde ortada PKK yoktu. Apocu hareket henüz ideolojik bir gruptu. Kürdistan’da ağırlıklı olarak gençlik içinde örgütlenme ve propaganda çalışmaları yürütülüyordu. İlk silah kullanan ve kan döken devletin kendisi oldu. Haki gibi bir Türk nasıl gelip Kürtler için çalışır, devrimci örgütlenme yapar diye özellikle onu hedef seçtiler. Önder Apo, Haki için “gizli ruhum” diyordu. Onu en iyi anlayan ve uygulayan Haki’ydi. Haki etkili bir propaganda ve örgütlenme yapıyordu.

Türk devletinin Kürtlerle ilişkileri hep ezme, katletme, inkâr ve asimile etme üzerinden yürüdü. Cumhuriyet tarihi aynı zamanda Kürt soykırım tarihidir. 1924 Anayasası’yla Kürtler yok sayıldı ve tek millet yaratma projesi çerçevesinde soykırım kıskacına alındılar. Halbuki Kürtler cumhuriyetin asli kurucu unsurlarından birisiydi. İnkâr ve tarihten silme stratejisi günümüze kadar kesintisiz sürdürüldü. Bu planın bir parçası olarak Haki’yi katlettiler. O dönem ne PKK ne de silahlı mücadele vardı. Dersim soykırımında da Kürtlerin elinde silah yoktu. Kimse silahlı mücadele başlatmamıştı. Ama şefleri Dersim’i bir çıban olarak tanımladı ve sökülüp atılmasını emretti. Haki’yi katleden, henüz örgüte dönüşmemiş bir gruba silahı doğrultan işte bu kafa ve zihniyetti. Sonradan da ortalığı ayağa kaldırıp PKK silahlı mücadele başlattı, devlet olarak kendimizi savunuyoruz kara propagandasına sarıldı. Aynı zihniyet Efrîn’de de karşımıza çıktı.

Barış ve demokrasi içinde kendisini yöneten ve koruyan Efrîn’e saldırıp işgal etti, etnik temizlik uyguladı. Yine güvenliğim tehlikede, teröristlere karşı savaşıyorum, diye ortalığı yalana boğdu. Bugün Başûr’a saldırıyor. Bradost bölgesi işgal ediliyor. Uçaklar her gün Başûr’a bomba yağdırıyor. Hem de 1983’ten beri süren bir saldırı. Haki’yle başlayan, Diyarbakır zindanlarıyla çığırından çıkan Efrîn ve Başûr’la soykırımı tamamlamak isteyen Türk devletinin tarihi Kürt düşmanlığı dur durak bilmiyor. Cumhuriyet tarihi Kürdistan için boydan boya kan ve ölüm tarihi olageldi. Türk devleti Kürt halkına karşı adını ve varlığını tanıyarak hiç çıkmadı. Ölüm, yıkım ve inkâr olarak Kürtleri hep gündemlerine ve planlarına aldılar.

Türk devletinin kanlı yüzünü deşifre eden, insanlık onurunu en yücelerden savunan Haki gibi büyük insanları bağrından çıkaran halklar hiçbir zaman umutsuz ve alternatifsiz kalmayacaklar. Onun ardılları olan Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Necmi Öner ve Mahmut Zengin’in de şehadet yıldönümleri 18 Mayıs’tır. Halil Çavgun ve İbrahim Kaypakkaya da 18 Mayıs’ta şehit düştüler. Mayıs ayı Şehitlerini saygıyla anıyoruz. Faşist saldırganlardan hesap sorulacak zamanların uzak olmadığının bilinmesini istiyoruz. Direnenler ve serhildana kalkanlar kazanacaktır.