Zeki YUMURTACI, sosyalizm için mücadele eden kararlı bir devrimciydi. THKP-C Savaşçıları’nın liderleri içinde yeralıyordu ve yetenekliydi. Başında Ağar’ın bulunduğu İstanbul siyasi şube işkencecileri, O’nu, 12 Eylül darbesinden 2 gün önce yeniden yakaladılar. Ağır işkencelere tabi tuttular. Daha önce yaptığı gibi yine serverip sır vermedi. 

Fakat Ağar ve işkencecileri bununla yetinmediler. Öldürmeye karar verdiler. 

Önce 16 Eylül’de, Zeki YUMURTACI Gayrettepe siyasi şubede işkence altında ve sağ iken, Rahmi Turan’ın genel yayın yönetmeni olduğu Günaydın gazetesinde Avcılar’da çatışmada iki ateş arasında kalarak öldüğünü yayınladılar. 

Ardından 17 Eylül günü Avcılar’da arazide kurşuna dizdiler. 

Zeki yoldaş, 16 Eylül’de henüz sağ iken kendisine Günaydın gazetesinde "çatışmada öldü” yazısı gösterildi. Öldürüleceğini yanında işkence gören kendi örgütünden yoldaşına söyledi. Devrimci kararlılığıyla "direnin” mesajı verdi. Son görevini direniş mesajıyla yerine getirdi. 

Zeki yoldaşı bir kez daha saygıyla anarken, burada Rahmi Turan-Ağar işbirliğinin alçaklığını vurgulamak gerekir. Ağar, 12 Eylül ve sonraki on yıllarda binlerce devrimcinin katilliğini yaparken, onunla işbirliği içinde, basın, kitle örgütleri ve siyaset alanlarında çok sayıda burjuva partili, sendikacı, aktivist ve gazeteci, faşizmin kitle desteğini güçlendirmeye çalışıyordu. Tekelci basında MHP’li görüşleriyle Rahmi Turan bunların ilk sıraları içinde yeralıyordu. 

O dönemde genel yayın yönetmeni olduğu Günaydın gazetesinde Ağar’ın katilliğine suç ortaklığı yapan Rahmi Turan, bugün Sözcü gazetesinin başyazarı olarak Erdoğan faşizmine karşı "demokrasi” yanlısı geçiniyor. 

Tabii ki faşizme karşı demokrat biri değil ve yalnızca iktidar dalaşı yapan bir aktör. Faşizme karşı halkçı demokratik bir gelecek için mücadele eden Kürt Özgürlük Hareketine, devrimci ve komünist harekete karşı düşmanlığını sürekli sergilemekten geri durmuyor. "Bölücü”lere ve "terörist”lere karşı, Erdoğan faşizminin soykırımcı ve imhacı saldırılarını destekliyor. Erdoğan’ın emriyle katliam yapan militarist ve polis güçlerini "kahraman”lıkla överek faşizmin kitle temelinin bir başka biçimde sürdürmesine mesai harcıyor.

Erdoğan liderliğindeki faşizmin, bütün gericileri tek cephede birleştirememiş olması elbette faşizmin gücünü zayıflatır. Bu bakımdan Sözcü ve başyazarı Rahmi Turan’ın Erdoğan’a Bahçeli gibi koltuk değneği olmaması diktatörlüğün zararınadır. 

Fakat Erdoğan faşizmine karşı mücadele potansiyeli üzerinde, başyazarı ve Sözcü’nün bir diğer gerici ve faşizan klik olarak demokratik bir yüzle etki bırakması halklarımızın demokratik geleceği için zarar vereceği gibi, bugün antifaşist mücadelenin içerik olarak güçlenmesini önlemektedir. 

Rahmi Turan ve gazetesi Sözcü, Erdoğan’a karşı ajitasyonunun yarattığı etkiyle Saray faşizmine karşı mücadelenin kitlesini Akşener ekibinin arkasına bağlamaya, demokratik bilinç ve gücün zayıflamasını sağlamaya çalışıyor, çalışacak.

Erdoğan faşizmine karşı mücadelede, devrimci kararlılığın yanı sıra kitlelerin demokratik ve devrimci bilinç ve tavrını geliştirmek şarttır. Rahmi Turan ve Sözcü gibi gerici kliklerin antifaşist potansiyeli bir başka faşist amaç için heder etmesiyle mücadele sürekli olmalıdır.

Rahmi Turan, sıkça Erdoğan diktatörlüğünden rahatsızlığını dile getirmekte ve Erdoğan’a kitle desteği nedeniyle sitem etmekte.

O’na bu bakımdan söylenecek söz şudur: Bugünleri siz yarattınız Rahmi bey! 12 Eylül’ün katilleri ve işkencecileriyle işbirliği içinde, 90’lı yılların kontrgerilla cinayetlerini destekleyerek...

Bir nebze de olsa kendinizi temize çıkarmak istiyorsanız, geçmişteki suç ortaklığınız nedeniyle özür dilemeli ama dahası bugün devrimcilere ve Kürt halkına düşmanlığı terketmelisiniz!