İngiltere Gündemi
Muhafazakar partinin eski bağışçıları arasında olan milyarder işadamı Lod Ashcroft tarafından yazılan Başbakan David Cameron’un ‘Call me Dave’ (Bana Dave de) denen biyografisinde Cameron’a dair neler mi yazıldı? Oxford Üniversite’sinde okuyan başbakanın öğrenciliği boyunca kırdığı cevizleri. Öğrenci kulübüne girmek için ölü bir domuz ile uygunsuz davranışlar içerisine girmesinin yanı sıra marihuana içtiği ve evinde kokain içilmesine izin verdiği yazıyor. Ashcroft’in kendi vergi beyannamesindeki usulsüzlüklere de Cameron’ın göz yumduğunu ifade ediyor.
Kitabın yazarı Ashcroft’un kavgalı olduğu Cameron’dan özel hayatını ifşa ederek intikam aldığı düşünülüyor. Muhafazakar Parti'ye 2010 seçimlerinden önce milyonlar bağışlayan ve partinin seçilmesi için büyük uğraşlar veren Ashcroft’a partinin kazanması durumunda kendisine iyi bir pozisyon sözünün tutulmamasın intikamı olduğu söyleniyor. Nasıl bir hayal kırıklığı olacak ki intikam için beş sene beklenilmiş. 'İntikam soğuk yenen bir yemektir' diye boşuna dememişler.
Kitapta yazılanlar skandal niteliğinde ancak yazılanlar nedense hiç skandal yaratmadı. Herkes hemencecik affetti Başbakan'ı. Ashcroft’un yazdığı kitaba ilişkin, Cameron sırtından bıçaklandığını ifade etti o kadar. Ne bir yüz kızarıklığı ne bir şey. Üst sınıf aile mensup iyi eğitim almış kişilerin gençken yaptıkları taşkınlıklar gençliklerine verilir ve affedilir çünkü. Oxford Üniversitesi’nde okuyan prestijli çocuklar prestijli ailelere sahiplerdir ve sarhoşken yaptıkları ettikleri gençliğin doğal bir parçası olarak görülür. Taşkınlıkların bedeli sosyal konumun verdiği koşulları dahilinde değerlendirilir. Zenginsen ve buna beyazlığın ve erkek olman eklenirse kırdığın cevizlere rağmen affedilebilir, hatta Başbakan bile olabilirsin. Ancak fakirsen hapse girersin, hiç kurtuluşun yok.
Benzeri suçlamalar ya da iddialar zamanın ABD Başkanı George Bush için de yazılıp çizilmişti, Bush ekranlara çıkıp sırıta sırıta ‘gençken bana neden böyle umarsız davranmış olduğumu soruyorlar, çünkü gençtim ve haliyle de umarsızdım’ deyiverdi ve işin içinden sıyrıldı. Herkes de Bush’un kırdığı cevizleri gençliğine verdi ve üstüne gitmedi. Tıpkı Cameron’ın üstüne gidilmediği gibi. Her genç, Cameron ve Bush gibi taşkınlıklar yapacak lükse sahip değil. Cameron ve Bush’ın gençken yaptığı taşkınlıklar siyah veya göçmen veya dar gelirli bir aile ferdi tarafından yapıldığı zaman kimse durumu gençliğin umarsızlığına vermiyor, gerektiğinde hapise atıyor.
Bir de böyle bir kitabın Türkiye gibi antidemokratik bir ülkede yazıldığını düşünelim. Böylesi bir biyografinin Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yazılabilmesini hayal etmek bile güç. Yazılsaydı da Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ ve ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ adına Nokta dergisini toplattığı ve genel yayın müdürünü tutuklattığı gibi kitapları toplatır ve yazarı da tutuklatırdı. Bunlar da yetmezmiş gibi Yenikapı meydanında kitapları topluca yaktırırdı. Cameron kitapta söylenenleri yaşadı skandal olmadı da Erdoğan gibi kitapları toplatsa işte o zaman skandal olurdu.