Ekim 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağında hastaneye gitmesi gereken hastalar, beyaz bayrakla sokağa çıkarak ambulans aradı. İnsanlar erzak bulamadığı için açlıkla mücadele etti. İçme ve kullanma suyu hiçbir zaman bulunamadı. Sağlık görevlileri dahi ilçeye giremedi, ambulanslar devlet tarafından bağlandı. Onlarca yurttaşın yaralandığı ve yaşamını kaybettiği abluka kalktığında ise devlet fırsat kaybetmeden TOKİ inşaatına başladı. Nusaybin’in en büyük 4 mahallesinde yıkım sonrası TOKİ inşaatı başladı. Sağlam kalan evlerin de yıkıldığı ilçede kamulaştırma kararı olmamasına rağmen bazı yurttaşların evleri ellerinden alındı. Öte yandan yıkılan evlerin üstüne alışveriş merkezi inşaatı da başladı. Sadece kepçelerin geçiş izni olduğu bölgeye giremeyen insanların çoğu tellerden atlayarak evlerinin durumunu kontrol etmek istedi; ancak bu da devlet tarafından engellendi. Aylardır devam eden yıkım sonrası inşaatına başlanan TOKİ’ler ise hızla büyümeye devam ediyor.

KHK ile kapatılan Radyo Rengin çalışanı Metin Duran, Bölge’deki yerel gazetelere de haber yapıyordu. Nusaybin’de sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği 10 Ekim 2015’te, kalp rahatsızlığı nedeniyle Mardin Devlet Hastanesi’ne götürüldü, Acil Servis’te görevli doktor “Nerelisin?” diye sordu, Duran “Nusaybinliyim,” dedi. Bu yanıttan sonra doktor “Rahatsızlığın psikolojik,” dedi ve Duran’ı tedavi etmeyerek evine gitmesini salık verdi. Duran, aynı gece kalp krizi geçirerek, kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alındı. Günlerce yoğun bakımda ölüm kalım savaşı veren Duran, hayata tutunsa da felçli kalarak yürüyemez hale geldi.

Duran, aynı zamanda hafızasını da yitirdiği rahatsızlık sonrası, yürüme ve konuşma yetisini kaybetti. İhtiyaçlarını tek başına karşılayamayan Duran, Nusaybin’deki ailesinin evine yasak devam ettiği için gidemeyince, Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği aracılığıyla geçici bir eve yerleştirdi. Duran, yasağın kalkmasının ardından ailesiyle birlikte dönmek istediği evleri yıkılınca, akrabalarının evine yerleşti. Mardin 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, hakkında “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası onandıktan sonra hasta yatağından alınarak Sincan 2 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na götürüldü.

Ailesi Duran’ın bir an önce serbest bırakılması talebiyle başvurmadık yer bırakmadı. Yapılan tüm başvurularda karşılarına ATK raporunun beklenmesi yönünde engel çıkan aile, raporun çıkması yönündeki umutlarını hâlâ koruyor. Duran ile ilgili, doktorların her defasında cezaevinde kalamayacağının gözle görüldüğünü ifade ettiklerini dile getiren aile, tek isteklerinin Duran ve kardeşinin bir an önce eve dönmeleri olduğunu söylüyor.

Yüzde 93 engelli tutuklu gazeteci Duran’ın tahliye edilmesi için başvurulan ATK ve AYM, 5 aydır sessizliklerini koruyor. Duran’ın kendisine refakat etmesi için yanında bekleyen kardeşi de içeride. Yüzde 93 engelli, yürüyemeyen, konuşamayan ve hafızasını tamamen yitiren gazeteci Metin Duran, 30 Mart’tan bu yana -hafızasındaki tahribat nedeniyle- nerede olduğunun, ne ile suçlandığının dahi farkında olmadan tutuklu...

Mektup Adresi:

Metin Duran

Sincan 2 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Sincan/Ankara