AKP kartlarını açtı. İnkar ederek kurtulamadığı Kürtleri örgütlülüklerini dağıtarak, dünya malını kimlik haklarına tercih eder hale getirerek, bağımlı kılarak kontrolü altına almak istiyor. Bu minvalde adımlarını da sıklaştırdı. PKK’ya taviz yok der, Kandil’e müdahaleyi planlarken, öte yandan köy köy dolaşıp yol haritasını, çözüm önerilerini Kürtlere anlatmaktan onları ikna etmekten, Kürtlerin yaşam standartlarını yükseltecek önlemlerden söz ediyor. Kürtlere siz ayrı PKK ayrı mesajı veriyor.
Taraf gazetesinin “nihayet” diye verdiği CHP-AKP ittifakı da açık bir hesabın sonucu. 9 Haziran tarihli gazetelerde Başbakan yardımcısı Beşir Atalay yine aynı açıklıkla; PKK’nın silah bırakması, ABD’nin bu meseledeki rolü ve Irak Kürdistan’ı yönetiminin işbirliği konularında bilgiler veriyor... Nitekim; Barzani’nin seçmeli Kürtçe dersi için Türkiye’yi tebrik etmesi ve aynı zamanda Türkiye’nin de TRT 6’da Soranice yayına başlaması, bu sözlerin ağızdan boşa çıkmadığının göstergesi.
Öte yandan, AKP’nin kartları ne kadar açıksa, tasmalı medyanın ikiyüzlülüğü de o kadar açık. Hürriyetinden, Radikaline, Cumhuriyetinden, Tarafına bütün köşe yazarlarının bir olup Kürtler için iyi dileklerde bulunmaları, Kürtçe’nin seçmeli ders olmasına itirazları, PKK için devlet politikaları değişmedikçe başka ne yapabilir ki, diye sormaları, dün terörist diye yere yere bitiremedikleri Leyla Zana’yı bu gün öve öve bitiremiyor oluşları…
İnsanı şizofren yapsa yapsa bunlar yapar herhalde. Bilmesem düşmanlıklarını, içlerindeki kötülüğü, sahiden gözlerim yaşaracak. Ama bu fotoğrafla her karşılaşmamda aklıma ilk gelen, bütün enişteleri tenzih ederek söylüyorum eniştem beni niye öptü, oluyor.
AKP’nin Kürtleri günahı kadar sevmediğine kalıbımı basarım. Ve hatta uzun zamandır ayrılık koşullarını son noktaya kadar zorladığına da şüphem yok. Ve bu gün başka bir fotoğrafın içindeyse bunun sebebi yine aynı şey yani ABD, AB, Ortadoğu, dengeler, siyasal ve ekonomik çıkarlar ya da mecburiyetler.
Mecburen iyi olununca da bu kadar oluyor işte. Cezaevlerindeki insanlık dışı vahşet kendi komisyonlarının raporları ile ortadayken, ölenler zaten teröristti, siyasi bir kararla bu eylemi yaptılar diye açıklamalar yapan başbakan, kendisini durdurmasa kendilerini yaktılar diyecek.
PKK’nin içindeki barışa karşı güçlerin provokasyonları olmasa çoktan barış olurdu demeleri gibi…
Ve en önemlisi bütün açıklamalara bakın, AKP beslemesi bütün köşe yazarlarını okuyun Kürtler için atılacak her olumlu adımın, anadilde eğitimin, anayasal vatandaşlığın, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin her şeyin bir koşulu var. Yani devlet pek çok şeye karşılık bir tek şey istiyor. Kürtleri güç yapan, kendilerine güvenlerini yaratan, kimliklerini kazandıran değerlerin, PKK’nın “tarih” olmasını… Kürtlere namusunuzu bana verin diyor.
Ancak “PKK halktır halk burada” diyen özgür düşleri, özgür gülüşleri olan milyonların buna açık ve net bir cevabı olacağına inanıyorum. Sadece Kürtlerden de söz etmiyorum bunu derken, insanlık adına içinde bir zerre taşıyan herkesten bekliyorum aynı cevabı. Zira kaybedeceğimiz her şey insanlığımızdan bir parça götürecek. Ve zırnık koklatan namerttir!
Zırnık koklatan namerttir!