Zorunlu din dersine karşıyken, dini eğitime razı olmak nasıl izah edilebilir bilemiyorum. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Eylül 2013'de yeni Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliğini çıkardığında sonucun böyle olacağını anlamış olan var mıydı, var idiyse bu güne kadar neden sustu onu da bilemiyorum. Zira bu yönetmelik ile, 1972 yılından bu yana İmam Hatip Liseleri hakkında ayrı düzenlenen yönetmelikler iptal edilmiş ve bu liseler temel ortaöğretim kurumu sınıfına dahil edilmişti. O gün için bu düzenleme eskisinin devamı gibi görünmüştü belki. Ancak bu gün, durumun hiç de masum olmadığı, öğrencilerin okullara yerleştirilirken tercih ve yeteneklerinin dikkate alınmaması ve 40 bininin yine tercihleri olmamasına rağmen İmam Hatip Liselerine mecbur edilmeleri ile anlaşılmış oldu.

Eylül 2013 tarihli yönetmeliğin 6. maddesi genel olarak okulların kuruluşunu düzenlerken, 6/2 c fıkrası diğer okullardan ayrı olarak Anadolu İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Liselerini belirtiyor. Yine 7. maddede ortaöğretim kurumlarının amacı tanımlanırken: genel tanımlamalara ek olarak ve “Ayrıca;” başlığı altında fen liseleri, Anadolu öğretmen liseleri, güzel sanatlar liseleri, spor liseleri ve mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında; “ihtiyaç duyulan mesleklerde insan yetiştirmek, ve istihdama hazırlamak” olarak amaç belirtildikten sonra "e” şıkkında ve yine ayrı olarak, "Anadolu İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Liselerinde; imamlık, hatiplik ve kuran kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesine kaynaklık edecek gerekli bilgi ve becerilerin kazandırılmasını amaçlar” deniyor.  
Üç beş değil tam 40 bin öğrenci istemeye istemeye imam olacak. Dini pencereden bakacak dünyaya. Dine göre şekillenecek. Bu 40 binin içinde Sünnisinin yanında Alevisi, Hıristiyanı, daha pek çok dini inancı ve ateisti var. Düşünüyorum da, ne içki yasağı ne muhafazakar mahalle baskısı, AKP’nin baştan beriki hedefine uygun olarak dindar nesil/gençlik hayaline giden yolda attığı en önemli adım olarak görebiliriz bu durumu.
Öte yandan, Sünni islamın öğretildiği bu okullarda diğer dini inançlara yönelik olarak ortaya çıkacak ayrımcı uygulama ve anlayışların yaratacağı sakıncalar kadar, bu okullara mecbur kılınan Sünni ve Sünni olmayan inançlara mensup yahut ateist gençlerin hem iç hem de dıştan manevi baskı altına alınacaklarını, kişiliklerinin ve gelişimlerinin zarar göreceğini, bu durumun toplumun geleceğini önemli ölçüde etkileyeceğini de şimdiden söylemek müneccimlik değil.
Açık olan şu; Hükümet bu düzenleme ve otomatik yerleştirme uygulaması ile hem İmam Hatiplere ayrıcalık tanıyarak meslek liseleri arasında ayrımcılık yapmış oldu, hem de Sünni İslamı esas alan dini ağırlıklı eğitimi yaygın ve zorunlu hale getirmiş oldu. Bu zorunluluktan kaçışın yolu özel liseler ki bu da yine parası olana.
Hayatımız değişiyor, geleceğimiz kaderlere, günahlara emanet ediliyor. Tepki mi?
Deniyor ki; bu duruma her kesimden isyan var. Nerede? Geçlerimizin, geleceğimizin kafası, ruhu çalınmaya çalışılırken, etkili toplumsal gösteriler var da biz mi görmüyoruz. Okulları boykot kararı ve tutumu var da biz mi duymuyoruz. Hükümet baskı altına alındı da haberleri mi yok? Bakıyorum, duran adam bile daha çok ses çıkarmıştı diye düşünüyorum. Hatırlarsanız zorunlu din dersine bile karşıydık, ne oldu? İddialarımızdan, ilkelerimizden, özgürlüklerimizden, kimliğimizden mi geçtik? Cesaretimizi mi yitirdik? Karar veremedim…