İzmir’deki Balçova Salih Dede Anadolu Lisesi Müdürü’nün ailelere gönderdiği kaymakamlık yazısında "T.C uyruklu Hıristiyan ve Musevilik dinlerine mensup öğrencilerin bu dinlerden birine mensup olduklarını belgelendirmeleri kaydı ile din dersine girmeleri zorunlu değildir" deniliyor. Bu durumda Aleviler ve ateistler bunu belgeleyemediği için çocukları zorunlu din dersine girecek.
Nedir bu zorunlu din dersi hikayesi?
Türkiye’de din dersleri, 1980 askeri darbesi sonrasında hazırlanan 82 Anayasası’nın "Din Kültürü ve Ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır" hükmünü getiren 24. maddesiyle zorunlu hale getirildi.
Sonraki yıllarda bu konuda en önemli karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) çıktı. AİHM 2007’de verdiği kararda zorunlu din derslerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Ek 1 No’lu protokolünün "eğitim hakkını" düzenleyen 2. maddesine aykırı buldu. Danıştay 8. Ceza Dairesi ise, 2008’de iki velinin çocuklarının zorunlu din dersinden muaf tutulması amacıyla açtığı davada, din dersi ve ahlak bilgisi dersinin içeriğinin hukuka aykırı olduğu yönünde karar verdi.
Bu karar olumlu da olsa, değişen bir şey olmadı.
AİHM kararına rağmen zorunlu din dersleri kaldırılmadı ya da müfredat değişmedi. Devlet çocukları derslerden muaf tutmuyor. Ailelere "istiyorsanız dava açın" diyorlar. Bu zamana kadar açılan onlarca dava ailelerin lehine sonuçlandı, ama insanların bu şekilde dava açmaya zorlanması ve inançlarını açıklamak zorunda bırakılmaları Anayasa’nın 2.ve 10. maddelerine de aykırı.
Türkiye’deki eğitim sistemi, Türk etnisitesine dayalı ve sünni Müslüman din anlayışını "resmi din" olarak öğretiyor. Eğitim sistemi bu özelliği nedeni ile ayrımcı ve militarizmi kutsayan özelliklere sahip. Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle güvence altına alınan ayrım gözetmeme, çocuğun eğitim hakkı, eğitimin hedefleri, azınlıklara ya da yerli halklara mensup çocukların kendi kültürünü, kendi dinini ve kendi dilini kullanma hakkının uygulanmamasının en önemli nedeni de tekçi anlayışa sahip birey ve yönetimlerin olması. Doğalında hükümet de AİHM’in zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili kararını uygulamıyor. Alevilerin ve farklı inanç gruplarının taleplerine kulak tıkamaya devam ediyor.
Eğitim sistemi AKP Hükümetiyle de birlikte sadece bir dinin mezhebine uygun hale getirildi. Din dersi adında verilen ders, tüm dinlerin kültürünü içermesi gerekirken, içlerinden sadece birinin seçilip öğrenciye empoze ediliyor olması baştan sona çelişkidir. O zaman "zorunlu din dersi" yerine, "zorunlu İslamiyet dersi" olarak değiştirmeleri gerekiyor.
Küçük yaştaki çocuklardan birkaç bin hafız veya imam yetiştirmek için milyonlarca çocuğun hayatı ile oynanmak isteniyor.
Hatırlarsanız Erdoğan, Almanya’da "asimilasyon insanlık suçudur" demişti. Asimilasyonun alasını yapan Erdoğan, Alevi çocuklarını da asimilasyona maruz bırakmak için her türlü usulsüzlüğü uyguluyor.
İlla çocuklarımızı AİHM kararına rağmen zorunlu din dersinden muaf etmek için Müslüman olmadığımızı kanıtlayan bir belge mi istiyorlar? Hangi makamdan alınacağını da söylesinler, ilk ben başvuracağım.
Zorunlu İslamiyet dersi
Geçtiğimiz günlerde İzmir’in Narlıdere İlçesi’nde 11 Kasım tarihinden bu yana çocuklarını zorunlu din derslerine göndermeyen çoğunluğu Alevi ailelere okul yönetimi bir yazı göndererek, Müslüman olmadıklarını kanıtlamalarını istiyor.