Her fırsatta Kürtleri kriminalize etmeye çalışan Alman devleti, aktif siyaset yürüten anneyi çocuklarından ayırmak için uğraşıyor. Zozan’la dayanışma mesajı veren Sol Parti Milletvekilleri “davanın takipçisiyiz” dedi.

DÎLAN KARACADAĞ

Almanya’da benzeri olmayan bir sindirme politikası ile 5 çocuğunun velayeti elinden alınmak istenen Zozan G.’nin duruşması 22 Ocak’ta Oberhausen’da görülecek. Kadın örgütleri ve aktivistler duruşma günü mahkeme önünde eylemde olacak. Zozan’la dayanışma mesajı veren Sol Parti Milletvekilleri Gökay Akbulut, Ulla Jelpke ve Niema Movassat "Davanın takipçisiyiz" dedi.

Her fırsatta Kürtleri kriminalize etmeye çalışan Alman devleti, aktif siyaset yürüten anneyi çocuklarından ayırmak için uğraşıyor. Polis, iç istihbarat, gençlik dairesi ile Alman yargısı birlik olup Zozan G.’nin çocukların refahına uygun bir yaşam sürdürmediği, aktif siyasete teşvik ettiği gerekçesiyle velayet hakkını elinden almak istiyor. 22 Ocak’ta Oberhausen Aile Mahkemesi’nde duruşması görülecek Zozan ile dayanışma içinde olduğunu duyuran Die Linke’nin (Sol Parti) Federal Parlamento Milletvekilleri Gökay Akbulut, Ulla Jelpke ve Niema Movassat gazetemize konuştu.

Jelpke: Anayasa’ya aykırı

Zozan’a yönelik suçlamaların Kürtlere yönelik kriminalizasyonu da aştığına işaret eden Jelpke, "Bir anne, kızı gittiği yolda motive ettiği için velayeti elinden alınmak isteniyor. Bu mantığa göre gidilirse çocuklarını iklim eylemleri Fridays for Future için teşvik eden ebeveynler de cezalandırılmalı" diyerek, suçlamanın saçmalığına işaret etti. Velayet hakkını iptal etmenin kolay olmadığını kaydeden Jelpke, "Bir çocuğun velayeti, aktif siyaset içinde ebeveynleri baskı altına almak ve cezalandırmak için kullanılamaz" dedi. Almanya’da ailenin Anayasa’nın özel koruması altında olduğunun altını çizen Jelpke, "Bu saçma ve düpedüz Anayasa’ya aykırı uygulamanın kesinlikle reddedileceğinden eminim" diyerek ekledi: "Bu davayı yakından takip edecek, sonuna kadar mücadele edeceğim."

Akbulut: Aileye kabus yaşatılıyor

Sol Parti Kürt Milletvekili Gökay Akbulut, "Zozan ve çocuklarının yaşadığı adeta bir kabustur. Siyasete aktif katılan bir kadın, çocuklarıyla birlikte kriminalize ediliyor ve aile korkutuluyor" dedi. Aile avukatının çeşitli vesilelerle çocukların suçlamalarla orantısız bir uygulamaya maruz kaldığını dile getirdiğini söyleyen Akbulut, "Çocukların velayet hakkı, Ceza Hukuku ve devlet siyasetiyle ilgili bir konuda araç olarak kullanılıyor, bu bir skandaldır" diye belirtti.

Bu büyük bir skandaldır!

Kürdistan ile dayanışan bir ailenin kriminalize edilmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden Akbulut, "Eğer Kürt sorunu ile ilgilenen, aktif siyasete katılan birinin elinden velayeti bu nedenle alınıyorsa; alınmaması için ebeveynlerin siyasete mesafeli yaklaşması gerektiği yönünde bir mesaj varsa bu büyük bir skandaldır" ifadelerini kullandı. Önümüzdeki hafta görülecek duruşmayı yakından takip edeceğini belirten Akbulut, "Bu konuyu açıklığa kavuşturmak için çalışacağım. Aktif siyaset içindeki ebeveynlerin bu şekilde susturulmaya çalışılması kabul edilemez" dedi.

Movassat: Absürt ve dayanılmaz

Sol Parti Milletvekili Niema Movassat ise Zozan G.’nin velayet hakkının kızı Türkiye’deki siyasi tutsaklarla dayanışma için katıldığı haklı eylemler nedeniyle elinden alınmak istenmesinin "absürt" olduğunu söyledi. Gençlik Dairesi’nin (Jugendamt) "çocuklar tehlikede değil" kararına rağmen konunun yargıya taşınmasına tepki gösteren Movassat, "Rojava için mücadele eden, siyasi olarak aktif bir Kürt kadınını susturmaya ve sindirmeye çalışıyorlar. Bunun için çocukların kullanılması dayanılmaz bir durum. Asıl olarak çocukların refahını tehlikeye sokan anneleri değil, bu davadır" diyerek tepkisini dile getirdi.

Arkasında Staatsschutz var

Çocuk ve gençlerin de temel hak ve özgürlükler olan ifade, toplanma özgürlüğünün olduğunun altını çizen Movassat, anneye yönelik suçlamaların mesnetsiz olduğuna işaret etti. "Bu dava sıradan ve normal bir dava değil" diyen Movassat, şu bilgiye de paylaştı: "Aldığım bilgilere göre istihbarat (Anayasayı Koruma Dairesi) ve polisin Essen Devlet Koruma Dairesi (Staatsschutz) bu davayla son derece ilgili. Hatta Devlet Koruma Dairesi’nin bu davayı başlattığı yönünde bilgiler var."

22 Ocak’taki eyleme çağrı

Zozan’ın davasıyla ilgili birçok kez sosyal medya üzerinden açıklamada bulunan Milletvekili Movassat, "Bu tür bireysel aile hukuk davaları mecliste gündeme getirilemiyor. Ancak bu konuyu sosyal medya ve basın üzerinde gündemde tutmaya devam edeceğim" dedi. Zozan’ın duruşmasının görüleceği 22 Ocak Çarşamba günü Oberhausen mahkemesi önündeki Friedensplatz’ta saat 08.30’da yapılacak eyleme de katılım çağrısında bulunan Movassat, "Herkesin Zozan ile dayanışma içinde olması önemlidir" diye belirtti.

 
 

Avukat Engels: Böyle bir dava görülmedi

 

Zozan G.’nin avukatı Tim Engels de gazetemize çocukların anneden alınması tehdide ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avukat Engels’in aktarımlarına göre Zozan ve çocuklarının ifadeleri ile yetinmeyen dava hakimi, 22 Ocak’ta yapılacak duruşma öncesi Karlsruhe Devlet Koruma Dairesi’nden ve orda bu dosya ile görevli polisten daha fazla bilgi ve dosya talebinde bulundu. Tim Engels konu ile ilgili “Suç teşkili oluşturma ihtimalini düşünerek tüm aile fertlerinin katıldığı bütün siyasi etkinlikler hakkında ilgili makamlardan her türlü bilgi ve belge istenmiş’’ dedi.

Daha önce emsal bir davanın Almanya’da olup olmadığı sorusuna ilişkin ise Tim Engels, 1950 yılından bu yana “Komünist Avı” dışında Federal Almanya’da böylesi bir davanın görülmediği cevabını verdi. Hakimin ‘ısrarcı’ oluşana da dikkat çeken Engels, anı zamanda ‘intiba’ oluşturmak için de yoğun çaba sarf etmesini gülünç bulduğunu belirterek konu hakkında şunları söyledi: “Görünen o ki hakim annenin ve kızının ifadesini inandırıcı bulmuyor. Hakime göre Zozan, Kürt Hareketi içerisinde aktif ve kızına da fikirlerini aşılıyor. Tabii dosyada bu biçimde yazılmıyor, bilgi ve belgelerle bu kanaatini kesinleştirmek istiyor.”

‘Anayasaya ölümcül darbe’

Avukata göre annenin çocuklarına bakma hakkının elinden alınması, anayasaya vurulacak bir ölümcül darbe olacak. Çünkü siyasi olarak pek ‘hoş’ karşılanmayan kişiler için caydırıcı olması için ‘çocukların çıkarı’ bahanesi ile araçsallaşmaya müsait bir duruma geliyor. Bu şekilde de anayasanın 6. maddesi ihlal ediliyor.

Avukat Tim Engels, olası bir durumda devletin çocuklara el koyma hakkının çok katı bir şekilde sınırlandırıldığını ve ancak çocuğun tehlikede olduğunun ispatlanması hâlinde geçerli olabileceğini belirtti. Bu davada ise bunu ispatlayacak bir durum söz konusu değil; çünkü Gençlik Dairesi, öğretmenler, komşular ve doktor çocukların güvenlik ve selameti ile ilgili herhangi bir tehlikenin olmadığını söylüyor.

‘Endişe verici bir durum’

Avukat Tim Engels “Çocukların selameti ile ilgili bir tehlikenin olmadığı çok rahat bir şekilde görülebilir. Fakat ‘tehlike’ olduğuna dair siyasi bir arkaplan oluşturmaya çalışıyorlar. Bu endişe verici bir durum” diye konuştu.

Geliştirilebilecek olası tedbirlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tim Engels “Hakimin iddia ettiği gibi tehlikeler söz konusu olsa bile bunun bertaraf edilmesi için farklı tedbirler mevcut. Anne ve babanın elinden çocuklarını almak başvurulacak en son yoldur. Hakim mahkemeyi annenin siyasi etkinliklere katılımını yasaklayacak tedbirleri alması için zorlayacaktır. Bu da hukuksal olarak hayati bir konudur, çünkü toplanma ve etkinlik yapma hakkı anayasa tarafından garanti edilmiş bir haktır. Ayrıca Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de aile güvence altına alınmıştır. Böylesi bir karar bunun da çiğnenmesi anlamına gelecektir” dedi.

‘Emsal olma tehlikesi’

Avukat Engels, basın aracılığıyla davadan haberdar olan farklı çevrelerin de davayı takip ettiğini belirterek, Hagen Çocukları Koruma Ambulantı’nın kendisini aradığını ve davanın ‘Fridays For Future’ eylemine katılan çocuklar için de emsal olabileceğini, bu yüzden kabul edilemez olduğunu ilettiklerini söyledi.

Avukat, 22 Ocak’ta yapılması planlanan duruşmanın iptal edilmesi ihtimalinin yüksek olduğunu, fakat olası bir duruşmada  hakimin mahkemede anne Zozan G.’nin siyasi eylemlere katılmasını yasaklama dayatmalarına da karşı çıkacağını ifade etti.

 
 

Uygulanan politikalar şok edici

Kadın aktivist Anja Flach, "Demokratik alanda aktif siyaset yürüten bir kadının bu şekilde tehdit altında olması inanılamaz" dedi. Bu davanın emsal olabileceği uyarısında bulunan Flach, aktif siyaset yürüten her kadının çocuklarının elinden alınması riski taşıdığına da dikkat çekti.

"Erdoğan rejimin dahi aklına gelmeyecek bir yöntem uygulanıyor.  Alman devleti ve mahkemelerinin siyasi olarak aktif Kürtleri kriminalize etmek için kullandığı araçlar beni şoke ediyor" diyen Flach, Zozan’ın 3-6 yaşındaki çocuklarının dahi sorguya çekildiğini hatırlatarak "Zozan'ın çocuklarının psikolojisini bu ağır etkiliyor; annelerinden uzaklaştırılmaktan korkuyorlar" diye konuştu.

Zozan ve çocukları ile dayanışma içerisinde olduklarını belirten Flach, “Daha iyi bir yaşam için mücadele eden tüm anneler ile dayanışmamızı ilan ediyoruz" dedi.