Federasyona Cîvaka Îslamiya Kurdistan - Kürdistan İslami Topluluk Federasyonu (FCÎK) tarafından, Amed'de düzenlenen Demokratik İslam Kongresi'nin Avrupa ayağı olarak Almanya'nın Hagen kentinde düzenlediği Demokratik İslam Konferansı, ikinci günün ardından sona erdi. Konferansın bitiminde, sonuç bildirgesi sunuldu.

Konferansın son gününde, "İslam'da Kadın" başlığıyla bir de panel düzenlendi. Hatice Turhallı'nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, ilahiyatçı yazar Hüda Kaya ile Yıldız Demir konuştu. Peygamberin ölümünün ardından Kur'an ve İslam'a fitne karıştırıldığını ve kadın konusunda gerilemeler yaşandığını belirten Kaya, şunları söyledi: "Özellikle Emeviler sonrasında kadın konusunda ciddi gerilemeler oldu. Rant, zulüm siyaseti, peygamberin ismini kullanarak hem halka hem de kadınlara baskıyı artırdı. Kadının sokağa, hatta Allah'ın evi camiye bile gitmesi yasaklanmıştır. Hatta bazıları, 'Kadın çirkin, cahil ve yaşlıysa ancak camiye gelebilir' gibi düşünceler bile geliştirmiştir. Kadına yönelik olumsuz yaklaşımlardan arınmak için beynimizde Kur'an ile bir temizlik yapmalıyız."
Yıldız Demir de, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için herkesin Kur'an'ı dayanak alması gerektiğini belirtti.

250 delege katıldı

Konferansın son gününde, sonuç bildirgesi de kamuoyuna sunuldu. Bildirgenin giriş bölümünde, Avrupa'nın değişik kentlerinden gelen 250 delegenin konferansa katıldığı belirtilerek, "Konferansımız, Mediye medeniyetinin bizzat uygulayıcı olan Hz. Muhammed'in toplumsal öğretilerinin temel alınması gerektiği sonucuna ulaşmıştır" denildi.

Medine Vesikası referanstır

Bildirgede 13 maddeyle sıralanan Konferans sonuçları ise şöyle:
* Konferansımız Ortadoğu ve İslam dünyasının barış arayışında Müslümanlar arasındaki sorunların kaynağını tartışmış ve sorunların İslam'ın iktidara bulaştırılmasından kaynaklandığını ortaya koymuştur. İktidara bulaştırılan İslam, toplumları birbirine düşman etmiş, telafisi zor hasarlara yol açmış ve Asr-ı Saadet İslamı'nı gölgelemiştir. İktidar erki zulme ve zorbalığa dayanırken, İslam öğretisi Kur'an ise insanlığı zulme tutum almaya davet etmektedir. Dolayısıyla konferansımız her türlü zulme karşı direnişi, İslam'ın esası olarak görmüştür.
* Peygamberimizin yönetimle ilgili yaklaşımını hem Kur'an'dan hem de Medine Vesikası'ndan öğreniyoruz. Bu vesileyle İslam adına saltanatı ve istibdatı sunanların Peygamberin uyguladığı yönetim şekliyle alakasının olmadığını görmekteyiz. Oysa Medine Vesikası, çok kimlikli, çok dinli ve çok inançlıdır; karşılıklı rızaya dayalıdır. Bu nedenle Konferansımız, Ortadoğu'daki sorunların çözümünde Medine Vesikası'nın referans alınması gerektigini ifade etmiştir.
* İslam dini, her türlü asimilasyonu, inkar, imha ve tekleştirmeyi Allah'ın ayetlerinin inkarı olarak görmüştür. Bu minvalde başta Kürt halkının dil, kültür ve kendini yönetme hakkına karşı çıkmanın Allah'ın bu emrine karşı çıkmakla eşdeğer olduğunu ortaya koymuştur.
* Barış dini olan İslam, halklar nezdinde şiddetle anılmakta, bu da İslam'ın ana eksenini tahrif ederek özünü açığa çıkarmasını engelleyen temel neden olmaktadır. Şiddet sarmalına giren İslam alemi, tarihin en büyük acısını yaşamaktadır. Konferansımız, "Ey iman edenler! Hep birlikte barışa girin" (Bakara-208) hükmünce savaş ve şiddetten kaçınmayı esas alan bir yaklaşımı ortaya koymuştur.
* İslam milletlerine bulaştırılan menfi milliyetçilik ve ırkçılık, Allah'ın ayeti olarak yarattığı diğer milletlerin inkarını beraberinde getirmiştir. Kur'an'ın ve Peygamberin öğretileriyle tamamen çelişen ırkçılık mikrobunu terk edip hukuki ve siyasi çoğulculuk esasına göre yaklaşım gösterilmesini, İslam'da ümmet anlayışının da tekleştirmenin tersine farklılıkları birarada barındırdığını ve koruduğunu çok açık ve net bir biçimde ifade etmiştir.
*  Ortadoğu ve İslam aleminin sosyal ve siyasi olarak en temel sorunu, Kürtlerin ve Kürdistan'ın hak, hukuk ve egemenlik sorunudur. Konferansımız bu sorunun çözümünde İslam alemi ve milletlerinin Kur'anda buyrulduğu gibi üzerlerine düşen sorumluluğunun gereklerini yerine getirmesini temel alan bir yaklaşımı ortaya koymuştur.
* İlim ve irfan merkezleri olan Kürdistan medreseleri İslam ilim dunyasına oldukça değerli katkılarda bulunmustur. Günümüzdeyse, İslami eğitimlerde siyasi hareket ve iktidarların insafına terk edilmiş, iktidarların yedek gücü haline gelmiştir. Bu illetin bertaraf edilmesi için modern ilimlerle beraber ve kendi anadilleriyle medreselerin yeniden inşa edilip kurumlaşması zorunlu bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.
* Konferansımızda İslami toplumlarda kadının içler acısı durumu ele alınmış, Kur'an'ın ve Peygamberin yaklaşımı doğrultusunda kadına şiddet ve dışlama reddedilmiştir. Kadın ve aile sorununun eşitlikçi ve özgürlükçü temelde çözüme kavuşturulmasını esas alan bir yaklaşım ortaya çıkmıştır.
* Kürdistan'daki Müslümanlar kadar Avrupa'da yaşayan Kürt Müslümanların da sürekli diyalog içerisinde olup, ortak çatı altında kurumsallaşmaları gerekmektedir. Konferansımız, Avrupa'da yaşayan tüm gerçek Müslümanlara örgütlenme çağrısında bulunmuştur.
* Avrupa'da yaşayan diğer İslam milletleri ve farklı inanç gruplarıyla müsbet anlamda fikir ve görüş alışverişi içerisinde olunması, evrensel inanç ilkeleri üzerine ortak platform çalışmalarının yapılması kararına ulaşılmıştır.
* Böylesi konferansların devam etmesi, giderek kurumlaşması ve daha da genişletilerek belli bir iradeye kavuşturulması konusunda bir yaklaşım netliğine varılmıştır. Yine, Avrupa'daki Kürt cami ve kültür merkezlerinin artırılması ve işlevsel hale getirilmesi temennisinde bulunulmuştur.
* Konferansımız, Rojava Devrimi'ni selamlarken, İslam adına Kürtlere karşı katliam ve soykırım girişiminde bulunan güçleri şiddetle lanetlemiş, halkımıza karşı işlenen suçlardan bir an önce vazgeçme çağrısında bulunmuş, bu katliamlar karşısında sessiz kalan uluslararası güçleri de hak ve adalet doğrultusunda hareket etmeye davet etmiştir. Yine kendine İslam devleti diyen İran'ın Kürt siyasi tutsakları idam ederek işlediği cinayetlerden bir an önce vazgeçmesi çağrısında bulunmuştur.
* Kongremiz, Mele Abdullah Timoki, Şêx Said ve Said-i Kurdî şahsında gerçek İslam'ın öğrenilmesinde emeği geçen tüm medrese mensuplarına atfedilmiştir. Kongremiz, çağımızda egemen kapitalist moderniteye alternatif olarak adil, demokratik, çoğulcu, eşitlikçi ve özgürlükçü İslam anlayışını önemsemektedir. Konferansımızın toplanmasına öncülük eden Sayın Abdullah Öcalan tarafından gönderilen mesaj önemli ve değerli bulunmuştur. Barış sürecine daha etkin katılımı için Öcalan'ın özgürlüğünü dualarımızla destekliyor ve istiyoruz.


HÜSEYİN BAKIR/HAGEN