Zulmün efendisi emperyalistler, daha düne kadar Kuzey Afrika, Arap ülkeleri ve Ortadoğu’daki iktidarlarla can ciğerdiler. Ne oldu da görevlendirilmiş Firavunların, Muaviyelerin, Nemrutların cilası döküldü?
Zulmün efendileri 20. Yüzyılda dünyayı “1. ve 2. Dünya Savaşı” ile paylaştılar. Bu savaşlarda milyonlarca insan yaşamını yitirdi! “Komünizm tehlikesine karşı Yeşil kuşak” vb. ile emperyalistler Ortadoğu’ya egemen oldu. Zulmün efendileri “Her yeni durumda” yeniden halkları birbirine kırdırıp ”Tatlı iktidarlarını” sürdürdüler. Bu gün “Ortadoğu’ya demokrasi getirmek, Dünyayı nükleer tehlikeden korumak, Fundamentalizm tehlikesi, Taliban terörizmi, Arap baharı” vb. gerekçelerle Ortadoğu’ya girenler kan dökmeye, can almaya devam ediyor.
Dünya halklarının ve emekçilerin sırtından geçinen zulmün efendileri kendi çıkarları için 21. yüzyılı planlıyor. Yeni parola: “21. Yüzyılda pazar ve enerji kaynakları başta olmak üzere; inançsal, kültürel, sanatsal, politik yönden yaşamı ilgilendiren her şey kullanılacak ve emperyalizmin ihtişamı için ne gerekiyorsa yapılacak!” Bu amaçla, “Eskimiş Firavunları, Muaviyeleri ve Nemrutları yenilemek gerek!” Ezilen, yoksul halkların demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet gibi özlemlerini ve yerel iktidarlara karşı birikmiş tepkilerini kullanarak hedefe giden zulmün efendilerinin yeni planı “Arap Baharı.” Arap Halkları, Firavunların, Muaviyelerin, Nemrutların çöl fırtınasına “Rahmet okutan” iktidarına karşı onurluca direniyor. Zulmün efendileri ise bu direnişi “Yeni işbirlikçi iktidarlar yaratmanın” aracı haline getirme çabasında.
Bu noktada zulmün efendileri tarafından “Örnek” parti olarak gösterilen AKP ve “Örnek demokrasi” olarak gösterilen Türkiye sorunun odak noktasında yer alıyor. Türkiye’de siyaset “Tek İktidar” yolunda “İyi ve dindar çocukların egemenlik alanı” oldu. Başbakanın “Tek Din” sözü bir “Dil sürçmesi” değildi. Gizlenmiş bir gerçeğin itirafıydı. R. Tayyip Erdoğan İslam Dini’ni AKP iktidarı için kullanıyor. Ve “Zorunlu Din Dersi” zulmüne devam ediyor. Bu da yetmiyor “Kuranı Kerim, Arapça, Hz. Muhammed’in Hayatı” “Seçmeli ders” olarak düzenlendi. Okulların tamamını “İmam Hatip” yapan “Tekçi İktidar” varken kim “Bu dersleri seçmiyorum!” diyebilir ki?
Siyasallaştırılan ve kullanılan sadece İslam Dini midir? ABD Hıristiyanlık Dinini, İsrail Devleti Yahudilik Dinini siyasallaştırarak kirli iktidarlarına malzeme yapıyor. Rönesans ve Reformu yaratan bir tarihten gelen Avrupa Birliği (AB) de maalesef bu oyunun ortağıdır. ABD’nin “Medeniyetler çatışması” “Dinler arası diyalog” adıyla ürettiği tüm entrikalar üç dini kullanarak ezilen yoksul halkları kuşatma çabasıdır. Siyasal İslam, Siyasal Hıristiyanlık, Siyasal Yahudilik ile 21. Yüzyılı planlayan zulmün efendileri AKP gibi Aleviliği ve Alevilerin varlığını kabul etmiyor.
Değerli canlar, hatırlar mısınız? Bir zamanlar “Alevi Açılımı” vardı? Sonra ne oldu? Madımak davasında katillere “Zaman aşımı” ödülü, “Zaman aşımı kararına” da “Hayırlı uğurlu olsun!” ödülü verildi. “İyi ve dindar çocuklar” Adıyaman, İzmir, Antep, Erzincan ve Didim’de kapılarımıza “Bir gece ansızın” işaret koydular. Şimdi yeni bir katliam tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Aynı dönemde bir de “Kürt Açılımı” vardı! Binlerce siyasetçi, belediye başkanı, meclis üyesi, kadın, genç, bilim insanı, gazeteci, hukukçu demeden sürek avı ile toplanarak hapishanelere konuldu. Yetmedi “İyi çocuklar” “Bir gece ansızın” Uludere’de 34 masum ve sivil insanı katletti. Hala Kürt ve Türk gençleri ölmeye, kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor!..
Hükümet Roman canlarımızı da unutmamıştı! “Roman Açılımının” sonucu Sulukule’nin talan edilmesiyle sonuçlandı. Romanların yerleri yurtları ile birlikte kültürel hafızaları da ortadan kaldırıldı.
Ortadoğu ve Afrika’da Yeni Osmanlıcılık hülyası ile ABD taşeronluğu yapan Başbakan bilmelidir ki Suriye’ye demokrasi getirecek olan Suriye Halklarıdır. Türkiye’de en ufak bir muhalefete ve hak talebine biber gazı, toplu gözaltı ve tutuklama ile cevap veren AKP Hükümetinin niyeti sahiden Suriye Halkları kurtarmak mıdır? Yoksa hemen her gün kürsülerden tehditler savuran Başbakan savaş tamtamcılığı mı yapıyor? Başbakan Suriye’ye karşı yürüttüğü kirli politikayı meşrulaştırmak için Alevilere karşı nefret dili kullanıyor. Aleviler, bu kin nefret diline karşı gereken tavrı gösterecek, asla zulme, savaşa ve katliama müsaade etmeyecekler.
Biz Aleviler, AKP’ye ve Başbakana “Suriye’den Elini Çek, Ülkene Bak! İnançlara Eşitlik, Halklara Özgürlük…” diyeceğiz. Gelin 3 Haziran 2012 Pazar günü Adana Uğur Mumcu Meydanı’nda buluşalım, Türkiye’de ve Ortadoğu’da savaşa hayır diyelim!..
Zulmün efendilerine hayır