Gelmesinler diye süründürüyorlar

Dosya Haberleri —

9 Şubat 2021 Salı - 20:35

  • “Yarısı yıkılmış eski bir fabrika binası var. Burada çoğunluğu Kuzey Afrika’dan, Fastan ve Cezayir’den gelen mülteciler barınıyor. 10 ay önce polis, kaldıkları çadırları yakarak kullanılmaz hale getirmiş.”

NİHAL BAYRAM /

FOTO: Dr. Gerhard Trabert/Alea Horst 

Alman doktor Gerhard Trabert, Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı sahibi ve Almanya’da Yoksulluk ve Sağlık Derneği kurucusu. Onlarca yıldır savaş bölgelerinde ve mülteci kamplarındaki tıbbi yardım çalışmalarına öncülük ediyor. Yunanistan’ın Midilli Adasındaki kamplarda yardım çalışmaları organize eden Prof. Dr. Trabert’in son durağı ise Lipa Kampı başta olmak üzere Bosna’daki mültecilerin barınma alanları oldu.
Bosna Hersek’in kuzeybatısında sıkışıp kalan mülteciler, zor koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Bosna’yı Avrupa Birliği üyesi ülkelere geçiş güzergahı olarak kullanan mültecilerin ne hareket etmelerine izin veriliyor ne de yeterince ihtiyaç tedariki yapılıyor. Dr. Trabert, yüzlerce insanın yaşamak zorunda kaldığı koşulları, tüm açıklığıyla anlatıyor.

Bosna’da nerelere, hangi kapsamda ve hangi niyetle gittiniz?
Başta Bihać olmak üzere Kladuša, Bosanska ve Lipa’ya gittik. Lipa’da mülteci kampına da girebilmemizi sağlayan ise Avrupa Birliği delegasyonunun ve Bosna’daki Almanya elçisinin de eş zamanlı olarak orada bulunması oldu. Normal şartlar altında bu kampa girmeye izin vermiyorlar.
Bosna’ya gitmek için resmi bir yönlendirme almadım. Ekibimizle birlikte oraya insanlara yardım etmeye gittik. Toplam iki yüz ayrı tedavi gerçekleştirme imkanı bulduk. Doktor olarak acil durumda olanlara yardım etmek, bizim ilkemizdir; gitme nedenimiz de budur.

Kampta nasıl bir manzarayla karşılaştınız?
Çok çarpık bir manzaraydı. Bir tarafta kampa gelen AB delegasyonundan dolayı medya çalışanlarını, kanton temsilcilerini ve kamp yönetimini görüyorsunuz. Diğer tarafta ise ayaklarında plastik terlikler ile karın içinde çay sırasında bekleyen, yüzünde salgına rağmen maskesi olmayan, fiziki mesafeyi de sağlayamayan, yüze yakın insan. Bir bardak çay için kar altında yalınayak veya ayağında terlikle saatlerce bekleyen insanlar.

Bu Bosna’ya ilk gidişinizdi, değil mi?
Evet. Lipa ve çevresinde bulunan kamplarla ilgili yetkililerle bundan iki buçuk yıl önce de irtibat kurmuştuk. O dönemde bize Bosna makamları açık bir biçimde, “Burada yardıma ihtiyaç yok” demişti. Biz tabii yine de mültecilerin ağır koşullar altında yaşadıklarından haberdardık. Bu yıl ise artık beklememeye karar verdik ve kendi kararımız ile Bosna’ya gittik.