Konuş sen kimsin? Ben Şivanım
Dosya Haberleri —

Süleyman Salğucak
Seçimlerde "Konuş, sen nerelisin?" sözleri ile hafızalara kazınan Şırnaklı Süleyman Salğucak ile hikayesini konuştuk:
- Süleyman amcanın okuma yazması yok. Çocukken çobanlıkla başlayan yaşam sınavı bu yaşına kadar sürmüş. Sorularıma, "Ben Şivanım, Reçberim" diye yanıt veriyor ve ekliyor: "Kendimi bildim bileli çobanlık yapıyorum. Öküzlerle, katırlarla, traktörle tarla sürdüm. Tüm hayatım böyle geçti."
- Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla başlayan süreci olumlu bulduğunu ifade eden Süleyman amca, "İyi olacağını düşünüyorum. Dünya da güzelleşir. Sayın Öcalan’a güveniyoruz. Halkımıza güveniyoruz" diye kaydediyor.
- Süleyman amcanın bu dönem kaygısı doğa ve yaşam alanlarının talan edilmesi: Şöyle diyor: "Bölgede çalışan maden ocakları var. Petrol var diyerek Gabar’ı yok ettiler. Ormanlık alanlar yok edildi. Bizim doğamıza zarar veriyorlar, talan ediyorlar. Topraklarımızdan uzak dursunlar."
- Süleyman amca "Konuş, sen nerelisin?" sözlerine ilişkin ise şunları söylüyor: "Ben haksızlığa tepki gösterdim. Dava açtılar. Son duruşmada hakim ve savcı kadındı. Hakim bana, 'Süleyman bey savcı tutuklama istiyor' dedi. Ben de ona hakime hanım sen nerelisin dedim. Konuş demedim. Güldü. Beraat verdi."
GÜLCAN DERELİ
"Konuş, sen nerelisin?" Ben Şırnaklıyım! Bir yanım Cudi, bir yanım Gabar, bir yanım Kato... Besta, Namaz Dağları ve Ava Spî bir diğer yanım. "Konuş sen nerelisin?" Ben Hz. Nuh'un diyarındanım. Mem û Zîn ve Melayê Cizîrî'nin evsahibiyim...
Botan'ın kalbindeyim. Etrafımı çevreleyen bu görkemli dağlar büyüleyici... Şırnak'a ilk bakışta aşık oluyorum. Bu geçit vermez dağlarla çevrili şehrin asiliği, insanın asalet duygularını depreştiriyor. İnsanı isyankar, ele avuca sığmaz kılıyor...
"Konuş, sen nerelisin?" sözü, bir çobanın tarihe düştüğü not olarak kayıtlara geçti. W. Shakespeare'in bir repliğini andırıyor: "Olmak ya da olmamak..."
Şırnak, resmi verilere göre bin 343 rakımda. Yüksek rakımlı olduğu için hava soğuk. Dağların tepelerinde karlar görülüyor. Bir taraftan yağmur, bir taraftan da hafif ipeksi bir hava... Baharın kokusu her yeri sarmış...
Şırnak merkez ile ilçesi olan Silopi aralarındaki sıcaklık farkının bazen 12 derecelere çıktığını öğreniyorum. Şırnak'ın 6 ilçesi var: Beytüşşebap (Elkê), Cizre (Cizîr), Güçlükonak (Basê), İdil (Hezex), Silopi (Silopiya) ve Uludere (Qilaban).
Yağmur, çamur...
Şırnak'a giderken aklımda hep "Konuş, sen nerelisin?" diyen Süleyman Salğucak'ın sözleri yankılanıyor. Onu dinlemek, hikayesini öğrenmek istiyorum. Ancak kendisine ulaşmak kolay olmuyor. Sabah erkenden evden çıktığını ve keçileri alıp yaylaya gittiğini öğreniyorum. Akşam 7-8 gibi evde olur bilgisini alınca o saati bekliyorum. Saat akşam sekizi gösterince yola koyuluyorum. Kapıda beni Süleyman amca karşılıyor. Gözüme ilk çarpan şey, hemen kapının çaprazında çerçeve içine alınmış Sırrı Süreyya Önder'in gülümseyen fotoğrafı oluyor.
İçeri girip selamlaşmalarımızın ardından Süleyman amca, viral olan videoda giydiği ulusal kıyafetini giyip geliyor. Pûşîsini de güzelce başına sarıyor. Artık hazırız. Sohbetimiz başlıyor. Tatlı tatlı gülümsemesiyle, "Hadi sorun" diyor.
Torun sayısına seviniyor
Süleyman amca, 8 Mayıs 1964 yılında Şırnak merkezde dünyaya gelir. 5 kardeşi olan Süleyman amcanın 9 çocuğu var. Torunlarını soruyorum ancak kaç torunu olduğunu bilmiyor. Gülerek çocuklarının sayısını da tam bilmediğini söylüyor! Odadaki aile bireyleri ile birlikte torunları sayıyoruz. Sonunda 28 torunu olduğunu hep birlikte kayıt altına alıyoruz. Sonuç onu çok keyiflendiriyor. "Valla bilmiyorum, ne yapayım" diyor.
Ben Şivanım, Reçberim
Süleyman amcanın okuma yazması yok. Şöyle diyor: "Okula gitmedim, hiç okumam-yazmam yok. Ne olmuş." Çocukken çobanlıkla başlayan yaşamla sınavı bu yaşına kadar sürmüş. Sorularıma, "Ben Şivanım, Reçberim" diye yanıt veriyor ve ekliyor: "Kendimi bildim bileli çobanlık yapıyorum. Çocukluktan beri çalışıyorum. Elle tarla biçtim. Öküzlerle, katırlarla, traktörle tarla sürdüm. Bir ara da kamyon şoförlüğü yaptım. Tüm hayatım böyle geçti."
Keçilerle yaşıyor
62 yaşındaki Süleyman amcanın hiç sigortası olmamış. Sağlıkla ilgili sorunlarını da hep doğal yöntemlerle çözmeye çalışmış. Sigortası olmadığı için de bir emekli maaşı yok. Tüm geçimini hayvancılık ile sağlayan Süleyman amca, "20 tane keçim var, ben şimdi onlarla uğraşıyorum. Her sabah çıkıyorum, onları yaylaya otlamaya götürüyorum. Akşam da hava kararınca eve geliyorum. Hayatım böyle. Bu yaşıma geldim ne sigortam oldu, ne de maaşım. Yaşım da geçmiş, zaten emekli aylığım da yok. Hayvanlarımla geçimimi sağlıyorum" diyor.
Yaylalar rahat, maden sorun...
Şırnak yaylalarının yüzde 80’ni bir yıl öncesine kadar yasaktı. Süreçle birlikte yaylalara daha rahat çıktıklarını söyleyen Süleyman amca, şöyle diyor: "Bu süreç başlayana kadar bizim bu tüm bölgede yaylalara çıkmamız yasaktı. Çözüm sürecinin başlamasıyla yaylalar serbest bırakıldı. Ama bizim kaygımız şudur; bölgede maden ocakları var. Petrol var diyerek Gabar’ı yok ettiler. Ormanlık alanlar yok edildi. Biz şimdi bunlarla savaş halindeyiz. Bu maden ocakları ve petrol adı altında yapılan aramaların Şırnaklılara hiçbir faydası yok."
Topraklarımızdan uzak durun
Mezopotamya, tarımın ve hayvancılığın bereketli topraklarıdır. Ancak şimdi bu tarihsel özelliği tehdit altında. Medeniyet doğuran bu topraklar; maden, JES, HES gibi yıkım projeleri ile tehdit altında. Süleyman amca, hayvancılığın bitirilme noktasına getirilmesinden endişeli. Doğal yaşamın petrol arama bahanesiyle yok edildiğini dile getiren Süleyman amca, "Şu an haberlerde, motorin fiyatının 80’ni aştığını görüyoruz. Her gün devletin deyimiyle 80 bin varil petrol çıktığını söylüyorlar, 100 bin varile varılacağını söylüyorlar. Bu 80 bin, 100 bin varil benzin hani nerede? Bunun Şırnak halkına ve coğrafyasına faydası yok, zararı var. Bizim doğamıza zarar veriyorlar, talan ediyorlar. Biz bunları görüyoruz. Topraklarımıza zarar veriyorlar. Topraklarımızdan uzak dursunlar. Biz Şırnaklılar bunların da bitmesini istiyoruz" diye vurguluyor.
Dünya güzelleşir
Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihinde yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla başlayan süreci soruyorum Süleyman amcaya. "Sayın Öcalan ile başlayan süreci çok olumlu buluyorum. İyi olacağını düşünüyorum. İnşallah iyi olur. Dünya da güzelleşir. Sayın Öcalan’a güveniyoruz. Halkımıza güveniyoruz" diyen Süleyman amca, devletin bu sürece uygun karşılık vermesi gerektiğini dile getiriyor.
* * *
En güzel dayanışma...
Süleyman amca ile röportajımdan habersiz olan bir anne ile yolculuk yapıyorum. Sohbet sırasında Süleyman amcadan bahsediyorum, "Dün bana yine yakacak odun getirmişti" diyor. Sonrasında konu başka yerlerde de açılıyor. Ve Süleyman amcanın yoksul şehit ailelerinin kapısına hiçbir şey söylemeden yakacak odun bırakıp gittiğini öğreniyorum.
* * *
Konuşun dedim konuşmadılar...
Süleyman amcanın 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki bir sözü, seçime damga vurdu. Ülkenin gündemi, bir çobanın etrafında döndü. Her zaman oy kullandığı okulda oy kullanamayan ve farklı okulda oyunu kullanan Süleyman amca o anları anlatıyor: "Oyumu kullandıktan sonra sandıkları gezdim. 12 sandık vardı. Sandık görevlilerin hepsi Şırnaklıydı, tanıdıktı. Kızım Berivan da sandık görevlisiydi. Kızıma sordum Şırnaklılar oy kullanıyor mu diye, yok dedi. Dedim bunları tanımıyorum, kim bunlar nerden gelmişler? Kızım da oy kullananların hepsi yabancı, başka şehirlerden gelmişler dedi. Diğer sandık görevlilerine de sordum, kime sorduysam bana Şırnaklı kimse burada oy kullanmadı dedi. Hepsi yabancıydı. Dışarı çıktım. Belki yüz tane otobüs vardı. Baktım kuyruk var. Kuyruktakilere bağırıyorlardı 'tek sıra, tek sıra' diye. Eli silahlı görevliler vardı. O oy kullanacak sivillere silahı doğrultmuş tek sıra diye bağırıyordu. Sanki askerleri sıraya koyar gibi. Sıradakiler de perişan haldeydi. Ben de nerelisiniz, kimsiniz, nereden geldiniz diye sormaya başladım. Baktım konuşmuyorlar. Ben soru soruyorum ama onlar hiç konuşmuyorlardı. Artık dayanamadım hepsine tek tek, konuş, sen nerelisin dedim! Buna da cevap vermediler. Belki DAİŞ’lilerdi. İçlerinde Araplar da vardı. Orada tartışma çıktı küfür, hakaret ettiler. Kim olduklarını bilmiyorum."
* * *
Sen nerelisin hakime hanım?
Süleyman amcanın en çok dikkatini çeken şey, 24 yıldır oy kullandığı okulda kendisi gibi o mahallede oturan diğer yurttaşların da oylarının farklı okullarda olması oluyor. Bu durumu sorguladığını belirten Süleyman amca, "24 yıldır aynı okulda oy kullanıyorduk. O mahalledeki seçmenler yakın okullardaki seçmenlere dağıtılmış. Ben de bu haksızlığa tepki gösterdim. Bana dava açtılar. Üç duruşmaya çıktım. Son duruşmada hakim de savcı da kadındı. Hakim bana, 'Süleyman bey savcı sana tutuklama istiyor' dedi. Ben de ona hakime hanım sen nerelisin dedim. Konuş demedim. Sadece sen nerelisin dedim. Güldü. Beraat verdi" diyor.













