Kürt ülkesinin adı Kürdistan'dır!..

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

24 Mayıs 2022 Salı - 08:25

  • Şeyh Ubeydullah, Azadî, Hoybûn savaşçılarının torunları bugün PKK saflarındadır. Çünkü kurtuluşu örgütleyen, hareket odur. Kısacası PKK, ırkçı barbarlığa tepkinin devamı olarak doğdu. Halkın, can feda desteği ile büyüdü, ordulaştı. 

Şantaj, pusuculuk ve entrika sefaleti, bunların iftihar yolu,  yaşama biçimidir. Sefilleşmenin faydasız kaldığı kertede, “elini ver öpim abicim” dalkavukluğuna sarılıyorlar.  

Bu düşmüşlük, Osmanlı’dan devir ve teslim alınmış sefilliğin adıdır. Bu yoldan giderek NATO’ya alındılar.

Boynu bükük bir çaresiz, eli bağlı mağdur, Ruslarca tehdit edilen zavallı olarak Batı kapılarında beklediler. Bu rol nafile kalınca, rüşvet verdiler.

Haritadaki yerini bile bilmedikleri, Kore’deki savaşa, Amerika’ya rüşvet olarak asker gönderdiler.

Bu sayede açılan kapılarından içeriye girdiler. Sonra para yardımı, ordularını donatacak giyim, silah aldılar. Genelkurmay Başkanı, sonra

Cumhurbaşkanı olan Pontus çocuğu Cevdet Sunay’ın deyimi ile Amerika, orduyu donuna kadar giydirdi. Çarıktan kurtardı.

“El yardımı” ile bitleri kanlanınca, bir zamanlar kökleri atalarını tanımadıkları gibi, Amerika başta olmak üzere NATO’yu tanımadılar. Onlara dirsek gösterdiler. Amerikan silahları ile bir başka NATO toprağı olan Yunanistan’ı tehdit edip Kıbrıs’ın yarısını işgal ettiler.

Yunanistan, bu duruma tepki olarak NATO’dan çekildi. Bir kaç yıl sonra dönmek istediğinde de, Türkler bunu fırsat bildi. Rüşvet, mafyavari haraç koparmak için, veto şantajına başladılar. Yunanistan’ın üyeliğine karşılık ufak-tefek kırıntılar kopardılar.

Sonraki süreçte, tadını aldıkları şantaja devam ettiler. NATO’yu, ulusal kurtuluş savaşı veren Kürtler’e karşı, saldırı silahı ve diplomasi merkezi olarak kullandılar.

Özgürlükçü NATO, Türk ırkçılığı ve faşizmin muhafızıydı. Tüm NATO üyeleri Kürt kurtuluş mücadelesini terörizm, Kürtleri terörist ilan etti.
(Sözün burasında, kafası almayan değil, almak istememekte direnenlere, parantez içi sözlerim: Kürtler dün eşkiya, bugün birer terörist değildir. Onlar, iki yüz yıldan beri spor olsun diye yönlerini dağlara vermiyorlar. Yani, kendilerini öldürtme meraklısı, yurtlarını kurt sürülerinin yangın ve talanlarına açma heveslisi değiller. Onlar, yeryüzünün en kadim halklarından biridirler. Başka yerden gelen göçmen de değiller. Ana yurtlarında var oldular. Çoğaldılar. Kendi uygarlıkları, dilleri, kültürleri, şarkılarını yarattılar. Komşu Acemler (Pers), Araplar, ötede NATO üyeleri Franklar, Germenler, Viking, Latin veya Keltler gibi özgün, kendine has ayrı bir halktır Kürtler. Ülkelerinin adı da Kürdistan’dır. Onların da Fransızlar, Almanlar, İsveçliler, Finliler gibi özgür yaşama hakları var.

Ama İngiltere’nin intikam alma projesi olarak, Türk, Arap ve Persler’e esir edildiler. Esir ötesi köledir bugün. Mesela ötekiler ayrı ama kuzeyli Kürtlerin dillerini özgürce konuşma, yazıda kullanma, kültürlerini yaşama özgürlükleri yoktur. Ülkelerinin adı yasaktır. Çocuklarına isim verme, şarkı söylemeleri bile izne tabiidir.

İşte bu esir halk, iki yüz yıldır çalınmış ülkelerini geri alma savaşı veriyor. Kuzeydeki mücadele yapılanması PKK yeni değil, dünün devamıdır. Dün Şeyh Ubeydullah, Şeyh Said meşaleleri yanıyordu. Osman Nuri Paşa Ağrı (Agirî) Dağı’nda üsleniyor, Seyid Rıza Dersim dağlarında direniyordu.
Ve bu varlıkların, orduları vardı. Bu ordular oradan, buradan derleme, taşınma değildi. Ülkelerinin kurtuluşu, halkının onuruna adanmış, Kürdistan’ın gönüllü çocuklarıydı. Şeyh Ubeydullah, Azadî, Hoybûn savaşçılarının torunları bugün PKK saflarındadır. Çünkü kurtuluşu örgütleyen, hareket odur. Kısacası PKK, ırkçı barbarlığa tepkinin devamı olarak doğdu. Halkın, can feda desteği ile büyüdü, ordulaştı. 

Vurgu ile söyleyelim, Kürtler bugün Türk devletinin hakiki cumhuriyet tabanına oturması ve demokrasinin gelmesi uğruna dağda değildir. Kürt’ün böyle bir derdi yok. O kimsenin fedaisi değildir. Ülkesinin özgürlüğü, halkının zedelenmiş onurunun davacısıdır. Bu dava uğruna, işgalciyle savaşıyor.)

Kürtler dünden beri, hep rüşvetçi yabancılar, yerli işbirlikçiler tarafından bastırıldı, Şeyh Said ve Osman Nuri Paşa’nın orduları Türkler’e yenilmedi.

Kürtlerle başa çıkamayan bugünün ayak takımı (lümpen) hep onun, bunun etekleri altına sığınıp aldığı güçle Kürtler’e saldırdı. İran’dan, Rusya’dan destek aldı. Yeryüzünün gezgin İslamcı teröristlerinden ordu kurup cepheye sürdü. Kürtlüğü oynayan Barzani Ailesi’ni de öne sürüyor.

Bunlar, günün NATO Genel Sekreteri 2013 yılında atanırken de şantaja başvurdular. Onay vermeye karşılık, Kürt düşmanlığı için tavizler kopardı. 
Bugün İsveç ve Finlilerin üyeliği için aynı şantaj yollarında at oynatıyor. NATO şantajı ile Amerika’ya ulaşıp silah, uçak alma pazarlığını sonlandırmak, orada rejimi, kendisi ve aile bireyleri hakkında açılmış bulunan mali suç dosyalarını kapatmak istiyordu. Ama Amerika, bu konuda diyaloga bile girmedi. Bu şantaj bombaları elinde patladı. Gelen haberler doğru ise Rojava’da Kürtlere karşı işbirliği şantajı da karşılık bulmadı.
Lümpen rejim İsveç’te ise gülünçtü. Şartlardan biri olarak, hapsetmek üzere Sıraç Bilgin’in kişiliğinde ölmüşlerin kendilerine teslimini istiyordu Türkler. Ayrıca İsveç yurttaşı, milletvekili, ama eski bir Kürt savaşçı olan Amineh Kakabaveh’i ve orada yaşayan Ragıp Zarakolu’nu...

NATO, kafa kesen, köle pazarları kuran, Türk devletin üzerinden Avrupa’ya bombacılar ihraç eden tecavüzcülerden ordu kurup kullanan, dil, müzik, insan kimliğini, coğrafik isimleri yasaklayanlarla soykırımda bir, beraber olur mu bilmiyorum. Ama, Batı değerlerine topyekun sırt çevirme isteklerinin karşılık bulacağını hiç sanmıyorum.

Zaten, veto yaygarası da fazla karşılık bulmadı. Çünkü şantaj olduğu, magandanın rüşvet istediği, geçmişin aynasında yansıyordu. Kim ciddiye alır ki, böylelerini?..

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.