'Kutsal katiller'den, Êzîdî Soykırımı'na

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

21 Ocak 2023 Cumartesi - 08:30

  • Tamburalı Hasan Kundakçı 1993 senesinde, “Jandarma Asayiş Bölge Komutanı“ payesi ve sonsuz öldürme yetkisiyle Kurdistan’a gönderildiğinde fatih edalı, can alıp ruh söndüren zebani havalıydı.

Sözcü gazetesi, 18 Ocak 2023 sabahı, Türk Tarihi’nin “kutsal katiller“ galerisinde adı ışıldayanlardan biri olan general Hasan Kundakçı’nın ölümünü, “muhterem Türk halkı“nın üstüne matem külleri serper gibi duyurdu. Paşa, büyük Türk katilleri arasında en büyüklerden biriydi.

Yerimin darlığı yüzünden, onu kısaca tanıtayım size. Sonrasında, uzaktan mezarına mı tükürürsünüz, ne yaparsınız o sizin bileceğiniz.

 Kimin oğlu, neyin nesi olduğu, hangi mağaradan fırladığı da önemli değil. Ama yaşlandıkça, rütbe almış bir Türk generaliydi o. 1993 senesinde, “Jandarma Asayiş Bölge Komutanı“ payesi ve sonsuz öldürme yetkisiyle Kurdistan’a gönderildiğinde fatih edalı, can alıp ruh söndüren zebani havalıydı. Kameraları görünce, elinde 1930‘lardaki Amerikan mafyasının kullandığı silahın aynısı, “tamburalı tüfekle“ gülüş vaziyeti alıyordu. O günden beri, Hürriyet gazetesi, mafyatik halleri nedeniyle taktığı “tamburalı paşa“ adıyla anıldı.

Tamburalı, kendini Kurdistan fatihi olarak görüyordu. Fethin ilk hamlesi olarak, Lice şehrini tanklar, toplar ve hava gücüyle kuşattı. Sonra, yardımcısı İlker Başbuğ’la olmayan, orada hiç olmamış PKK güçlerinin yoğun ateşi altında (Türk basını böyle yazıyordu) helikopterle şehre inmiş, can siperane çarpışmaya katılmıştı. Gerçekte, Türk ordusu hayali düşmanla savaşıyordu orada. Düşmansa eğer, bunlar da kuşatma sırasında bir yere kaçamayan silahsız Kürt kadınları, ihtiyar ve çocuklardı. Ve Türk ordusu, hayali düşmanla çarpışa çarpışa şehri harabeye çevirdi. Engel olmaya çalıştığı söylenen General Bahtiyar Aydın, o gün bir keskin nişancı ateşiyle öldürüldü. Cinayet faili olarak, sonra  Mehmet Emin Özkan adında yaşlı ve yorgun bir Kürt’ü yakaladılar. Özkan şimdi 85 yaşında ve Türk adaletinin esiri olarak hala tutuklu...

Tamburalı bir deli olarak tımarhanede, ceza alma ehliyeti yoksa hapishanede olması gerekirken, ödüllendirildi. Bu ödül ile iyice şımarıp kabuğundan çıktı. Kiralık Kürtler’den oluşan Hizbullah adındaki katiller çetesini örgütledi. Onlar aracılığıyla sokaklarda satırla insan doğrama hasadına çıktı (Aynı Hizbullah bugün İslamo faşist rejimin bekçisi).

Ve bu dönemde Tamburalı yürürken, ardında Kurdistan yanıyor, köyler yıkılıyordu. Tamburalı bununla  kalmıyor, Kolordu’nun başında, sınırı geçip Güney’e sarkıyor, “sınır ötesi harekat“ adı altında terör rüzgarlarını yayıyor, askeri araçlarda uyuşturucu nakliyatıyla iştigal ediyordu.

Tamburalı’nın işlediği suçlar, başarı madalyası olarak boynuna asıldı. Kurdistan’dan sonra, Kıbrıs’taki işgal gücünün başına gönderilerek ödüllendirildi. Alışmış, bilmem neden beterdir derler. Orada da kan dökmeye devam etti. Sedat Peker’in itiraflarına göre, askerlerin gözetiminde gerçekleşen kilise soygununu yazan gazeteci Kutlu Adalı’nın öldürülmesi için, Mehmet Ağar’dan yardım istedi. Ağar’da  mafya tetikçiliğine terfi etmiş yarbay Korkut Eken ve Peker’i gönderdi. Ama koşullar elvermeyince cinayet ertelendi. Daha sonra gerçekleşti. Bu cinayet de Kürdistan suçları gibi Tamburalı’nın yanına kâr kaldı.

Kıbrıs’ta, bayrak direğine tırmanan bir göstericiyi öldürtünce uluslararası adalet devreye girdi. Tamburalı mahkum edildi. Yakalanması için, uluslararası polis teşkilatına havale edildi. Ölürken, İnterpol tarafından hala aranıyordu. Oda kutsal bir katil olarak, korumalar eşliğinde yaşıyordu.

Kutsal katil korumacılığı yeni değildi. Türk devletiyle var olmuş bir olgudur. Rejimin başlıca ilke ve inkılabı!..

Ermeni katilleri nadide çiçek gibi bakıma alınıp korundular, TC’nin ilk kadroları olarak kutsanıp sahnede sıralandılar. Koçgiri katillerinden birinin heykeli dikildi. Öteki devletin kutsal emanetleri arasına yatırıldı. Zilan katili Genelkurmay Başkanı oldu. Dersim kırımcısının adı, bugün de Dersim’de ana caddenin adıdır.

Katilleri kutsama, atalar mirası olarak sürüyor. 1984’ten sonraki süreçte tetik çeken katiller, katliamcılar davalardan göğüslerinde madalya eksiği ile çıktılar. Pek çoğu hiç takibata uğramadı. Roboski katili Savunma Bakanı’dır bugün.  Yardımcısı, Genelkurmay Başkanı. İkisine de tek soru sorulmadı. Geçenlerde gördük, Kürt genci Kemal Kurkut’u yüzlerce göz önünde vuran polis beraat etti. Alevi Kürt  İhsan Korkmaz’ın katili 7 ay 15 günlük ceza ile ödüllendirildi.

Yani öbür yanıydı 'kutsal katiller', Kürt sorununun ana ögeleri, unsurlarından biridir. O nedenle Tamburalı, özenle yaşatıldı. Türk bayrağına sarılarak mezara taşındı.  

EZÎDÎ SOYKIRIMI

Bir başka konu: Federal Almanya Parlamentosu, IŞİD eliyle işlenen Êzîdî soykırımını kabul ve dünyaya ilan etti. Kürtler için, modern çağda bu bir ilktir. İlk çünkü, dünya 1920-1938 sürecini  hiç görmedi bile. 1984’ten beri süre gelen yangın, yıkım ve kırım seferlerinin savaş  suçlarını ise yok saydılar. Katilleri bırakıp masum Kürtleri suçladılar. Kürtler yüz yıldır terör kurbanı.

Bu bakımdan Şengal soykırımının tanınması eksiğiyle de çok değerlidir. Eksik olan, asıl suçlular dururken, tetikçilerin (IŞİD-DAİŞ) cezalandırılmasıdır. Oysa IŞİD, Türkler tarafından yaratılıp beslendi ve eline silah verilip ileri sürüldü. Sahip oldukları güce rağmen, Kürtler’e yenildiler. Ve Türkler, o yenilginin ezikliğiyle  Şengal’i bombalamaya devam ediyor. Haydutça cinayetler işliyorlar.

Her neyse sahip değil, “apart“ emriyle öne sürülen köpekler cezalandırıldığı halde, soykırımın tanınması çok önemlidir. Kürtler açısından büyük bir adım. Teşekkürler. Bijî Almanya...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.