129 b saçmalığında hem ceza hem teşekkür

Yurt Dışı Haberleri —

.

.

  • Alman mahkemesi, siyasal çalışmaları nedeniyle tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Mashar Turan’a 129b maddesine dayanarak 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme hakimi, Turan’a hem teşekkür etti, hem de ‘bir teröristten anlaşılması gereken kişi” olmadığını söyledi, fakat ceza vermekten de vazgeçmedi. Avukat Künzel, kararı "ikiyüzlülük" olarak değerlendirdi.

 

Almanya’da siyasal çalışmaları nedeniyle tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Mashar Turan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakim, 28 duruşma boyunca gösterdiği ciddiyet üzerine Turan’a teşekkür etti ve “bir teröristten anlaşılması gereken kişi değilsin” dedi. Fakat buna rağmen ceza vermekten de geri durmayan hakimin bu sözleri ve kararı “çelişki olarak” olarak yorumlandı.     

60 yaşındaki Kürt siyasetçi Mashar Turan, Haziran 2019’da Kürt dernekleri ile birçok Kürt aktivist ve siyasetçiye yönelik operasyonda gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Hakkında Almanya Ceza Kanunu’nun (StGB) 129b maddesinden dava açılan Turan’ın karar duruşması Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görüldü. 27 Şubat tarihinde başlayan ve toplam 28 duruşmanın yapıldığı davada Turan hakkında savcılık, 3 yıl 8 ay hapis cezası talebinde bulundu. PKK’nin Mainz bölge sorumlusu olmakla suçlanan Turan hakkında hazırlanan savcılık mütalaasında Kürtlerin siyasal çalışmaları kriminalize edilirken; Turan’ın organizasyonunda yer aldığı birçok eylem 'suç' olarak gösterilmişti. Suçlamalar arasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için yapılan uzun yürüyüşle ilgili çalışma yürütmesi, araçlarla halkın Strasbourg’a götürülmesi, bağış toplaması gibi ‘suçlamaların’ yer alması dikkat çekmişti.

‘Terör ile bağlantısı kurulamaz’

Önceki gün görülen karar duruşmasında savunma avukatları davanın siyasi amaçlar üzerinden yürütüldüğünü vurgulayarak müvekkillerinin beraatini talep etti. Turan ise savunmasında Kürdistan’da olduğu gibi Almanya’da da Kürt halkının özgürlük mücadelesi için çalıştığını belirtti. Asla şiddet kullanmadığını, siyasi çalışmalarda bulunduğunu belirten Turan, Türk devlet güçleri tarafından vurulduğunu ve işkence gördüğünü, 7 yıl cezaevinde kaldığını hatırlattı. Turan, “Kürt halkının özgürlük mücadelesi meşrudur ve terör ile bağlantı kurulamaz” diyerek, ceza talebine tepki gösterdi.

Teşekkür/Ceza çelişkisi

Turan’ın savunması ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Kürt siyasetçiyi 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, Almanya’daki siyasi faaliyetleri sırasında hiçbir şiddet olayına karışmadığını, kimseye baskı uygulamadığını belirttiği Turan için ‘bir teröristten anlaşılması gereken' türden bir kişi olmadığı ifadesini kullanmasına rağmen ceza verdi. Çok sayıda Kürdistanlının izlediği karar duruşmasında Mahkeme Başkanı Thomas Bergmann, Turan’a 28 günlük duruşmalar boyunca gösterdiği dostane ve ciddi yaklaşımdan ötürü teşekkür etti.

Hakim Bergmann’ın kararını açıklarken salonda duruşmayı izleyen Kürtlere hitaben “Bu karar bütün Kürtlere yönelik değil, sadece bazı gruplar içindir” sözleri, mahkeme heyetinin Kürt siyasetçi Turan hakkında karar vermekte zorlanması olarak yorumlandı.

Hukuki değil siyasi

Almanya’da kriminalize edilen Kürtlere 1996 yılından bu yana danışmanlık ve hukuk hizmeti veren Azadî Hukuk Bürosu, Turan’a verilen cezaya tepki gösterdi. Turan’ın tahliye edilmesini beklediklerini ifade eden Azadî Derneği, “Savcılığın suçlamalarında hiçbir gerçeklik payı yok, mahkemenin kararı da hukuka dayanılarak verilmiş değil, tamamen siyasi bir karardır” dedi. Turan’ın hem Türkiye’de hem de Almanya’da Kürtler için yasal çalışmalar yaptığını ve yasal Kürt kurumlarının üyesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, mahkemenin tutumuna ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı: "Mahkeme, Turan’a pozitif bakarak cezayı ölçmüştür. Zaten kendisine yönelik bir suç unsuru da tespit edilememiştir. Bu da Alman Ceza Hukuku’nun 129b maddesinin saçmalığını ortaya koymuştur. Mahkeme siyasidir, bu da mahkemelerin bağımsız olmadığını belgeliyor. Siyasi, önceden belirlenmiş görevlere göre karar veriliyor. Bu görevi yerine getirmeme, savcıların ve hakimlerin sonu demektir."

Avukat Künzel: İkiyüzlülük

Savunma avukatı Markuz Künzel, karar için "ikiyüzlülük" ifadesini kullanarak şöyle devam etti: "Çünkü NATO üyesi Türkiye şiddet siyaseti nedeniyle açık meydanlarda eleştiriliyor. Ama eş zamanlı olarak Kürdistan İşçi Partisi PKK’nin faaliyetlerini kriminalize etmek isteyen Türkiye için ceza, kovuşturma imkanı sağlıyor. Bu makamlar, Almanya’da siyasi çalışma yürütmenin cezası olarak Türkiye’nin insan hakları ihlallerinin kurbanlarını tutukluyor. Çünkü Mashar Turan 7 yıl boyunca Türkiye’de cezaevinde kaldı. O dönemin işkencelerini hala çekiyor."

Belçika kararı dikkate alınmalıydı

Belçika’nın PKK lehine verdiği kararı da hatırlatan Av. Künzel, "Eğer Almanya, PKK ile Türk devleti arasındaki çatışmayı uluslararası hukuk çerçevesinde görseydi, Belçika mahkemesinin kararı gereği bu karar uygulanamazdı. İşte o zaman terörizm suçlaması olmadığı için ülke içi silahlı çatışma olduğu kabul edilirdi. Bu çatışma siyasi müzakereyle çözülebilir. Alman hükümetinin siyaseti her barışçıl girişimi sabote ediyor ve Türk rejiminin Kürtlere ve diğer muhaliflere karşı agresif yönelimini güçlendiriyor."

 

39 Kürt’e dava açıldı

Kürt siyasetçiler 1980’li yılların sonlarından bu yana 129a (Terörist bir yapılanmaya üye olmak), 129 (kriminal bir yapılanmaya üye olmak) ve 2010’un Ekim ayından bu yana ise 129b (yabancı bir ülkede terörist yapılanmaya üye olmak) maddelerine dayandırılan suçlamalardan dolayı mağduriyet yaşıyor. 2010 yılında Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla PKK’nin “129b” kapsamına alınmasının ardından Kürtlere yönelik soruşturmalar rahatça ve hiçbir delile dayandırılmadan peş peşe açıldı. 2010’dan bu yana 39 Kürt hakkında Ceza Kanunu’nun 129a/b maddesine dayanılarak dava açıldı. Bugüne kadar görülen davalarda kişinin nerede ve ne ile yargılandığına bağlı olarak; 1,5 ile 6 yıl arası farklı kararlar çıktı.

13 kişi hala tutuklu

Almanya’da halihazırda 13 kişi tutuklu. Stuttgart’ta Veysel Satılmış, Özkan Taş, Agit Kulu, Cihan Aydın ve Evrim Atmaca, Hamburg’da da Mustafa Çelik’in yargılaması devam ediyor. Stuttgart’ta devam eden 5 Kürt aktivistin yargılaması 17 Eylül’de tekrar başlayacak. Mustafa Çelik’in bir sonraki duruşması ise 7 ve 9 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek.

 

Haksız bir karar

Mashar Turan’ın eşi Nazlı Turan karara tepki göstererek, "Mahkemede hakim güzel bir tablo çizdi ancak buna rağmen ceza verdi. Kendi istekleri değil gibiydi. Karar haksız ve siyasi bir karardır" dedi.

Eşi hakkında bir itirafçının suçlamaları olduğunu ancak ortada bir delil olmadığını ifade eden Turan, "Delil olmamasına rağmen bu kararın verilmesi anlaşılmaz. Ciddi sağlık sorunları var bu da göz önünde bulundurulmadı" dedi.

Eşinin mahkeme boyunca hakkındaki 'terörist' suçlamasını kabul etmediğini aktaran Turan şunları belirtti: "Mahkemede 'Ben Kürt halkının bir ferdiyim. Bu mücadele içinde yer almak en doğal hakkım' dedi. Kürtlerin tarih boyunca maruz kaldığı katliam ve saldırılara dikkat çekerek ortada tarihsel bir gerçek olduğunu vurguladı."

Hakiminin Kürtlerin Almanya’da faaliyet göstermesinin yasadışı olmadığını belirtmesi ve eşi hakkında somut bir delil olmamasına rağmen böyle bir karar verilmesine tepki gösteren Turan, "Çok üzgünüm, benim için bir hayalkırıklığıdır, biz tahliye bekliyorduk" dedi.

Sağlık sorunları gözardı edildi

Eşinin sağlık sorunlarının da gözardı edildiğini kaydeden Nazlı Turan, "Tansiyon, prostat hastalığı var. Türkiye’de vuruldu, tek bir böbreği var. Mahkemede bir kez rahatsızlandı, hastaneye kaldırıldı, gecikmiş olsaydı kalp krizi geçirebileceği belirtildi. Yaşadıkları nedeniyle tansiyonu sürekli yükseliyor, felç kalma riski de var. Eşimin başıma gelebilecek her türlü sağlık sorunundan bu kararı verenler sorumludur" diye belirtti.

Tüm halkların kendi kimliği, dili, kültürü için savaştığını söyleyen Turan, "Biz de bu mücadeleyi veriyoruz. Bu halk savaşa mecbur bırakıldı. Bunun görülmesi gerekiyor artık" diye konuştu.

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.