• Mesrur Barzanî, seçimlerin üzerinden 20 ay geçmesine rağmen Federe Kürdistan Başbakanlığı koltuğunda oturmaya devam ediyor.
  • YNK'nin yeni ittifak arayışlarını da tehditle karşılayan Barzanî, Körfez monarşilerini aşan bir iştahla, hükümdarlık sembolü bir caminin temelini attı.

 

Federe Kürdistan'ın 20 aydır hükümetsiz kalmasının asıl nedeni, Mesrur Barzanî'nin oturduğu koltuğu bırakmaması ve hanedanlıklarına halel gelmemesi çabasıdır. Otoritesini kalıtsal hak olarak gören bir lider, bakanlıkları kolayca devretmez, rotasyonu kabul etmez veya rakibini yapısal bir eşit olarak görmez, çünkü bunlar onun taşıdığı iktidar anlayışına ait değildir.

KDP ve YNK, Ekim 2024’teki parlamento seçimlerinde en çok sandalye kazanan iki parti oldu, sırasıyla 39 ve 23 sandalye elde ettiler. Yeni hükümet ise kurulamıyor. Milletvekilleri seçimlerden iki ay sonra yemin etmesine rağmen, oturumların yasal karar yeter sayısına ulaşamaması nedeniyle Meclis toplanamadı. KDP ve YNK, yaşanan tıkanıklıktan birbirlerini sorumlu tutuyor. Anlaşmazlıktaki temel noktalardan biri, üst düzey hükümet pozisyonları ve egemen bakanlıkların dağılımı; Mesrur Barzanî'nin başbakanlık kolktuğundan kalkmak istememesi.

Siyasi tıkanıklık, Ocak'ta YNK ile 15 sandalyesi bulunan Yeni Nesil Hareketi’nin yeni hükümetin şekillenmesinde KDP’ye karşı ortak cephe oluşturmak üzere ön anlaşma açıklamasıyla daha da karmaşık hale geldi. YNK, Haziran başında KDP ile görüşmelerde Yeni Nesil Hareketi ile “tek paket” olarak müzakere edeceğini açıklamıştı. KDP’nin, bu ittifakı tek bir blok olarak tanımak yerine YNK ve Yeni Nesil Hareketi ile ayrı ayrı siyasi partiler olarak görüşmeyi tercih ettiği belirtiliyor.

KDP, dünden itibaren artık bu ittifaka karşı tehdit dilini kullanmaya başladı. YNK Sözcüsü Karwan Gaznayî, önceki gün düzenlediği basın toplantısında KDP’yi “hegemonya ve tek taraflılık politikası” izlemek ve “Federe Kürdistan'a zarar vermekle” eleştirdi. KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise ayrımcılık yaratan, yasa, idari ve mali düzenlemelerin ile Federe Kürdistan projelerinin uygulanmasını engelleyen tarafın YNK olduğunu öne sürdü. Sözcüsü Mahmud Muhammed, halkın oylarına ve iradesine saygı göstermemekle suçladığı YNK'yi, tepki vermekteki ölçülü tutumlarının bir sınırı olduğu şeklinde tehdit etti.

Hep kalacakmış gibi

Mesrur Barzanî, Pazar günü Hewlêr’de Barzanî Büyük Camii’nin temelini attı. Ortadoğu'nun en büyük camisi olarak planlanan bu kompleks, Hewlêr ve Federe Kürdistan için “tarihi bir zorunluluk” olarak nitelendirildi. Bina, merhum Mele Mistefa Barzanî’nin adını taşıyor ve bölgenin geçmişine ait siyah yün çadırı reşmalden esinlenerek tasarlandığı söyleniyor. Proje, Kürt mirasının, inancının ve bir arada yaşamanın anıtı olarak sunuluyor. Aynı zamanda bir dizi “dünya rekoru” iddiasını da bünyesinde barındırıyor. Proje bilgilerine göre cami, dünyanın en büyük kubbesine, en yüksek kapısına, en büyük el yapımı halısına ve en büyük güneş saatine sahip olacak. Yaklaşık 9 bin kişilik ibadet salonu ve 700 binden fazla kişiyi ağırlayabilecek bir alana sahip olacak. Barzanî, törende Hewlêr ve Federe Kürdistan’ın dünya çapındaki itibarını yükseltecek bir sembole ihtiyaç duyduğunu belirterek, caminin yüzölçümü bakımından dünyanın en büyüğü olacağını ifade etti.

Caminin asıl konusu

Bu tercihlerin toplamı, süslemeye çalıştıkları kent hakkında değil, Mesrur Barzanî’nin kendisi hakkında daha fazla şey söylüyor. The National Context'e (TNC) göre bunlardan hiçbiri özgün değil. Binadaki aile ismi, rekabetçi ölçek ve medeniyet hırsı söz dağarcığı; yarım yüzyıldır Körfez yöneticilerinin kullandığı hazır bir şablona ait. Bu şablon, bir başkenti markaya, yönetici aileyi de kalıcı bir ulusal kuruma dönüştürmek için kullanılıyor. Bu şablonu benimsemek yalnızca mimari bir modayı ödünç almak değil, aynı zamanda siyasal otoritenin ne olduğu ve nereden geldiğine dair bir teoriyi de ithal etmektir. Camiinin asıl konusu da işte bu teoridir.

Ailenin devletle özdeşliği

Örnekler ortada. Birleşik Arap Emirlikleri, federasyonun kurucusu Şeyh Zayed’in adını taşıyan Şeyh Zayed Büyük Camii’ni inşa etti. Umman, hükümdarı Sultan Kabus’un adını taşıyan Sultan Kabus Büyük Camii’ni yaptı. Bahreyn’in ana camii ise yönetici hanedanının kurucusunun adını taşıyor. Her birinde bina aynı siyasal işlevi görüyor: Hükümdarın adını, dinsel kutsallığı ve ulusal kimliği tek bir anıtta birleştirerek başkentinin merkezine dikiyor ve ailenin devletle özdeş olduğunu kalıcı biçimde ilan ediyor. Barzanî Büyük Camii de bu mantığı birebir takip ediyor, ancak modellerinden daha hanedan odaklı bir farkla. “Şeyh Zayed” tek bir adamı, “Sultan Kabus” tek bir adamı anlatır. “Barzanî” ise bir kan bağı, bir soyu ifade eder. Bu kelime, Mele Mistefa’yı, aileyi ve bugün yöneten haneyi tek bir mirasta birleştirir ve bu mirası Hewlêr’in kalbine kazır.

Caminin anlattığı Mesrur

Mesûd Barzanî'nin oğlu ve Mele Mistefa Barzanî’nin torunu Mesrur'un ulaştığı rol, yönetici aileyi devletle tek bir varlık hâline getiren modernleştirici hanedan liderliğidir. Cami, Mesrur Barzanî hakkında şunu ortaya koyuyor: Böyle bir anıt inşa eden kişi kendisini geçici bir başbakan değil, egemen bir hükümdar olarak görüyor. Barzanî, adını Kürdistan ile eş anlamlı kabul etmekte, otoritesini seçmen ve ortak partiden gelen geçici bir yetki değil, kalıtsal bir mülk olarak görmektedir. İktidarının tartışmalı olduğu ve kabinesinin henüz oluşmadığı bir anda yönetimini kalıcı taşa dökmeye karar vermesi, gerçek makamından kopmuş bir benlik algısının en net göstergesidir.

Bir kibir projesidir

Projenin mimarları Körfez benzetmesinin bariz olduğunu bildikleri için siyah çadırı buna karşı bir kalkan olarak sunuyorlar. Sembolizmi bir kenara bırakırsak, proje çok büyük bir yatırım olarak değerlendirilmelidir ve bu açıdan savunulamaz. Ölçek, gerekçe değildir. Bu anıt, maaşlarını zamanında ödeyemeyen, kamu hizmetlerinde sorun yaşayan bir bölgede, geçici bir kabine tarafından, maliyeti, getirisi ve önceliği kamuoyuna açıklanmadan başlatılıyor. Bu ölçekte bir proje bu sorulara cevap veremiyorsa bunun açık adı 'kibir projesi'dir.

Proje kendi kültürel gerekçelerinde de başarısızdır. Barzanî’nin törendeki gerekçesi "Hewlêr'in küresel statüsünü yükseltecek bir sembole ihtiyacı olduğu" şeklindeydi. Bu, kimliği olmayan ve kendisine yapay kimlik üretilmesi gereken bir kent argümanıdır. Hewlêr, bu tanıma uymaz. Dünya üzerindeki en eski sürekli yerleşim yerlerinden biridir. Merkezindeki İç Kale, yaklaşık 6 bin yıllık kent tarihine sahiptir. Choli Minare, ortaçağ Muzaffariye kompleksinin ayakta kalan bir anıtıdır. İç Kale içindeki tarihi cami dini bir miras olarak restore edilmektedir. Hewlêr’in yeni bir sembole ihtiyacı yoktur. Bölgedeki hemen hemen hiçbir kent onun kadar kadim kimliğe sahip değildir.

Hanedan hükümdar görüyor

Ekonomik ve kültürel gerekçeler çöktüğünde geriye tek bir açıklama kalıyor: Proje, Mesrur Barzanî’nin kendisi hakkındaki algısını ifade etmek için vardır ve şudur: Kendisini bir koalisyon hükümetinin başbakanı değil, Muhammed bin Zayed tarzı hanedan hükümdarı olarak görüyor. Bu benlik algısı estetik bir mesele olmanın ötesinde yönetme sorununa dönüşür. Muhammed bin Zayed kalıtsal bir otokrasiyi yönetir. BAE’de otorite bölünmemiştir, kalıtsaldır, rakip partilerden ve seçimlerden yalıtılmıştır. Federe Kürdistan ise her açıdan bunun tam tersidir. İki ayrı toprak, ayrı güvenlik güçleri, ayrı gelir akışları ve derin karşılıklı güvensizlik mirası olan iki partili bir koalisyonu yönetmek demektir. Başbakan, hiyerarşinin zirvesi değil, bitmeyen bir müzakerenin tarafıdır; emretmek yerine ikna etmek zorundadır. Bu iki düzen anayasal olarak zıttır.

Asıl mesele usulden de derindir. Bölge tek bir hanenin mirası değil; rakip partiler, rekabet eden güvenlik yapıları ve rızası varsayılamayan güçlü aileler arasında bölünmüş, parçalı bir siyasal varlıktır. Bu çoğulculuk, koalisyonu tek uygulanabilir yönetim biçimi yapar ve Mesrur’un hayran olduğu patrimonyal modelin buraya taşınamayacağını gösterir. O, bölünmüş bir toplumu bölünmemiş bir toplumun içgüdüleriyle yönetmeye çalışıyor.

600 gündür hükümet yok

Federe Kürdistan'ın 600 günden fazla süredir yeni bir hükümet kuramamış olmasının az incelenmiş nedeni budur. Yüzeydeki anlaşmazlıklar gerçektir: Hangi parti hangi bakanlığı alacak, gelirler nasıl paylaşılacak, başbakanlık sırası dönecek mi? Bunların altında daha temel bir engel yatar. Otoritesini kalıtsal hak olarak gören bir lider, bakanlıkları kolayca devretmez, rotasyonu kabul etmez veya rakibini yapısal bir eşit olarak görmez, çünkü bunlar onun taşıdığı iktidar anlayışına ait değildir. Cami bir gün tamamlanabilir fakat arkasındaki düşünce değişmedikçe hükümet büyük ihtimalle kurulamayacak ve Federe Kürdistan, kubbe bittikten uzun süre sonra da bu yanlış yargının bedelini ödemeye devam edecektir.HABER MERKEZİ