• “Kadınlar Sınırları Aşıyor” sloganıyla 2004’te başlayan Şehit Zîlan Kadın Festivali, bugün binlerce kadının buluştuğu uluslararası bir dayanışma alanına dönüştü. Festival “Şimdi kadınların zamanı, kadınlar özgür bir yaşamı örüyor” 20 Haziran’da Dortmund’da düzenlenecek.
  • YJK-E Sözcüsü Kezban Doğan: “İnanıyoruz ki kadınların birliği büyüdükçe özgür yaşam da büyüyecek ve Zîlan Kadın Festivali de bu ortak özgürlük yürüyüşünün en güçlü buluşmalarından biri olmaya devam edecek. Gelin, hep birlikte özgürlük için bir ilmek atalım.”

 

REWŞAN DENİZ/FRANKFURT

“Kadınlar Sınırları Aşıyor” sloganıyla ilk kez 2004’te düzenlenen Şehit Zîlan Kadın Festivali, bu yıl 20 Haziran’da Almanya’nın Dortmund kentinde “Şimdi kadınların zamanı, kadınlar özgür yaşamı örüyor” şiarıyla gerçekleştirilecek.

Zîlan Kadın Festivali, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadele yıllarında kadınların verdiği emeklerin somutlaştığı politik bir kimlik haline geldi. İlk yıllarında ağırlıklı olarak Kürt kadınlarının buluşması niteliğinde olan festival, yıllar içinde katılımı, içeriği ve etkisi bakımından büyüdü. Bugün binlerce kadın festivalde bir araya gelirken, farklı halklardan ve kadın hareketlerinden katılımcılarla uluslararası bir dayanışma alanına dönüşmüş durumda. Almanya Demokratik Kürt Kadınlar Birliği (YJK-E) Sözcüsü Kezban Doğan, 20’nci Şehit Zîlan Kadın Festivali’nin tarihsel önemini ve hazırlıklarını gazetemize değerlendirdi.

20 yıllık direniş mirası

Zîlan Kadın Festivali’nin ortaya çıktığı günden bu yana yalnızca bir kültür festivali olmadığını söyleyen Kezban Doğan, festivalin yıllar içerisinde sınırları aşan özgürlük yürüyüşünün, örgütlü iradenin ve ortak hafızanın simgesine dönüştüğünü dile getirdi. Kezban Doğan, şöyle devam etti: “Festival, Özgürlük Hareketi’nin mücadeleye başlangıç yıllarından 2004’e kadar analarımızın ve kadın yoldaşlarımızın verdiği emek ve bedellerin ete kemiğe büründüğü politik bir kimlik oldu. ‘Kadınlar Sınırları Aşıyor’ sloganıyla başlayan bu yolculuk, bugün 20 yıllık büyük bir kadın direniş tarihine dönüşmüş durumda.”

Festivalin ruhu değişmedi

Festivalin ilk yıllarda ülkeden uzakta yaşayan Kürt kadınlarının bir araya geldiği, özlemlerini, kültürlerini ve mücadele deneyimlerini paylaştığı bir buluşma olduğunu ifade eden Kezban Doğan, festivalin yıllar içindeki değişimini şu sözlerle anlattı: “Bugün Almanya’nın yanı sıra Belçika ve Hollanda’dan binlerce kadın bu festivalde buluşuyor. Festival yalnızca Kürt kadınları değil, farklı halklardan, inançlardan ve kadın hareketlerinden kadınların da ortaklaştığı uluslararası bir dayanışma alanına dönüştü. Değişmeyen en temel şey ise festivalin ruhu.”

Festivalin, “özgür yaşam mümkün” iddiasını büyüttüğü bir alan olmaya devam ettiğini belirten Kezban Doğan, “2004, tasfiye sürecinin yaşandığı bir dönemdi. Festival ise tasfiyecilere karşı Zîlan çizgisinde yürümek ve o ruhu yakalamaktaki ısrardı. O ruh, kadın özgürlüğüne olan inançtır, direniştir, örgütlülüktür. Sakine Cansızların, Berîtanların ve Zîlanların yarattığı mücadele çizgisidir” diye konuştu.

Genç kadınların ilgisi büyüyor

Son yıllarda Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Kürtlerin sayısındaki artışın festivale katılımı etkilediğini belirten Kezban Doğan, özellikle genç kadınların katılımına dikkat çekti. “Bu bizim açımızdan çok anlamlı ve umut verici bir gelişme” diyen Doğan, şöyle devam etti: “Avrupa’da doğup büyüyen ikinci ve üçüncü kuşak genç kadınlar, kendi kimliğini, tarihini ve kadın özgürlük mücadelesini daha fazla sahipleniyor. Özellikle Rojava Devrimi’nin yarattığı etki, ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesinin dünya çapında yankı bulması ve Kürt Kadın Hareketi’nin uluslararası düzeyde görünür hale gelmesi genç kadınlarda büyük bir bilinç oluşturdu; enternasyonal katılımlar yoğunlaştı. Kadınlar artık yalnızca kültürel aidiyetle değil, ideolojik ve politik bilinçle de festivale katılıyor.”

Kültürü yaşatmak da direniştir

Kültür ve mücadelenin birbirinden kopuk olmadığını söyleyen Kezban Doğan, “Kültürümüzü yaşatmak da politik bir direniştir. Çünkü Kürt halkı inkar edilmiş, dili yasaklanmış, kadın kimliği bastırılmış bir halktır. Bu nedenle bir stran söylemek, bir govend kurmak, ulusal kıyafetlerle alanlara çıkmak bile bir kimlik ve özgürlük duruşudur” diye belirtti.

Zîlan Kadın Festivali’nin bu nedenle hem kültürel hem de politik bir anlam taşıdığını belirten Kezban Doğan, “Kadınlar bir yandan kendi kültürlerini, dillerini, sanatlarını ve kolektif yaşam değerlerini yaşatıyor, diğer yandan kadın özgürlük mücadelesinin ortak iradesini büyütüyor” dedi.

Kadınlar için dayanışma alanı

Festivallerin, ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalan kadınlara sağladığı katkılara da değinen Kezban Doğan, şöyle konuştu: “Göç ve sürgün yaşamı kadınlar açısından çok yönlü zorluklar yaratıyor. Ülkenizden zorla kopmak zorunda kalıyorsunuz. Avrupa’da yaşayan birçok kadın hem sistemin asimilasyon politikalarıyla hem de toplumsal yalnızlaşmayla karşı karşıya kalabiliyor. Yine egemen erkek zihniyeti ve şiddet Avrupa’da hat safhada. En önemlisi de aidiyet duygusu. Kadınlar burada yalnız olmadığını görüyor. Avrupa’dan dört parça Kürdistan’a kadar ortak bir mücadele hattının parçası olduğunu hissediyor. Festival bu anlamda kadınlar için bir nefes, bir aidiyet ve örgütlenme alanı oldu.”

Festivallerin kadınların özgüven kazanmasına da katkıda bulunduğunu belirten Kezban Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Festival sayesinde binlerce kadın birbirini tanıdı. Dayanışma ağları kurdu, kadın meclislerinde ve kurumsal çalışmalarda yer aldı. Birçok kadın burada kendi dilini yeniden sahiplenmeye başladı. Birçok genç kadın ilk kez burada Kürtlüğünü ve mücadeleyi tanıdı. Kadınlar yalnızca izleyen değil, organize eden ve üreten özne haline geldi.”

Kadınların zamanından geçiyoruz

Kezban Doğan, festivalin şiarı olan “Şimdi kadınların zamanı, kadınlar özgür yaşamı örüyor” sloganını tercih etme nedenlerini şu sözlerle açıkladı: “Tarihsel olarak kadınların zamanından geçtiğimize inanıyoruz. Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar özgürlük mücadelesinin öncüsü haline gelmiş durumda. Rêber Apo, demokratik toplum ve barış hamlesinde kadını öncü ve kurucu öğe olarak gösteriyor. Kürdistan’da da kadınlar yalnızca mücadeleye katılan değil, mücadeleyi yönlendiren ve yeni yaşamı inşa eden temel güç haline geldi. Bir yandan savaş, diğer yandan taciz, istismar, şiddet ve özel savaş politikaları kadını özünden, benliğinden ve kimliğinden soyutlayıp, Rêber Apo’nun deyimiyle ‘metaların kraliçesi’ dayatmasına maruz bırakıyor. Biz de ‘Şimdi kadınların zamanı’ derken bütün bu yönelimlere karşı kadınların sözünün, iradesinin ve öncülüğünün büyümesi gerektiğini ifade ediyoruz.”

Kadınlar özgür yaşamı örüyor

Kadınların Türkiye’de demokratikleşme, barış ve toplumsal adalet mücadelesinin en önemli güvencelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kezban Doğan, kadınların hem savaş politikalarına hem milliyetçiliğe hem de erkek egemen sisteme karşı demokratik yaşamı savunduğunu ifade etti. “Bizler de bu yılki festival sloganıyla kadınların demokratik toplumun kurucu öznesi olduğunu vurgulamak istedik” diyen Doğan, Rêber Apo’nun geliştirdiği kadın özgürlükçü paradigmanın dünya kadın hareketleri açısından da önemli bir alternatif yarattığına dikkat çekti. Kezban Doğan, “Demokratik toplumun inşasında kadınların öncü rolü belirleyicidir. Bu slogan da tam olarak bu tarihsel rolü anlatmaktadır. ‘Kadınlar özgür yaşamı örüyor’ derken demokratik toplumun kadın emeğiyle, kadın örgütlülüğüyle ve kadın özgürlük ideolojisiyle gelişeceğini vurguluyoruz” dedi.

Festival programı

Müzik dinletileri, folklor gösterileri, sahne etkinlikleri, konuşmalar ve çeşitli kültürel aktivitelerin yer alacağı festivalde Hanî, Eylül Nazlıer, Eylem Külahçı ve Pia Def Ensemble ile Helbest Arî sahne alacak. Program kapsamında Zarok Ma çocuk alanı ve Astare Art-Hunermendên JIN kadın sanatçılarının eserleri yer alacak.

Festival, saat 09:00’da Remydamm Victor-Toyka Caddesi’nde (P1/P2) 44139 Dortmund adresinde başlayacak.

Dört parçada kadınların ortak sesi

Festivalin, Kürdistanlı kadınların ortak direniş sesi olacağını belirten Kezban Doğan, dört parça Kürdistan’daki kadın mücadelesine değinerek şunları söyledi:“Bakur’da kadınlar yıllardır ağır baskılara rağmen demokratik siyaseti, halk iradesini ve kadın özgürlüğünü savunuyor. Rojava’da kadınlar büyük bedellerle demokratik ve özgür yaşam modelini inşa etti ve bugün hala bu kazanımları korumak için direniyor. Başûr’da kadınların öncülüğünde gelişen ulusal birlik ruhu yükselerek sürüyor. Rojhilat’ta ise ‘Jin Jiyan Azadî’ isyanı, tüm dünyaya yayılan tarihsel bir özgürlük çağrısına dönüştü.”

Rêber Apo’nun geliştirdiği demokratik toplum perspektifinin bugün dört parçada yürütülen kadın mücadelesinin ortak ideolojik zemini haline geldiğini belirten Kezban Doğan, “Bu nedenle festivalimiz sadece bir dayanışma alanı değil, aynı zamanda demokratik toplum fikrinin kadınlar öncülüğünde büyütüldüğü bir buluşma olacaktır. Festival alanında bütün bu direnişlerin ruhu hissedilecek” diye konuştu.

Özgürlük için bir ilmek daha

Tüm kadınları festivalde buluşmaya davet eden Kezban Doğan, son olarak şunları söyledi: “Biz inanıyoruz ki kadınların birliği büyüdükçe özgür yaşam da büyüyecek ve Zîlan Kadın Festivali de bu ortak özgürlük yürüyüşünün en güçlü buluşmalarından biri olmaya devam edecek. Almanya, Belçika ve Hollanda’da yaşayan başta Kürt kadınları olmak üzere, özgürlük, demokrasi ve eşitlik için mücadele eden tüm kadınları festivalimize davet ediyoruz. Gelin, hep birlikte ‘Şimdi kadınların zamanı, kadınlar özgür yaşamı örüyor’ sloganıyla özgürlük için bir ilmek atalım.