- MATUHAY-DER’den Sebat Karul, Türk cezaevlerinde 8 binin üzerinde hasta tutsak bulunduğunu belirterek, bunları ne tahliye ne de tedavi edildiğini söyledi.
Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği’nden (MATUHAY-DER) Sebat Karul, tecrit ve baskılara işaret ederek, "Açlık grevleri de hak ihlalleri ve tecride karşı yapılan bir eylem. Sonuna kadar arkasındayız” dedi.
Geçtiğimiz günlerde AKP-MHP hükümeti tarafından 9 amaçla hazırlanan “İnsan Hakları Eylem Planı” kamuoyu ile paylaşıldı. Planda sık sık “İnsan Hakları, denetim, rapor” sözcükleri geçse de cezaevlerinde olan ağır hasta tutsakların durumuna ilişkin herhangi bir amaç bulunmuyor. Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği’ne (MATUHAY-DER) gelen başvurulara göre Gebze ve Bakırköy cezaevleri başta olmak üzere cezaevlerinde 74 ağır hasta tutsak bulunuyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve MATUHAY-DER’in tuttuğu veriler Adalet Bakanlığı’yla paylaşılsa da bakanlığın hasta tutsakların durumuna ilişkin bir geri dönüşü veya kamuoyuyla paylaşılan bir çalışması da henüz yok.
Her hafta cumartesi günleri İHD Hapishaneler Komisyonu ve Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştiriyor. Geçen hafta Cumartesi günü Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin gerçekleştirdiği açıklamada Hayrettin Yılmaz’ın ağır hasta tutsak grubunda olduğu ve serbest bırakılması talebinde bulunulmuştu. Bir gün sonra Afyonkarahisar Cezaevi’nde tutulan Hayrettin Yılmaz yaşamını yitirdi. İHD verilerine göre 2020 yılı başından Kasım’a kadar 49 hasta tutsak yaşamını yitirdi.
MATUHAY-DER’den Sebat Karul, hasta tutsakların yaşamının yitirmesinin nedeninin cezaevlerindeki hak ihlalleri ve tecrit olduğunu söyledi.
Bakanlık bilgi vermiyor
8 binin üzerinde hasta tutsak olduğunu söyleyen Karul, Adalet Bakanlığı’nın hasta tutsaklara ilişkin herhangi bir verisi bulunmadığını dile getirdi. Karul, “Sürekli ertelenen bir tavır var. Avukatlar aracılığıyla veriler ilgili bakanlıklara ulaştırılıyor fakat sonuç alma noktasında sonuç alamıyoruz. Milletvekilleri durumu ara ara Meclis’e taşıyor” dedi.
Ne tahliye he de tedavi
Cezaevi koşullarının sağlıklı bireylerin dahi yaşayamayacağı kadar kötü koşullara sahip olduğunu vurgulayan Karul, şunları söyledi: “Sağlık hakkından hiçbir şekilde yararlanılmıyor cezaevlerinde. Pandemi koşullarında hastaneye götürüldükten sonra 15 gün karantinada tutuluyor. Kendine bakamayacak hasta tutsakların durumu da iyice kötüye gidiyor. Yakın zamanda da üç hasta tutsak yaşamını yitirdi. Afyon Cezaevi’nde Hayrettin Yılmaz vefat etti ve bu arkadaşımızın cezası bir yılın altına düşmüştü. Adli Tıp raporuna rağmen maalesef tahliye edilmedi ve vefat etti. Tutsaklar çok zor şartlar altında yaşamaya çalışıyorlar.”
Bakırköy Cezaevi’nde bulunan hasta tutsak Tenzile Acar’ın sağlık durumunun endişe verici olduğunu belirten Karul, “Tenzile çok yakın bir zamanda Hepatit-B teşhisi konuldu. Tedavisi görülmüyor. Süreyya Bulut verem hastası ve durumu çok ciddi. Bizim ulaşabildiğimiz çok fazla hasta tutsak var. Ne tahliye ne de tedavi ediliyorlar” diye konuştu.
Açlık grevi dışında seçenek yok
Karul, son infaz yasası paketini hatırlatarak, hasta tutsakların tahliye olma umutlarının düştüğünü ve bu durumun tutsakları psikolojik olarak zorladığını aktardı. Tecridin sistematik bir işkence biçimi olduğunu kaydeden Karul, “Suçundan dolayı, ‘şu kişiye tecrit uygulanabilir, şuna uygulanamaz’ diye bir mantık yürütmek insanlık dışıdır. Hak ihlalleri sürekli artarak devam ediyor. Açlık grevleri de hak ihlalleri ve tecride karşı yapılan bir eylem. Cezaevi koşullarında bedenlerini açlığa yatırmak dışında yapılabilecek bir şey yok. İmralı’dan başlayarak Türkiye’nin tüm cezaevlerinde bu ihlaller oluyor. Tutsakların bu haklı taleplerinin sonuna kadar arkasındayız” dedi.
Cezaevinden tabutlar çıkacak
Hasta tutsakların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğinin altını çizen Karul, “Tutsaklar tahliye edilmediği takdirde cezaevlerinde tabutlar çıkmaya devam edecek. Bakanlığın da bu konuda bir adım atması gerek. Gebze Cezaevi’nde 9 tutsak koronavirüse yakalandı. Özellikle salgın koşullarında hasta tutsakların amasız, fakatsız tahliye edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
Bakış açısı değişmiyor
Adaletin herkes için olduğunu vurgulayan Karul, reform söylemleri ve İnsan Hakları Acil Eylem Planına değinerek şunları aktardı: “Biz adalet derken onurlu bir adaletten bahsediyoruz. Eğer bir reform paketi varsa bu paket tüm cezaevlerindeki insanlar için aynı eşitlikte olmalı. Reformlar değişse de ülkede bir şey değişeceğini düşünmüyorum, çünkü hasta tutsaklara dönük olumlu şeyler olmuyor. Bu nedenle herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor.”
İnsanlık suçu işleniyor
Hasta tutsakların yaşadığı hak ihlallerinin, sadece insan hakları savunucularının üzerinde durması gereken bir konu olmadığına işaret eden Karul, şunları ekledi: “Tutsaklar hasta ve sen ses olmayınca onlar ölecek. Ses olmak dışında başka alternatif yok. Bu ülkede insanlık suçu işleniyor ve bizim de bu insanlık suçuna karşı dayanışmaktan başka çaremiz yok. Çok nettir, tecrit öldürüyor. Bu tecrit hasta tutsaklara uygulanıyorsa daha hızlı bir şekilde ölümler gerçekleşiyor. Dışarıda bile ses olamazken onlar içeride bedenlerini açlığa yatırıyorlar. O yüzden biz dışarıdakilerde tutsakların sesine ses olmalıyız ki mücadele edebilelim.” İSTANBUL
Açlık grevi 24. grupta
Türk cezaevlerinde 117 gündür devam eden açlık grevini 24. grup devraldı.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 117. gününde devam ediyor. Açlık grevini, dünden itibaren 24 grup devraldı. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 96, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 79 gündür eylem yapılıyor.