- Serêkaniyê Göçmenler Komitesi İcra Kurulu Üyesi Ciwan Îso, yaklaşık 80 bin kişinin evlerine dönmek için kayıt yaptırdığını belirtti. Îso, “Halkın büyük bölümü evlerine dönmek istiyor. Ancak güvenli dönüş için gerekli siyasi, idari ve güvenlik koşulları henüz oluşturulmuş değil” dedi.
ERKAN GÜLBAHÇE
Serêkaniyê’den 2019’daki işgalin ardından göç etmek zorunda kalan on binlerce kişi, aradan geçen altı yıla rağmen hâlâ kamplarda ve Kuzey ve Doğu Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşamını sürdürüyor. 29 Ocak Anlaşması’na rağmen kalıcı geri dönüşler henüz başlayamazken, 14 bin aile -yaklaşık 80 bin kişi- evlerine dönecekleri günü bekliyor.
Til Temir ile Serêkaniyê arasında yer alan, çoğunlukla Asuri, Arap ve Kürtlerin yaşadığı 120 köyde yaşam koşulları hâlâ ilk günkü gibi. M4 Karayolu ulaşıma açılmış olmasına rağmen Serêkaniyê’de Türk devletine bağlı çetelerin varlığını sürdürmesi güvenlik endişelerini artırıyor. Terk edilmiş köylerde bulunan mayınlar da halkın güvenli dönüşü önündeki en önemli engeller arasında yer alıyor.
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi İcra Kurulu Üyesi Ciwan Îso, yaklaşık 80 bin kişinin evlerine dönmek için kayıt yaptırdığını belirtti. Güvenlik sorunları, mülkiyet haklarına ilişkin anlaşmazlıklar, bölgenin idari statüsüne ilişkin belirsizliklerin geri dönüşlerin önündeki temel engeller olmaya devam ettiğini söyleyen Îso, göçmenlerin ancak güvenli, gönüllü, onurlu ve sürdürülebilir koşullar sağlandığında kalıcı olarak evlerine dönebileceğini vurguladı.
Îso ile Serêkaniyê’deki son durumu, geri dönüş hazırlıkları ve karşılaştıkları zorlukları konuştuk.
Serêkaniyêliler uzunca süredir geri dönüş için bekleyişte. Bugüne kadar Serêkaniyê’ye herhangi bir dönüş gerçekleşebildi mi?
Serêkaniyê’ye kalıcı olarak geri dönen herhangi bir aile ya da birey bulunmuyor. 29 Ocak Anlaşması’nın ardından bazı göçmenler kent merkezi ve köylerine giderek evlerini ve arazilerini ziyaret etme imkanı buldu. Ancak bu dönüşler kısa süreli ziyaretlerdi. İnsanlar, birkaç saat evlerini gördükten sonra yeniden yaşadıkları bölgelere dönmek zorunda kaldı.
Ziyaretler sırasında birçok kişi evlerinin işgal edildiğini, arazilerinin başkaları tarafından kullanıldığını veya mülklerinde ciddi değişiklikler yapıldığını gördü. Kalıcı dönüşün gerçekleşmemesinin nedenlerinden biri de buydu.
Kaç kişi Serêkaniyê’ye geri dönmeyi bekliyor? Bu konuda elinizde resmi veri bulunuyor mu?
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi olarak yaklaşık iki ay önce geri dönmek isteyen göçmenlerin kayıtlarını toplamaya başladık. Yaptığımız çalışmalar kapsamında şimdiye kadar 14 bine yakın aile geri dönüş talebiyle başvuruda bulundu. Bu sayı da yaklaşık 80 bin kişiye karşılık geliyor.
Geri dönüş talebinde bulunanların önemli bir bölümü yaşamını hâlâ kamplarda sürdürüyor. Özellikle Serêkaniyê, Waşokanî ve Newroz kamplarında yaşayan yaklaşık 33 bin kişi dönüş için kayıt yaptırmış durumda. Bunun yanı sıra binlerce aile de Kuzey ve Doğu Suriye’nin farklı kent ve köylerinde yaşamını sürdürüyor. Ancak geri dönüş sürecinin nasıl işleyeceğine dönük mekanizma netleşmiş değil.
Aradan altı yıl geçmiş olmasına rağmen kitlesel bir geri dönüşün gerçekleşememesinin temel nedeni nedir?
Halkın büyük bir bölümü evlerine dönmek istiyor. Ancak güvenli ve kalıcı geri dönüş için gerekli siyasi, idari ve güvenlik koşulları henüz oluşturulmuş değil. Özellikle kent ve çevresinde güvenli ve istikrarlı bir ortamın sağlanamaması, geri dönüşlerin önündeki en önemli engel olmaya devam ediyor. Bölgede 2019 sonrasında yerleşen silahlı grupların varlığını sürdürmesi de ailelerin güvenlik kaygılarını artırıyor. Bu nedenle sorun insanların geri dönmek istememesi değil, dönüşü mümkün kılacak koşulların henüz oluşmamış olmasıdır.
29 Ocak Anlaşması’nın ardından kentin Hesekê vilayetine bağlanması ve yeni bir idari sürecin başlatılması bekleniyordu. Ancak bugüne kadar bu yönde somut bir ilerleme sağlanamadı. Serêkaniyê’nin idari statüsüne ve kurumların geleceğine ilişkin belirsizlikler sürüyor.
Serêkaniyê ve çevresinde halkın güvenliği kim tarafından sağlanıyor?
Güvenlik yapısının önemli ölçüde değiştiğini söylemek mümkün değil. 2019 sonrasında bölgeye gelen silahlı gruplar ve onların oluşturduğu yapılar kent merkezi ile çevre köylerde varlığını sürdürüyor. 29 Ocak Anlaşması sonrasında bu grupların bölgeden çekildiği yönünde bazı değerlendirmeler yapılsa da bize ulaşan bilgiler bunun tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor. Bazı gruplar daha az görünür hale geldi fakat kent merkezi ve kırsal bölgelerde etkilerini koruyorlar.
Anlaşmada güvenlik mekanizmasının Serêkaniyê’nin kendi halkından oluşturulması öngörülüyordu. Ancak mevcut güvenlik yapısında beklenen değişim henüz gerçekleşmedi. Güvenlikten sorumlu yapılar yerli halktan oluşmuyor.
Göçün ardından binlerce ailenin evine, arazisine ve diğer taşınmazlarına el konuldu. Bu mülklerin sahiplerine iade edilmesi konusunda hangi adımlar atıldı?
Mülkiyet meselesi, bugün Serêkaniyê’de çözüm bekleyen en önemli sorunların başında geliyor. 2019’daki işgalin ardından yaklaşık 5 bin 700 ailenin evine el konuldu. Bunun yanısıra Kürtlere ait çok sayıda tarla, bağ, bahçe ve işyeri de farklı kişiler tarafından kullanılmaya başlandı.
Yıllar içerisinde işgalin yanı sıra mülkiyet yapısında da önemli değişiklikler yaşandı. Bazı evler ve taşınmazlar üçüncü kişilere satıldı ya da devredildi. Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz sorun, sadece işgal edilen evlerin boşaltılması değil, son yıllarda gerçekleştirilen mülkiyet işlemlerinin de yeniden değerlendirilmesidir.
Son dönemde bu konuda bazı girişimler başlatıldı. Geçici Şam Hükümeti’yle yapılan görüşmeler sonucunda işgal edilen evler, işyerleri ve diğer taşınmazlarla ilgili çalışmalar yürütmek üzere çeşitli komiteler oluşturuldu. Bu komitelerin görevi mülklerin mevcut durumunu tespit etmek ve geri dönüş sürecine ilişkin hazırlıkları yürütmektir.
Ayrıca Serêkaniyê’ye dönmek isteyen kişilerin kayıtları alınmaya başlandı. Planlamaya göre mülk sahiplerinin başvurularının tamamlanmasının ardından işgal edilen evlerde bulunan kişilere belirli süreler tanınacak ve sonrasında bu evlerin tahliye edilmesi hedeflenecek. Ancak tüm bu çalışmalar henüz hazırlık aşamasında. Daha önce de bazı komiteler oluşturuldu ve mahkemeler tarafından evlerin boşaltılmasına yönelik kararlar alındı. Buna rağmen bugüne kadar söz konusu kararlar uygulanmadı. Biz, 2019 sonrasında alınan tüm mülkiyet kararlarının yeniden incelenmesini talep ediyoruz. Çünkü insanların evleri, arazileri ve diğer taşınmazları üzerindeki haklarının yeniden tanınması çözüm sürecinin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Serêkaniyê’de önemli demografik değişimler de yaşandı. Son veriler nedir?
İşgal sonrasında Serêkaniyê’nin nüfus yapısında köklü değişiklikler meydana geldi. Kentte yaşayan yerli halkın yaklaşık yüzde 87’si göç etmek zorunda kaldı. Boşalan mahallelere, köylere ve evlere ise farklı bölgelerden insanlar yerleştirildi. Bu süreç yalnızca kent merkeziyle sınırlı kalmadı. Toplam 45 Kürt köyü boşaltıldı ve bazı köyler tamamen askeri amaçlarla kullanılmaya başlandı. Bugün geri dönüş sürecini zorlaştıran başlıca etkenlerden biri de bu demografik değişimdir. Çünkü mesele yalnızca insanların evlerine dönmesi değildir. Aynı zamanda yıllar içerisinde değişen nüfus yapısının, ortaya çıkan mülkiyet sorunlarının ve hukuki tartışmaların da çözülmesi gerekiyor.
Göçmenler bugün Serêkaniyê’ye geri dönerse, hangi temel sorunlarla karşı karşıya kalacaklar?
Bugün Serêkaniyê’ye bireysel olarak dönen ailelerin karşılaşacağı ilk sorunlardan biri barınma olacaktır. Yıllardır kullanılmayan ya da farklı kişiler tarafından kullanılan birçok ev ciddi şekilde zarar görmüş durumda. Bölgeyi ziyaret eden bazı aileler, evlerdeki kapı ve pencerelerin söküldüğünü, taşınabilir eşyaların götürüldüğünü, bazı yapıların ise yaşanabilir durumda olmadığını anlatıyor.
Bunun yanısıra ekonomik yaşamın yeniden kurulması da önemli bir sorun olarak duruyor. Tarımla geçinen aileler, esnaf ve iş yeri sahipleri üretime yeniden başlamak ve geçimlerini sağlamak için maddi desteğe ihtiyaç duyuyor.
Öte yandan eğitim, sağlık, belediye hizmetleri ve altyapı alanlarında da ciddi eksiklikler bulunuyor. Bu nedenle geri dönüş süreci yalnızca insanların evlerine ulaşması olarak ele alınmamalı; yaşamlarını sürdürebilecekleri koşulların da oluşturulması gerekiyor. Aksi halde geri dönen birçok aile, kısa süre içerisinde ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.
Şam yönetimiyle Serêkaniyê dosyası için görüşmeleriniz oldu mu?
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi olarak uzun süredir birçok kurum ve tarafla düzenli görüşmeler yürütüyoruz. Bu kapsamda Geçici Şam Hükümeti yetkilileri, Demokratik Özerk Yönetim temsilcileri, QSD yetkilileri ve Hesekê Valiliği ile çok sayıda toplantı gerçekleştirildi. Özellikle Hesekê Valisi Nureddin Ahmed ile geri dönüş dosyası üzerine sürekli temas halindeyiz.
Bunun yanında Şara hükümetine bağlı heyetlerle de çeşitli görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde Serêkaniyê’nin idari durumu, mevcut engeller ve geri dönüş sürecinin önündeki sorunlar ele alındı.
Görüştüğümüz birçok yetkili, Serêkaniyê üzerinde tam bir denetime sahip olmadıklarını açık şekilde ifade etti. Yetkililer, kentte ve çevresinde Türk bayraklarının bulunduğunu, eğitim faaliyetlerinin Türkçe yürütüldüğünü, kurumların ve ilişkilerin büyük ölçüde Türkiye ile bağlantılı olduğunu dile getirdiler. Ayrıca Türkiye’ye bağlı güvenlik ve istihbarat yapılarının bölgedeki etkisinin sürdüğünü, bu nedenle Serêkaniyê’nin idari ve güvenlik alanlarında öngörülen entegrasyon sürecinin henüz tamamlanamadığını belirttiler. Görüşmeler ve temaslar sürüyor ancak süreç hâlâ hazırlık aşamasında.
Somut olarak Serêkaniyêlilerin dönüş için somut talepleri nedir?
Göçmenlerin büyük bölümü, geri dönüşlerin ancak gerekli güvenlik ve yaşam koşulları sağlandıktan sonra mümkün olabileceğini düşünüyor. Her şeyden önce Serêkaniyê’de güvenli ve istikrarlı bir ortamın oluşturulması gerekiyor. İnsanlar geri döndüklerinde can ve mal güvenliklerinin garanti altına alınmasını istiyor. Bununla birlikte güvenlik mekanizmasının bölgenin yerleşik halkından oluşturulmasına yönelik güçlü bir talep de bulunuyor.
Bir diğer önemli konu ise hukuki güvenceler. Serêkaniyê’den göç etmek zorunda kalan ailelerin önemli bir bölümü geçmişte Özerk Yönetim kurumlarında, sivil yapılarda veya farklı toplumsal alanlarda görev aldı. Bu nedenle insanlar, geri döndüklerinde geçmişleri nedeniyle herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da baskıyla karşı karşıya kalmayacaklarına dair açık güvenceler talep ediyor.
Bunun yanı sıra geri dönüşlerin bireysel değil, planlı ve toplu bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği düşünülüyor. Yıllardır boş kalan veya zarar gören evlerin onarılması, altyapının yeniden kurulması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin işler hale getirilmesi gerekiyor. İnsanların yalnızca evlerine ulaşmaları değil, döndükten sonra yaşamlarını sürdürebilecekleri ekonomik koşulların da oluşturulması gerekiyor.
Bu noktada uluslararası kurumların da sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Çünkü binlerce aile yıllardır kamplarda yaşıyor ve önemli maddi kayıplar yaşadı. Evlerin yeniden yaşanabilir hale getirilmesi ve temel hizmetlerin sağlanması için uluslararası desteğe ihtiyaç var. Kesin bir tarih vermek mümkün değil. Ancak son dönemde yürütülen görüşmeler ve hazırlıklar geri dönüş sürecine ilişkin umutları artırmış durumda. Mevcut atmosfer ve yürütülen çalışmalar dikkate alındığında, gerekli koşulların sağlanması halinde önümüzdeki bir ila iki ay içerisinde ilk geri dönüşlerin başlamasını umuyoruz. Temennimiz, insanların kendi evlerine güvenli, onurlu ve kalıcı bir şekilde dönebilmeleridir.