• Yerimiz ister dağlar ister zindanlar ister ovalar isterse en kötü koşullar olsun, Türk sömürgecilerinin zulmüne karşı her zaman direneceğiz ve buna mecburuz.
  • Benimle ilgili olarak tasalanmayın. Yüzlerce kahraman arkadaşımın kaderiyle benim kaderim birdir. Hatta halkımızın kaderiyle kaderimiz birdir.
  • Gerçek uğruna hem halkımız hem de zindanlardaki yüzlerce devrimci ve yurtsever çile çekecektir. Ama çekilen bu çilenin mutlaka sona ereceğine inancımız tamdır.
  • Sizin ve annemin ellerinden öperim. Kardeşlerimin ve gelinin gözlerinden öperim. Tüm arkadaşlarıma selamlarımı iletin. Mehmet Hayri Durmuş 24.01.1980.

 

Kürt Özgürlük Hareketi'nin öncü kadrolarından Mehmet Hayri Durmuş'un ailesine gönderdiği ilk mektubu ilk kez yayınlıyoruz

SALİH DOĞAN/ANF

Başlangıçta O halkına borçluydu. Mezar taşına öyle yazın demişti. Doğruydu çünkü henüz adı olmayan bir halka bir ad borçluydu. O adı canıyla buldu... Kürt halkı ve Kürdistan ülkesi... Bedeli can oldu, hayatını adamak oldu... Bir adın arkasında yatan hikaye ne büyüktür bazen... Çok canlar sayesinde bir ad olur ve o ad bir halka yuva olur... Kendi adınla yaşamının ve anılmanın bedeli işte Hayriler sayesinde... Şimdi artık O değil biz O'na-onlara borçluyuz... Halk olarak, adımızı ve ülkemizi onlara armağan etme borcumuz var... O bize adınla yaşamanın onurunu gösterdi, biz de ona özgür bir halkın ve ülkenin onurunu borçluyuz... Bunun yükü artık hepimizin sırtında...

Kürt Özgürlük Hareketi'nin öncü kadrolarından ve “14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi”nin sembol isimlerinden Mehmet Hayri Durmuş'un, tutuklanmasının ardından 46 yıl önce Diyarbakır Askeri Cezaevi'nden yani Amed Zindanı'nda ailesine gönderdiği mektup, ilk kez Fırat Haber Ajansı (ANF) tarafından kamuoyuyla paylaşılıyor. Arşiv ve tarihi belge niteliği taşıyan mektup, yarım asır sonra gün yüzüne çıkarken, Durmuş'un cezaevindeki ilk günlerine ve mücadele anlayışına dair önemli ipuçları veriyor.

Mücadelemiz hayli haklıdır

30 Kasım 1979 tarihinde Ferhat Kurtay’la birlikte Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yakalanan Mehmet Hayri Durmuş, bir süre gözaltında tutulduktan sonra Diyarbakır Askeri Cezaevi'ne götürülüyor. Durmuş, tutsak düşmesinin ardından 24 Ocak 1980’de kaleme aldığı ilk mektubunda, ailesine sağlık durumunun iyi olduğunu bildirirken, yakalanmasına ilişkin ortaya atılabilecek iddialara da itibar edilmemesini istiyor. El yazısının yer aldığı ve ilk kez yayımlanan mektupta, yaşadığı süreci “bir mücadele” olarak tanımlayan Hayri Durmuş, “Ben, kendimi her şeye katlanarak bu mücadeleye kattım. Bugünkü durumumu normal karşılıyorum. Çünkü uğruna mücadele ettiğim şeyler hayli haklı şeylerdir” ifadelerini kullanıyor.

Hepimizin kaderi bir

Kararlılığından geri adım atmadığı gibi aile bireylerine de telkinde bulunan Hayri Durmuş, mektubunda şöyle önemli vurgularda bulunuyor: “Benimle ilgili olarak tasalanmayın. Yüzlerce kahraman arkadaşımın kaderiyle benim kaderim birdir. Hatta halkımızın kaderiyle kaderimiz birdir. Halkımızın Türk sömürgeciliğine karşı devrimcilerin yanında yer alması hepimizi kurtuluşa götürecek ilk adımdır.”

Eşyaları hâlâ duruyor

Yine mektupla birlikte eş zamanlı olarak mektubun okunduğu bir video yayımlanacak. Videoda, Mehmet Hayri Durmuş'un cezaevinde yazdığı ilk mektup, kardeşi Ayten Durmuş tarafından okunduğuna yer veriliyor. Videoda yalnızca Hayri Durmuş'un mektubu değil, aynı zamanda aile arşivinde bugüne kadar korunan kişisel eşyaları da paylaşılıyor. Yine videoda Hayri Durmuş'un şehit düşmesinin ardından babası İsa Durmuş tarafından teslim alınan kişisel eşyaları, şehadet belgesi ve diğer hatıralarına da yer veriliyor.

Kadife pantolonu, gri çeketi...

Videoda kardeşi Hüseyin Durmuş'un eşi Yıldız Durmuş tarafından tek tek tanıtılıyor. Yıldız Durmuş, Hayri Durmuş'un cezaevinde giydiği kıyafetleri, çizgili gri ceketi, kareli gömleği, kadife pantolonu... Cebinden çıkan mendili, öğrenci kimliğini, saatini, kalemini ve diğer kişisel eşyalarını göstererek bunların aile açısından taşıdığı manevi değeri anlatıyor. Yıldız Durmuş ayrıca öğrencilik yıllarına ait bordo çantasını, takdir belgelerini de göstererek, Hayri Durmuş'un eğitim yaşamındaki başarısına dikkat çekiyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bazı kişiler bu gençlerin bilinçsiz olduğunu, bir şey bilmeden hareket ettiklerini ve neden böyle yaptıklarını sorguluyor. Oysa o kadar başarılıydılar ki… Bilgili ve bilinçliydiler... Okulda, evde, arkadaş ortamlarında hep öyleydiler...”

Şehîdî Kurdistanê ye

Videoda yer verilen görüntülerin, şehit Hayri Durmuş'un mezarının yapılmasının ardından 1991'de kayda alındığı belirtiliyor. Baba İsa Durmuş video çekilirken, "Çekin çekin, Xortê Kurdistanê ye şehîdê Kurdistanê ye" diyor gururla...

Aradan geçen onlarca yılın ardından ilk kez yayımlanan mektup ve aile arşivinden görüntüler, şehit Hayri Durmuş'un yaşamına, cezaevi sürecine ve ailesinin hafızasında bıraktığı izlere dair önemli bir tarihsel belge niteliği taşıyor.

Tüm dostlara selam...

İşte Mehmet Hayri Durmuş'un mektubunun tamamı şöyle:

“Baba,

Bir müddet önce yakalandım. Bir müddet gözaltında kaldım, sonra tutuklandım. Şimdi Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yatıyorum. Tutuklandığımı haber alıp almadığınızı bilmiyorum. Merak edersiniz diye durumumu size iletmek istedim.

Bildiğiniz gibi uzun süreden beri aranıyordum. Nihayet, son zamanlarda yoğunlaşan aramalar sonucunda yakalandım. Yakalanmamın sebebi üzerine bazı anlamsız ve asılsız haberler yayılmış olabilir. Bu tür söylentilere kulak asmayın.

Durumum iyidir, herhangi bir sorunum yoktur. Siz nasıl karşılarsanız karşılayın, daha önce de sık sık anlatıyordum; bu bir mücadeledir, içinde her şey vardır. Ben, kendimi her şeye katlanarak bu mücadeleye kattım. Bugünkü durumumu normal karşılıyorum. Çünkü uğruna mücadele ettiğim şeyler hayli haklı şeylerdir.

Bugün gerek devrimcilere gerekse tüm halka uygulanan baskı ve sömürü haksız bir zulümdür. Bu mücadelede binlerce devrimci bugün bayrağı ortaya koyarak devletin zulmüne karşı mücadelesini sürdürmektedir. Pek çok değerli arkadaşım bu mücadelede hayatını kaybetti. Ama gerek onların ölümü gerekse yüzlerce devrimci ve yurtseverin zindanlara atılması hiçbirimizi üzmüyor ve boyun eğdirmiyor.

Yerimiz ister dağlar ister zindanlar ister ovalar isterse en kötü koşullar olsun, Türk sömürgecilerinin zulmüne karşı her zaman direneceğiz ve buna mecburuz.

Benimle ilgili olarak tasalanmayın. Yüzlerce kahraman arkadaşımın kaderiyle benim kaderim birdir. Hatta halkımızın kaderiyle kaderimiz birdir. Halkımızın Türk sömürgeciliğine karşı devrimcilerin yanında yer alması hepimizi kurtuluşa götürecek ilk adımdır.

Bu gerçek uğruna hem halkımız hem de zindanlardaki yüzlerce devrimci ve yurtsever çile çekecektir. Ama çekilen bu çilenin mutlaka sona ereceğine ve özgür olacağımıza inancımız tamdır.

Bana mektup falan yazmayın, kardeşlerim de mektup yazmasınlar. Benim için kötü hava şartlarında buraya görüşmeye de gelmeyin. Çok merak ederseniz kardeşlerimden biri gelip beni görür. Özellikle annem hiç gelmesin.

Tekrar belirteyim, durumum iyidir. Bir sorunum yoktur. Bir isteğim olursa ileride sizlere söylerim.

Şimdilik bu kadar.

Sizin ve annemin ellerinden öperim. Kardeşlerimin ve gelinin gözlerinden öperim. Tüm dostlara ve arkadaşlarıma selamlarımı iletin.

Mehmet Hayri Durmuş

24.01.1980”