90’larla yüzleşilmeli

23 Ocak 2022 Pazar - 18:00

  • 25 yıldır kayıp olan akrabası İlyas Eren'in akıbetinin sorulduğu eylemde konuşan Amed Barosu Başkanı Nahit Eren, "Birarada yaşayabileceğimiz bir gelecek için bu devlet ve iktidarın 90’lı yıllarla yüzleşmesi gerekiyor” dedi.

 

Yakınları faili meçhul cinayetlerle katledilenler ile gözaltında kaybedilen aileler, Amed'de yıllar önce başlattıkları adalet mücadelelerini sürdürdü. 676 haftadır "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" diye seslenen kayıp yakınları, İnsan Hakları Derneği (İHD) üyeleri ile birlikte bir kez daha Koşuyolu Parkı'ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 11 Mart 1997'de Amed'in Kulp ilçesinde sivil giyimli 4 polis tarafından akrabasının ve birçok köylünün gözleri önünde bir araca zorla bindirilerek kaçırılan İlyas Eren’in kaybedilme öyküsü hatırlatıldı. İlyas Eren’in akrabası olan Amed Barosu Başkanı Nahit Eren de bu haftaki eyleme katıldı. 

Baro Başkanı Nahit Eren, Kürtlerin hafızasında “karanlık yıllar” olarak yer edinen 90’lı yıllarda onlarca, binlerce gözaltında kayıp, zorla yerinden edilme ve işkence gibi bir sürü hukuk dışı yol ve yönetim denendiğini hatırlattı. Eren, şunları söyledi: “Bu coğrafyada aslında her ailede kayıplar var, hikayelerin hepsi de aynı aslında. Bu açıdan çok da birbirlerinden farkı değiller. Diyarbakır’ın göbeğinde paramiliter güçler tarafından gözaltına alındı ve o günden sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Bulmak istiyor, hepsinin naaşına ulaşmak istiyoruz. O dönemdeki suç şebekelerinde yer alanların kayıplarımızı nereye sakladıklarını biliyoruz. Umarım bir gün vicdanlarının sesini dinler ya da vicdanlı davranır kayıplarımızı nereye sakladıklarını söylerler. Kürtlerin zihninden, hafızasından 1990’lı yıllar silinemez fakat bir nebze de olsa bizlere kayıplarımızın bulunması konusunda gereken özen ve samimiyetin gösterilmesiyle acılarımızın hafifletilmesini bekliyoruz. Bir arada yaşayabileceğimiz sağlıklı ve güvenli, bir gelecek için bu devlet ve iktidarın 90’lı yıllarla yüzleşmesi gerekiyor.”

Korucu olması dayatıldı

İlyas Eren’in öyküsünü İHD Amed Şubesi Gözaltında Kayıp Komisyon Üyesi Derya Yıldırım paylaştı. Kulp’un Dêlit köyüne bağlı Rındık mezrasında yaşayan evli ve 8 çocuk babası Eren’in geçimini çiftçilik yaparak sağladığını dile getiren Yıldırım, yaşadıkları köyün 1993'te askerler tarafından yakılması sonucu ailesiyle Kulp ilçe merkezine göç etmek zorunda kalan Eren’in korucu olması için sürekli devlet baskısına maruz kalıp tehdit edildiğini belirtti. 1990'da gözaltına alınıp götürüldüğü Amed'de yaklaşık 20 gün boyunca gözaltında tutulan Eren’in ağır işkenceye maruz kaldığını kaydeden Yıldırım, savcılık soruşturması sonucunda serbest bırakıldığı ve yargılamanın beraatle sonuçlandığını; gördüğü ağır işkencelerden dolayı ciddi sağlık sorunları yaşamak zorunda kaldığını söyledi. 

Yıldırım, sonrasında şu bilgileri verdi: “İlyas Eren, 11 Mart 1997'de kayınının evini taşımak üzere Diyarbakır’a gelir. Ardından Kulp’a dönmek için Kulp Terminaline gider. Saat 13.00 civarında terminale gelen sivil giyimli 4 polis, burada birçok köylünün ve akrabasının gözleri önünde İlyas Eren’i siyah bir araca zorla bindirerek kaçırırlar. Kaçırıldığı aracın Kulp’ta bir korucuya ait olduğu orada bulunan herkes tarafından biliniyordu. Ailesi o tarihten beri Eren’den bir daha haber alamaz. 17 Mart 1997'de kardeşi Hanifi Eren, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na giderek kardeşinin akıbetine ilişkin başvuruda bulunur. 6 Şubat 1998 tarihinde İnsan Hakları Danışma Merkezi (Kayıp Bürosu) nezdinde görevli Savcı E. Alper, Devlet Güvenlik Mahkemesinden İlyas Eren hakkında bilgi talebinde bulunur. Devlet Güvenlik Mahkemesince iletilen 24 Şubat 1998 tarihli yazıda tutuklanmasına ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı bildirilir.

Soruşturma açılmadı

Cumhuriyet Savcısı Alper, 4 Mayıs 1998'de başvuranların yakınlarının kaybolması ile ilgili herhangi bir takibat yapılmamış olması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'ndan gözaltından sorumlu polis memurları hakkında soruşturma başlatılmasını talep eder. 1 Eylül 1998'de Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu görevliler hakkında soruşturma açılmasına gerek duyulmadığına karar verir.

AİHM, Türkiye'yi mahktim etti

AİHM, İlyas Eren’in kaybettirilmesine ilişkin 2003 yılında yaşam hakkı ihlali olduğuna karar vererek, Türkiye’yi mahkûm eder ve ailesine tazminat verilmesine hükmeder.” 

Gözaltında kaybedilişinin 25’. yılında İlyas Eren dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkartılması ve bu suçun faillerinin cezalandırılması için adli ve siyasi makamları göreve çağırdıklarını söyleyen Yıldırım, sözlerini “Kaç yıl geçerse geçsin İlyas Eren için, tüm kayıp ve siyasi cinayetlere kurban gidenler için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz” diyerek noktaladı. AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.