• Almanya'daki acil yardım görevlileri yüksek nitelikli olmalarına rağmen çoğunlukla eğitim aldıkları işleri yapamıyor. Hastalar, bürokrasiden dolayı bazen gereksiz yere acı çekiyor.

 

İncelenen 50 binden fazla müdahale protokolü, vakaların yaklaşık yüzde 95’inde “tıbbi müdahalelerin” acil yardım görevlileri tarafından yapılabileceğini gösterdi.

SWR'den Niklas Maurer ve Aleksandra van de Pol'un haberine göre; Bielefeld yakınlarında birkaç hafta önce akşam saatlerinde Dörthe Freitag adlı yurttaş aniden yere yığılır. Karnındaki kramp o kadar şiddetlidir ki neredeyse nefes alamaz hale gelir. “Korkunç kramp, ağrılar, ardından sürekli baş dönmesi” diye hatırlıyor. Partneri acil servisi arar, ancak acil yardım personelinin kendisine yardım edemediğini anlatıyor. Freitag, yanlarındaki ağrı kesiciye karşı alerjiktir ve bu ilaç onu öldürebilir. Sağlık görevlileri, kendi ifadelerine göre başka bir ilaç vermek için acil hekimi (notarzt) çağırmak zorundadır. Freitag, “Hâlâ hatırlıyorum, onlara ‘Bunu başka türlü halledemez misiniz?’ diye sordum. Bana öyle bir baktılar ki, ‘Çok isterdik ama yapamayız’ der gibiydiler” diyor.

Freitag, notarztı beklemek istemez ve kendisini hastaneye götürmelerini ister. Hastanede golf topu büyüklüğünde safra taşları çıkarılır. ARD’nin Report Mainz programının sorusu üzerine klinik, Dörthe Freitag’ın “notarzt çağırma imkânına sahip olduğunu”, başka ağrı kesicilerin de mümkün olduğunu bildirdi, ancak tam olarak hangi koşullar altında olduğunu açıklamadı.

Yetki yetersizliğine eleştiri

Acil hastalar, acil yardım görevlilerinin, acil doktorunu çağırmadan müdahale edememesi nedeniyle daha uzun süre acı mı çekmek zorunda kalıyor? Almanya’nın farklı acil servis bölgelerinden acil yardım görevlileri, Report Mainz’e verdikleri demeçte, acil hekimi olmadan neredeyse hiç ilaç veremediklerini söylüyor. Bu durum özellikle ağrı kesiciler için geçerli. Oysa ülke genelinde standart olan eğitimlerinde ilaç uygulamayı öğreniyorlar.

Acil servis her eyalette farklı düzenleniyor. Çoğu yerde belediyeler ve ilçeler olup, buralarda neredeyse her yerde “Ärztlicher Leiter Rettungsdienst” (Acil Servis Hekim Direktörü - ÄLRD) bulunuyor. Bu kişi, acillerin hekim olmadan hangi ilaçları bağımsız olarak verebileceğini belirliyor. Bazı acil görevlileri, hekimlerin her zaman hızlı ulaşılabilir olmadığını, bazı vakalarda hastaya ağrı kesici verilebilmesi için yarım saate varan süre beklemek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Bir vakada ise ÄLRD, acil servisin ilaçlarını ambulanstan tamamen kaldırmış; böylece bu ilaçlar hiç verilememiş. Halbuki o ilaçlar ilgili eyalette izinliymiş.

Alman Acil Servis Meslek Birliği Başkanı Frank Flake, bu kurallar bohçasını eleştirerek, “Birçok ÄLRD’nin tek derdi kendi ayrıcalıklarını korumak. Bana göre bu en saf haliyle lobicilik” dedi. Report Mainz’in sorusu üzerine Almanya Acil Hekimleri Çalışma Birlikleri Federal Birliği (BAND) e.V., eleştirilere şu yanıtı verdi: “İlgili kurallar, yasal çerçeve, hukuki sorumluluk değerlendirmeleri ve kalite güvence unsurlarından kaynaklanmakta olup bölgesel farklılıklar gösterebilir.”

Acil hekimi nadiren mi gerekli?

Oysa bilimsel veriler, acil hekimini beklemenin sıklıkla hiç de gerekmediğini gösteriyor. Jena’daki Ernst-Abbe Yüksekokulu’ndan Sebastian Koch, acil vakalarda hangi işlemleri üstlendiğini inceledi. Ekipleri 50 binden fazla müdahale protokolünü analiz etti. İkincil çalışmanın sonuçları yakında yayımlanacak ve Report Mainz’e özel olarak sunuldu. Buna göre incelenen vakaların yaklaşık yüzde 95’inde “tıbbi müdahaleler” acil yardım görevlileri tarafından yapılabilirdi. Bu vakalarda acil hekimi gerekli değildi. Diğer araştırma sonuçlarına göre acil hekimlerin kendisi de vakaların yalnızca yüzde 10-20’sinin gerçekten gerekli olduğunu belirtiyor.

Federal Sağlık Bakanı Nina Warken (CDU), acil serviste reformlar yapılacağını duyurdu ve ilgili yasa tasarısını hazırlattı. Acil Servis Meslek Birliği’nden Frank Flake ise ÄLRD’lerin yetkilerinde kısa vadede bir değişiklik beklemiyor. Flake, belediyelere ve taşıyıcılara “Acil sağlık görevlilerine, eğitimlerine uygun yetkileri verin. Gelecekte bunu artık kaldıramayız” çağrısında bulundu. MAINZ

***

Zorunlu şirket emekliliğine destek

Federal Maliye Bakanı, Alman Sendikalar Birliği'nin (DGB) zorunlu şirket emekliliği (Betriebsrente) önerisine destek verdi. Bakan, özel emeklilik için de daha fazla teşvik sağlanmasını istedi.

Federal Maliye Bakanı Lars Klingbeil (SPD), hükümetin reformlarıyla Almanya’daki emeklilik sisteminin istikrarlı tutulabileceğine dair iyimser olduğunu savundu. Klingbeil, ARD’nin Arena programında Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) zorunlu şirket emekliliği önerisini desteklediğini açıkça ifade etti. SPD Genel Başkanı, vatandaşların soru sorduğu programda “Bu da yardımcı olur” dedi ve şöyle devam etti: “Yasal emekliliği güçlendirdik, bunu yaptık. Şirket emekliliğini zorunlu hale getirirsek ve özel emekliliği de genişletirsek emeklilik sistemini gerçekten geleceğe dönük hale getirme şansımız olur.”

Hükümet, bir emeklilik komisyonunun önerilerine dayanarak emeklilikte yeni düzenlemeler yapmayı planlıyor. Önerilerin bu ay açıklanması bekleniyor. Klingbeil’e göre önümüzdeki reformların odağında ise özellikle ekonomi yer alıyor. Klingbeil, “Yaz aylarına kadar toplanacak Koalisyon Komitesi, bu konuyu bir kez daha öncelikli olarak ele alacak” dedi.

Özel yatırımlar için teşvik

Klingbeil, ayrıca vatandaşların kendi emekliliklerine daha fazla yatırım yapmaları için teşvikler verilmesi gerektiğini savundu. Maliye Bakanı, devletin çocuklara ve gençlere her ay 10 euro yatırdığı “Erken Başlangıç Emekliliği” (Frühstart-Rente) modeline işaret etti, ancak yasal emekliliğin “her şeyin temeli” olmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. BERLİN