• Mezopotamya, Batı Afrika, Çin, İngiltere, Kuzey Avrupa ve Güneybatı Amerika'da binlerce yıldır uygulanan kadim kerpiç yöntemi; çevre dostu, toksik olmayan, ucuz ve kolay olması ile doğal sıcaklık dengesi sağlaması nedeniyle günümüzde yeniden ilgi görüyor.
  • Kerpiç, insanlığın yerleşik hayata geçtiği dönemlerden beri şekillendirdiği ilk yapı malzemesidir. Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan bu geleneğe ait arkeolojik kazılar; Anadolu konut mimarisinde yaklaşık on bin yıl önce de kerpicin temel yapı taşı olarak kullanıldığını göstermektedir.
  • Kerpiç modern inşaat sektöründe uzun süre marjinalleştirildi. Nedeni ise 20. yüzyılın başlarından itibaren kerpiç gibi doğal malzemelerin yerine ahşap iskelet ve beton gibi endüstriyel malzemeleri teşvik eden yapı kodlarının ve finansal sistemlerin gelişmesiydi.

 

BAHAR AVJÎN

Kerpiç, insanlık tarihinin en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri. Taos Pueblo’daki çok katlı kerpiç evlerin milattan sonra 1000 ile 1450 yılları arasında inşa edildiği ve günümüzde de görünümünü büyük ölçüde koruduğu biliniyor. Bu yapılar yaklaşık bin yıldır kesintisiz olarak kullanılıyor. Mezopotamya, Batı Afrika, Çin, İngiltere, Kuzey Avrupa ve Amerika’nın güneybatısı gibi dünyanın farklı bölgelerinde binlerce yıldır uygulanan bu kadim inşaat yöntemi, günümüzde özellikle çevre dostu, toksik olmayan, düşük maliyetli ve öğrenmesi kolay olması nedeniyle yeniden ilgi görüyor. 

 

Kerpiç neden yeniden gündemde? 

Kerpicin en dikkat çekici özelliklerinden biri, termal kütlesi sayesinde sağladığı doğal sıcaklık regülasyonu. Kalın kerpiç duvarlar, ısı transferinde önemli bir gecikme yaratarak dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkını dengeleyebilir. 

Bilimsel çalışmalar, bir kerpiç duvarın dış sıcaklık salınımında yaklaşık 12 saatlik bir faz gecikmesi sağlayabildiğini gösteriyor. Bu özellik özellikle çöl iklimlerinde belirginleşiyor: Gündüz aşırı ısınan duvarlar, gece serinlediğinde depoladığı ısıyı iç mekana salıyor. Böylece mekanik ısıtma veya soğutma ihtiyacı önemli ölçüde azalıyor. Kerpiç, ısıyı ileten ya da yalıtan bir malzeme olmaktan ziyade, bir ısı düzenleyici olarak çalışıyor. 

Modern inşaatta kerpicin marjinalleşmesi 

Ancak bu kadim bilgi ve avantajlara rağmen, kerpiç modern inşaat sektöründe uzun süre marjinalleştirildi. Bunun temel nedenlerinden biri, 20. yüzyılın başlarından itibaren kerpiç gibi doğal malzemelerin yerine ahşap iskelet ve beton gibi endüstriyel malzemeleri teşvik eden yapı kodlarının ve finansal sistemlerin gelişmesiydi. 

ABD’de, Uluslararası Yapı Kodları (IBC/IRC) uzun yıllar boyunca kerpiç için özel ve kapsamlı düzenlemeler içermedi. Bu durum, kerpiçle inşaat yapmayı teknik olarak yasaklamasa da, mühendislik analizleri, test belgeleri ve yerel yapı otoritelerinden özel onaylar gerektirerek süreci maliyetli ve karmaşık hale getirdi. Federal Konut İdaresi’nin (FHA) ipotek sigortası için geleneksel malzemeleri şart koşan standartları da bu durumu derinleştirdi. 

Hassan Fathy ve “yoksullar için mimarlık”

Bu mevzuat zorluklarına rağmen, kerpiç yapımına yönelik ilgi ve çalışmalar sürdü. Bu hareketin öncü isimlerinden biri, Hassan Fathy idi. 

1945 yılında Mısır hükümeti, Krallar Vadisi yakınındaki mezar alanlarında yaşayan toplulukları bölgeden çıkarmak istiyordu. Vadi yakınındaki eski Gourna köyünde yaşayan ailelerin bir kısmı, nesiller boyunca firavun mezarlarının çevresinde yaşamış ve bazılarının geçim kaynaklarından biri mezar kaçakçılığı olmuştu. Mısır devleti, hem arkeolojik alanı korumak hem de bu insanları mezar bölgesinden çıkarmak için onları yeni bir yerleşim alanına (Yeni Gourna) taşımak istedi.

Bu amaçla Hassan Fathy, Yeni Gourna köyünü tasarlamakla görevlendirildi. Fathy, projede geleneksel Nübye kerpiç mimarisini kullandı; kalın duvarlar, tonozlu tavanlar ve doğal havalandırma sayesinde çevreyle uyumlu, düşük maliyetli evler inşa etti. 

Fathy, bu deneyimini ve mimari yaklaşımını Architecture for the Poor (Yoksullar için Mimarlık) adlı kitabında ayrıntılı biçimde anlattı. Yeni Gourna’dan geriye kalan yapılar, onun vizyonunun ve kerpicin dayanıklılığının hâlâ güçlü kanıtları arasında yer alıyor. 

Simone Swan ve ‘Kerpiç İttifakı’ 

Fathy’nin izinden giden isimlerden biri de Simone Swan oldu. Fathy’nin Architecture for the Poor kitabından derinden etkilenen Swan, Mısır’da onun yanında çıraklık yaptı ve ardından öğrendiklerini batı Texas’ın çöl iklimine taşıdı. 

1990’ların ortalarında, Presidio kentinde düşük gelirli aileler için uygun maliyetli, enerji verimli ve çevreyle uyumlu kerpiç evler inşa etmeyi amaçlayan Adobe Alliance’ı (Kerpiç İttifakı) kurdu. Swan ve öğrencileri, düzenledikleri atölyeler aracılığıyla Fathy’nin tekniklerini yaşatmayı sürdürüyor. 

foto:AFP

Yapı kodlarında dönüm noktası 

Bu çabalar ve artan ilgi, yapı kodlarında da değişim yarattı. 2010 yılında ASTM International, kerpiç ve sıkıştırılmış toprak gibi toprak yapı sistemleri için bir kılavuz standardı (ASTM E2392/E2392M) yayımladı. 

Daha da önemlisi, 2021 Uluslararası Konut Kodu’na (IRC), “Cob Construction (Monolithic Adobe)” [cob (kerpiç benzeri toprak karışımı) tekniğiyle inşaat (monolitik kerpiç)] başlığıyla Ek U eklendi. Cob yapımı için bu kod ekinin onaylanması, bu tür doğal yapıların ABD’de yasal olarak inşa edilmesinin önünü açan önemli bir adım. 

Cob, kerpiçle akraba ama birebir aynı olmayan bir yapı tekniğini ifade ediyor. Kerpiçte genellikle toprak, kil, kum ve bazen saman karışımı önce kalıplara dökülerek tuğla haline getirilir, güneşte kurutulur ve ardından bu tuğlalarla duvar örülür. Cob’da ise aynı ya da benzer bir toprak karışımı tuğla yapılmadan, ıslak halde doğrudan üst üste yerleştirilip elle şekillendirilerek duvar oluşturulur. “Monolitik” ifadesi ise, duvarın ayrı ayrı bloklardan değil, tek parça sürekli bir kütle olarak yükseldiğini anlatır. Bu yüzden “Monolithic Adobe” kabaca “tek parça kerpiç yapı” ya da “kalıpsız kerpiç inşaat” diye düşünülebilir. 

Bu ek, Cob Research Institute’nün yıllar süren araştırma ve iş birliğinin ürünüydü. New Mexico ise kerpiç ve diğer toprak yapılar için özel yapı kodlarına sahip olmasıyla bu alanda öncü konumda bulunuyor. 

Mezopotamya’dan Anadolu’ya kerpiç geleneği 

Kerpicin kökenleri, uygarlığın beşiği Mezopotamya’ya kadar uzanır. Yerleşik uygarlığın ilk çağlarından itibaren insanın ürettiği ve biçimini kendi isteğine göre belirlediği ilk yapı malzemesi kerpiç oldu. 

Dicle-Fırat nehir sisteminin taşkınlarıyla zenginleşen balçık toprak, bölgenin en bol bulunan malzemesiydi. Bu nedenle Sümerlerden Asurlulara kadar bölgede hüküm süren uygarlıklar yapılarında temel malzeme olarak kerpici kullandı. 

MÖ 5000 yıllarında başlayan Mezopotamya mimarisinde ilk yapılar, kamış örgü üzerine balçık çamuru sıvanarak inşa edilirken, zamanla bu teknik güneşte kurutulmuş kerpiç tuğlalara dönüştü. Bölgede taş malzemenin neredeyse hiç bulunmaması, kerpici hem zorunlu hem de en akılcı seçenek haline getirdi. 

Bu gelenek Anadolu’ya da derinlemesine işledi. Türkiye’de yapılan arkeolojik kazılar, Anadolu konut geleneğinin yaklaşık on bin yıllık bir zaman dilimine yayıldığını ve bu süreçte kerpicin temel yapı malzemesi olduğunu gösteriyor. 

Çayönü kazılarında Neolitik Çağ’a tarihlenen, taş temel üzerine kerpiç tuğla duvarlı, düz damlı ve pencereli yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Truva 1 döneminde de benzer biçimde kerpiçten inşa edilmiş yapıların varlığı biliniyor. 

Güncel bir örnek: “Kendi Evini Kendin Yap” 

Bu kadim geleneğin günümüzdeki en çarpıcı örneklerinden biri, Viranşehir’de hayata geçirilen “Kendi Evini Kendin Yap” projesi idi. 2000'li yılların başında başlatılan bu inisiyatif, bölgedeki yoksul ailelerin barınma sorununa çözüm üretmeyi hedefledi. Proje kapsamında aileler, kendi emekleriyle ve kooperatif danışmanlığında avlulu kerpiç evler inşa etti. 

Projenin yaklaşımı, kerpiç evlerin betonarme yapılara göre daha ucuz ve ekolojik olmasının ötesinde, aynı zamanda bir dayanışma ve demokrasi kültürü yaratmayı da amaçlıyordu.