• Hasta tutsak Önder Poyraz, hastanede başlattığı açlık grevi eylemini, tekli hücrede sürdürüyor.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm’ kampanyası kapsamında 27 Kasım’da başlattığı dönüşümlü açlık grevi eylemi, 25. gününde. Tutsak yakınları öncülüğünde Amed, Wan, Adana, Mersin ve İstanbul’daki Adalet Nöbeti de yeni katılım ve yoğun ziyaretlerle sürüyor.

Açlık grevindeki tutsaklardan biri de Şirnex'in Cizîr (Cizre) ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında yaralı bir şekilde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Önder Poyraz. “Örgüte üye olmak" ve “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddialarıyla iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen; Erzurum Dumlu 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan Poyraz, 2015’te vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle sırtındaki platinle yaşıyor. Poyraz'ın tek böbreği bulunuyor ve geçirdiği felç nedeniyle sağ elini kullanamıyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutsak listesinde yer alan Poyraz'ın boynunda düzleşme olduğu için kısa bir süre önce ameliyata alındı. Ardından cezaevine geri gönderildi. Şu an tekli hücrede tutulan Poyraz, 27 Kasım'da cezaevlerinde başlatılan açlık grevine girdi.

Poyraz, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, hastanede başlattığı eylemi, tekli hücresinde sürdürdüğünü söyledi. Poyraz'ın eşi Firdevs Poyraz, eşinin hastaneye kaldırıldığından haberi olmadığına işaret ederek, "Arkadaşları ailelerini arayıp, Önder'in hastaneye kaldırıldığını ve kendisinden haber alamadıklarını aktarmışlar. Bunun üzerine hastane yönetimini aradık. Hastaneye kaldırdıklarını ve ameliyat olacağını söylediler. Önder ile en son konuştuğumda bana ‘ben açlık grevindeyim. Benim açlık grevine giren arkadaşlarımdan hiçbir farkım yok, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit son buluna dek sürdüreceğiz' dedi. Tekli hücrede kalamaz ve ihtiyaçlarını karşılayamaz. Tek talebimiz onların taleplerinin bir an önce karşılanması ve hasta tutsakların bırakılmasıdır. Herkes onların taleplerine sahip çıksın ve seslerini duysun” dedi.

Moralleri iyi

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Figen Şahin de ailesiyle yaptığı olduğu telefon görüşmesinde, şunları söyledi: “Büyük bir heyecan var. Cihan Öner ile birlikte biz de açlık grevine başladık. Durumumuz çok iyi, moralimiz yerinde. Tüm cezaevlerinde de durum böyledir. Hem hissediyoruz hem de gönüllerimiz bir. Bu inançla sürece cevap verilecek. Bu heyecanla tüm emek veren arkadaşlara, tüm Kürt halkına selamlarımı gönderiyorum. Herkese başarılar diliyorum. Gün bizim günümüz olacak.”

 

 

Şimdiden cevap vermeli

Açlık Grevi İzleme Koordinasyonu, dün İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplumsal Hukuk, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve DEM Parti Hukuk Komisyonu da, açıklamada yer aldı. Uzun süredir Türk cezaevlerinde hak ihlallerinin giderek arttığını hatırlatan İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen, derinleşen işkence ve Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’ın üzerinde devam eden mutlak tecrit koşullarının bir sonucu olarak tutsakların açlık grevine başladığına işaret etti. 

Açlık grevlerinin sonlanması için kurumların ve siyasi iktidarın harekete geçip tutsakların talebini yerine getirmediğini söyleyen Çevirmen, “Öncelikle açlık grevine giren mahpusların, yaşam ve sağlık haklarının korunması için tıbbi olarak gerekli asgari koşullar oluşturulmalıdır. Aksi, yaşam hakkı bağlamında zamana yayılmış işkence ve kötü muamele olarak ele alınabilecek bir tutumdur” dedi. Açlık grevindeki tutsakların düzenli takip edilmesi ve taleplerinin karşılanmasını isteyen Çevirmen, şöyle devam etti: “Ek sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını engellemek amacıyla; açlık grevi eylemi gerçekleştiren mahpusların sağlık çalışanları tarafından onamlarına uygun olarak düzenli takip edilmesi, ihtiyaçları olan su, tuz, şeker ve B vitamininin sağlanması, kendilerine bakamayacak duruma geldiklerinde refakatçi imkanı sağlanması, tecrit altında tutulmamaları ve zor kullanmaktan kaçınılması gerekmektedir. Meslek ve  hak temelli sivil toplum örgütleri  olarak açlık grevi eylemine başvuran mahpusların başta sağlık hakkı olmak üzere, yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.”

Sonuçlardan iktidar sorumludur

Anayasa, İnfaz Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin maddelerini hatırlatan Çevirmen, şunları söyledi: “İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda mutlak iletişimsizlikle devam eden tecrit, Anayasa’ya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’a aykırıdır.  Siyasal iktidar, açlık grevcilerinin talebini süreç daha tehlikeli bir noktaya evirilmeden değerlendirmelidir. Aksi takdirde, mahpusların sağlık ve yaşam hakkına yönelik ortaya çıkacak üzücü sonuçlardan da yine siyasal iktidar sorumlu olacaktır. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.

Uluslararası duyarlılık çağrısı

Geçmişte acı şekilde tecrübe edildiği gibi toplumsal acılarımıza yenilerin eklenmemesi ve toplumsal kırılmanın oluşmaması için, mahpusların açlık grevi eylemi konusunda siyasal iktidarın barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri, ulusal ve uluslararası hukuk ve insan hakları kurumlarını duyarlı olmaya davet ediyoruz.”

Açlık grevleri bir uyarıdır

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan ise “Türkiye’de herkes bu taleplerin makul ve karşılanabilin talepler olduğunu biliyor. Türkiye’nin Ceza İnfaz Kanunu’nda sürekli tecrit diye bir şey yok. Siyasi iktidarı kanun devletine uygun davranmaya davet ediyoruz. Sayın Öcalan ve yanındaki arkadaşlar üzerindeki tecridi kaldırmaya çağırıyoruz. Bu açlık grevlerini bir uyarı olarak nitelendirmek gerek. Umarım bu dönüşümlü açlık grevleri sürekli hale gelmez, çünkü onların yaşam hakkı ve sağlık hakkı bizim için çok önemlidir. Vitaminlerin özellikle tutsaklara verilmediğini duyuyoruz. Hapishaneleri uyarmak gerek, çünkü mahpusların yaşam hakkından siz sorumlusununuz. Bir kez daha söylemek gerekirse tecridin kaldırılması ve hapishanedeki hak ihlallerinin kaldırılarak bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Bedenlerini ortaya koydular

MED-TUHAD-FED adına söz alan Mehmet Baytekin de şunları dile getirdi: “Aileler olarak kaygılıyız. Hapishanedeki arkadaşlara nasıl davrandıklarını biliyorsunuz. Bu tecrit sadece cezaevlerinde değil, her yerde yürütülüyor. Bu insanlar bedenlerini ortaya koyarak demokratikleşme için uğraşıyorlar. Tüm sivil toplum örgütlerinin bu çağrıya duyarlı olması, toplumun bunu sahiplenmesi gerekiyor. İnsanım diyen herkes, buna omuz vermeli.” ANKARA

 

*****

Özgürlük ve çözüm istiyorlar

Açlık grevindeki müvekkilleriyle görüşen ÖHD'li avukatlar, tutsakların Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümünde kararlı olduklarını vurguladı.  

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi avukatları, açlık grevindeki müvekkilleriyle görüşerek, taleplerini dinledi. Av. Halil Coşkun, "Sayın Abdullah Öcalan 4 buçuk yıldır hiçbir şekilde avukatlarıyla görüştürülmüyor. Bunun yanı sıra yaklaşık üç yıldır da ailesiyle hiçbir şekilde iletişim sağlayamadı. Bu hak gaspına karşı açlık grevinde olan tutsakların talepleri Anayasa ve infaz düzenlemesine uygun taleplerdir. Ancak devlet, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı hiçbir adım atmayarak üç maymunu oynuyor. Müvekkillerimiz, taleplerinin karşılanmaması durumunda eylemlerini farklı şekillerde devam edeceklerini aktardı. Daha kötü sonuçların ortaya çıkmaması için gerekli merciler bu konuda adım atmalıdır" dedi. 

Bardağı taşıran damla

Açlık grevindeki müvekkilleriyle görüşen avukat Onur Can Aykut, tutsakların taleplerin karşılanmaması durumunda direnişlerini büyüyecekleri mesajı verdiğini ifade etti. Cezaevlerinde birçok hak ihlalinin yaşandığını dile getiren Aykut, bardağı taşıran son damlanın Abdullah Öcalan’a yaklaşım olduğunu kaydetti. Aykut, tutsakların taleplerinde kararlı olduğuna işaret ederek, taleplerin karşılanması gerektiğini vurguladı. Aykut, "Sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini söylüyorlar. Kamuoyunda da destek istiyorlar" diye konuştu.

Yaygınlaşabilir

Avukat İmdat Ataş ise tutsakların moralli ve dirençli olduğunu kaydederek, şunları dile getirdi: "Tutsaklar taleplerinin kamuoyunun gündemine gelmesi ve ses verilmesini istiyorlar. Çünkü bu eylemler sorunların gündeme gelmesi için son çare olarak düşünülüyor. Ancak cezaevi yönetimlerinin taleplere kulak tıkaması ve baskıları artırması açlık grevi eyleminin yaygınlaşmasına neden olabilir.” İZMİR