Adalet mücadelesi iç içedir

Kadın Haberleri —

Yeşil Sol Parti adayı Sevda Karaca

Yeşil Sol Parti adayı Sevda Karaca

  • Kürt gazetecilerin ve deneyim aktardığı örgütlü güç alanlarının saldırı altında olduğunu söyleyen Yeşil Sol Parti Antep Milletvekili Sevda Karaca, "Tutuklu Kürt gazetecilerin serbest kalması, hakikatleri yazmaya, söylemeye devam etmesi için adalet mücadelesinin iç içe geçtiğini tekrar tekrar ortaya koymalıyız" diye konuştu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022'de gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişiden JINNEWS Yazı İşleri Müdürü Safiye Alağaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan’ın da aralarında bulunduğu 16 gazeteci, 16 Haziran’da “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı. Birkaç ay sonra da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 29 Ekim 2022'de Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever ile JINNEWS ve MA muhabirlerinin de aralarında olduğu 10 gazeteci tutuklandı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açık tanık Ümit Akbıyık'ın ifadeleri üzerinden başlatılan soruşturma kapsamında 25 Nisan’da Amed merkezli 21 ilde yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 191 kişiden 52'si tutuklandı, 139 kişi ise serbest bırakıldı. Tutuklananlar arasında JINNEWS muhabiri Beritan Canözer, MA editörü Abdurrahman Gök ile gazeteciler Mehmet Şah Oruç, Remzi Akkaya ve Mikail Barut da vardı.

Bu tutuklamaların ardından yeniden Ankara merkezli soruşturmayla gözaltına alınanlar arasında bulunan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile MA Editörü Sedat Yılmaz da tam da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklandı.

İlk duruşmada tahliye edildiler

Sadece 11 ayda 34 gazeteci tutuklanırken, 29 Ekim 2022’de tutuklanan 9 gazeteci 16 Mayıs’ta görülen ilk duruşmalarında tahliye edildi. Aynı soruşturma kapsamında alınan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Hamdullah Bayram ise başka bir dosyası olduğu gerekçesiyle bırakılmadı. Amed’de tutuklu olan Safiye Alağaş’ın ilk duruşması 15 Haziran’da, diğer 15 gazetecinin de 11 Temmuz’da Amed’de görülecek.

Kendisi de gazeteci olan Yeşil Sol Parti Dilok Milletvekili Sevda Karaca, özellikle Kürt ve kadın gazetecilere yönelik baskılara ilişkin JINNEWS'ten Şehriban Aslan'a konuştu.

90’dan bu yana baskı var

Gazetecilerin, aynı zamanda siyasi iktidarların kendi muhaliflerine gözdağı vermenin bir aracı olarak da sistematik baskı altına alındığını kaydeden Karaca, özellikle de Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözülmeye adım atılmadığı ve ‘terör’ konsepti ile bir savaş politikası haline getirildiği dönemlere dikkat çekti. Kürt halkının mücadelesinin sesinin, sözünün duyulmasının önüne geçmek için de Kürt basınının baskı altına alındığını hatırlatan Karaca, "Bu konuda 90’ların ilk yarısından itibaren çok acı deneyimlerimiz de var. Bölge illerinde çok sayıda gazetecinin katledilmesiyle birlikte devletin Kürt sorununda ‘terör’ konseptini yürüttüğünü gördük. Bugün de çeşitli yönleriyle tartıştığımız ve ciddi bir karanlık ittifakın bir parçası olan Hizbulkontra güçleri çok sayıda gazeteci arkadaşımızı katletti. Bütün bu katliamlarla birlikte aynı zamanda Kürt halkına yönelik de ciddi bir devlet terörü, İTEM gibi çeşitli aygıtlar kullanarak gazetecilik yapma faaliyetlerini canıyla bedel ödeme haline dönüştürülmüş oldu” dedi.

Topluma gözdağı veriliyor

Basının zapturapt altına alınması; gazetecilere ve gazeteciler üzerinden bir bütün olarak halklara gözdağı verilmesinin, devletin vazgeçemediği baskı araçlarından olduğunu belirten Karaca, "Ben de çok uzun yıllardır basın alanında çalışan ve gazetecilik yapan, muhalif gazeteci olarak arkadaşlarımla beraber bu süreçleri deneyimledim. Çok sayıda arkadaşımız sadece gazetecilik yaptığı için cezaevlerinde aylarca iddianame bekledi. Hukukun, hukuksuzluk laboratuvarında kurulmaya çalışıldığı; denek olarak öncelikle Kürt gazetecilerin ve özellikle Kürt kadın gazetecilerinin kullanıldığını çok yakından deneyimledik. Hem mesleğimizi yapmanın hem de halkın haber alma hakkı gerçeği için birlikte bu süreçte mücadele ettik” şeklinde konuştu.

Kadın mücadelesinin parçası

Kurdistan’da yürütülen savaş politikalarının en ağır yükünü kadınların çektiğine dikkat çeken Karaca, şöyle devam etti: “Bunların ne demek olduğunu hiç anlatmaya gerek yok. Yaşamımızın orta yerinde olan gerçeklelerdir. Bütün bu süreçler bizim için daha fazla şiddet, yoksulluk, işsizlik anlamına geldi. Kentin olanaklarından yararlanamama, topraklarımızı işleyememe, sürekli zorunlu göçe maruz kalma, dilimizi konuşamama ve kültürümüzü yaşayamama, eşit yurttaşlık haklarından iki kere yararlanamamak anlamına geldi. Özellikle Kürt kadınları için Kürt kadın gazetecilerinin varlığı katmerli sorunları görünür kılması açısından önemli. Sadece sorunun ortaya çıkması açısından değil, çözümün de dayanakları kadın olduğu için kadınların mücadele dayanaklarını ortaya koymak bakımından çok önemli bir işlev gördü. Tam da bu nedenle kadın gazetecilerin, bütün bu savaş ortamı içerisinde kadınların siyasete müdahale eden özneler haline gelmesinin de engellenmesi için özel olarak hedef alındığını düşünüyorum. Kürt kadın gazeteciler, kadın kurumlarıyla eş güdümlü bir biçimde çalışma yürüten, ülkenin her yerinde kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin bir parçası oldu. Bunun çok önemli ve kıymetli bir yerde durduğunu gördük. Bu zamana kadar gizlenmeye çalışılan, devlet ve adalet mekanizmalarıyla kapatılmaya çalışılan suçların kadın gazeteciler sayesinde ortaya çıkarıldığını gördük.”

Örgütlü saldırı karşısında durmalı

“Çok önemli bir şeye daha değinmek istiyorum; Kürt gazetecilerin deneyim aktardığı, örgütlü bir güç haline geldiği alanlara yönelik de saldırılar var” diyen Karaca, şunları söyledi: “Mesela deneyimli gazetecilerden olan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, MA Editörü Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda meslektaşımızın tutuklandığını gördük. Bu türden hedefli saldırılar, aslında genel olarak özellikle Kürt kadın gazetecilerin, deneyimli gazetecilerin aynı zamanda gazetecilik faaliyetleri yürütürken mesleki dayanışma alanlarına saldırılar olduğunu gördük. Bu, toplumun örgütlülüğüne dönük saldırıların önemli halkalarından bir tanesi ve bu halkayı kaçırmamalıyız. Yani tek tek mesnetsiz iddialarla gazetecilerin örgütlülüğüne dönük saldırı yapılıyor ve bu örgütlü saldırı karşısında ancak gazetecilerle ve haber alma hakkına sahip halkın örgütlülüğüyle karşı durabiliriz.” 

Baskılar daha da ağırlaşacak

İddianame bekleyen, tutuklu, hükümlü olan bütün gazetecilerin adalet mücadelesinin, kendileri için de vazgeçilmez mücadelelerden olduğunu vurgulayan Karaca, "Gazeteci arkadaşlarımızın davalarını tek tek takip etmek olmak üzere bir bütün olarak gazetecilere yönelik tüm baskıların karşısında Meclis’i bir araç haline getirmek gibi sorumluluğumuz var. Meclis oluşumunda karanlık ittifaklarla bu baskı düzeninin, tek adam rejiminin daha da kalıcılaşması için adımlar atılıyor. Daha önce de değindiğim gibi 90’lı yıllarda gazetecileri katleden hizbulkontra gücünün devamı olan Hüda-Par'ın Meclis’e sokulmasıyla; kadınları insan yerine bile koymayan Yeniden Refah Partisi’nin; vatan, millet, bayrak söylemiyle muhalefet yapan Sinan Oğan'ın ittifaka dahliyle çok açık, somut bir biçimde görüyoruz. Bu tablonun kendisi, hakikati ortaya koymaya çalışan gazetecilere yönelik baskıların daha da ağırlaşacağının emareleridir" diye konuştu.

Hep birlikte yola devam

Meclis’i böyle dolduranların karşısında emeğin, özgürlüğün, eşitliğin, halkların kardeşliğinin, kadın mücadelesinin ve elbette ki gazetecilerin mesleklerini yerine getirmesinin, adalet mücadelesinin de en büyük savunuculuğunu üstlendiklerini belirten Karaca, şunları ekledi: "Tutuklu Kürt gazetecilerin serbest kalması, hakikatleri yazmaya, söylemeye devam etmesi için adalet mücadelesinin iç içe geçtiğini tekrar tekrar ortaya koymalıyız. Meclis’te ve tüm mücadele alanlarında bu iç içeliği daima vurgulayarak, gazeteciler için özgürlük, adalet mücadelesinin bir parçası olarak hep birlikte yolumuza devam edeceğiz. Umutsuzluğa yer yok, biz kazanacağız.” ANTEP

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.