• Dayê Sarê: “Şengal’de ailemden 11 kişiyi bizden ayırdılar. Sadece küçük çocukları bizimle bıraktılar. Ondan sonra bizi Tilefer’e, oradan da Badûş’a götürdüler. Önce oğlum Xelef ile büyük torununu öldürdüler. Ailemizden 11 kişiyi öldürdüler; kardeşlerim, yeğenlerim ve çocuklarım.”

 

2014’te Şengal’de Êzîdîlere karşı gerçekleştirilen soykırımın üzerinden 12 yıl geçti. Onbinlerce Kürt Êzîdî katledildi. Binlerce kız çocuğu ve kadını esir alınıp Arap pazarlarında satıldı. Yaklaşık 400 bin kişi topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

Jinha’dan Cîhan Zemo ve Gulîstan Ezîz, 74’üncü Ferman’ın yıl dönümünde Şengal’in kavurucu yaz sıcağında katliamın tanıklarının peşine düştü. Tanıklara ulaşmak zor çünkü bu acıları yaşayan kadınların bir çoğu konuşmak istemiyor. Ama bazıları da unutmanın yeni fermanlara kapı açmak olduğunu biliyor.

Dayê Sarê yaşını tam olarak bilmiyor, 70-80 arasında olduğunu söylüyor. 2014’te tüm ailesiyle birlikte DAİŞ’in eline esir düştü. 74 akrabasıyla birlikte tutsak alındı. Bugün ise eşi ve torunuyla Tilîzêr’de yalnız yaşıyor. Komşuları onlara sahip çıkıyor.

Tilîzêr’de yaşamlarını sürdürürken bir tanıdıkları “DAİŞ geliyor” diye haber verdi. Sabah saat 08.00’de Kora Evdo’ya doğru gitmişler, ancak katliamdan kurtulamamışlar.

Oğlu, 4 torunu, büyük abisi ve abisinin 3 oğlu, diğer bir abisi ile eşi, kızı, oğlu ve torunları… Bunun dışında birçok akraba ve tanıdık.

Kardeşlerim, yeğenlerim ve çocuklarım

Dayê Sarê o günü şöyle anlattı: “Bizi yakaladıktan sonra Sîba’ya, oradan da Şengal’e götürdüler. Şengal’de ailemden 11 kişiyi bizden ayırdılar. Sadece küçük çocukları bizimle bıraktılar. Ondan sonra bizi Tilefer’e, oradan da Badûş’a götürdüler.

Önce oğlum Xelef ile büyük torununu öldürdüler. Ailemizden 11 kişiyi öldürdüler; kardeşlerim, yeğenlerim ve çocuklarım. Kora Evdo’da yakalandığımızda onları Şengal’e götürüp öldürdüler. Üçünün kemiklerini Bağdat’a götürdüler. 6 yıl oldu hâlâ kemiklerimizi vermediler. Kemiklerimizi bekliyoruz. Evimizi gasp ettiler aldılar. Üç torunumu da öldürüp Tilefer’in altındaki Enter köyünün kuyusuna attılar.

Öldürüp kuyulara attılar

Dayê Sarê’nin anlatımına göre Badûş’ta kadınlar ve çocuklarla birlikte yaklaşık bin kişi bulunuyormuş. Uçak bombardımanları nedeniyle her gün başka bir yere götürülmüşler. Dayê Sarê bir yıl torunu Xeyrî ise 5 yıl DAİŞ’in elinde esir kalmış.

“Bu bir yıl içinde beni birçok yere götürdüler: Tilefer, Badûş, Arapların boşalttığı Kesermahreh köyü… En son Şiilerin köyüne götürdüler. Köylüler her şeylerini yerinde bırakıp kaçmıştı. O evlere girdik.”

Dayê Sarê katliamın en büyük tanığı… Êzîdî kız çocukları ve kadınların nasıl seçilip götürüldüğünü ise, “Kaçmak isteyen Êzîdîler öldürülüp kuyulara atıldı. Genç kadınları, bazıları çocuklu genç anneleri de kendilerine seçip götürdüler. Bize ganimet gibi yaklaşıyorlardı” sözleriyle anlattı.

Bir yıl sonra DAİŞ yaşlıları ve engellileri serbest bıraktı. Dayê Sarê de o gruplar içinde Tilefer’de serbest bırakıldı. Önce Laleş’e gitti. Sonra kamplara yöneldi. Orada bir yıl kaldı ve bir kez daha kutsal Şengal toprağına, Tilîzêr’e döndü. ŞENGAL