AKP’nin “mütedeyyin” Kürtleri...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

21 Haziran 2022 Salı - 08:00

  • Günümüzde AKP Kürtleri, AKP’nin işlediği bunca suç, talan ve hırsızlığa rağmen onu dindar sayan kimileri, hizmetkarları Kürtleri de “mütedeyyin” olarak niteliyorlar.

 

Kürtleri kuşatan bunca terör ağı varken, “onların iç işleyişleri”ne bakmayı, barbarla ortaklık sayıyorum. O nedenle, bazan, “şimdi sırası” değil diye, boy veren “herzeleri” bile görmüyorum.

Ama, son zamanlar bir farlılık yaşanıyor. Kürtlerin dışında ve onlara rağmen, doğmamış Kürt çocuklarına don biçilip dikiliyor. Kürtlerin, kanlarını ekmeklerine “katık” yapan düşmanlarına meyillendikleri konuşuluyor. Kürtlerin, çocukları dururken, “mütedeyyin Müslüman” diye arsız, “mal mîrat û bênamus” katillerine oy verebilecekleri sözü, dolaştırılıyor ortalıkta.

Kürtleri, aşağılamanın başka bir yoludur, bu.

Çünkü bu halk kanı her yana sıçramış, 200 yıllık davanın mirasçısıdır. Seçimler de, bu mücadelenin parçasıdır. Diktatörlerin, seçimle belirlediği günden beri, bu böyle...

1950 Kürt katili diye CHP’ye karşı, Demokrat Parti’ye (DP) destek verdiler. Gerçi DP’nin lideri Celal Bayar da bir Kürt kanlısı, kadroları CHP’nin paltosundan çıkma ama olsundu. Bu kadarcık da olsa, intikam intikamdı.

Ancak, ırkçı mayadan, “insan” çıkmıyordu. DP de, bir zamandan sonra, ırkçı öze oturunca Kürtler, yollarını ayırdılar. Kendiler için, az zararlı ne varsa ona destek verdiler.

CHP’nin liderliğini ele geçiren Bülent Ecevit, sadece, “ne ezen, ne de ezilen, insanca bir düzen” dediği için, 1970’lerde, adını dağların dorukları, ulu kayalıklara kazıdılar. Onu iktidar eşiğine taşıdılar. Ama sayı yetmeyince, yakın geçmişte ,“Kürtler üstüne komando harekatı” başlatıp yürütmüş Demirel’in partisinden, bazı Kürt milletvekilleri ayrıldı. Ecevit onların katkısıyla Başbakan oldu.

Fakat, Ecevit’in Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in “Kürtler nasıl öldürülür?” tatbikatı ile yolları ayrıldı. Bir arayış sürecinden sonra, 1990’ların başlarında, Kürt kimlik ve kültürünü yadsımayan, Kürdün sesi olacak bir partide odaklaştılar.

O günden sonra, kanlı davalarının davacısı Kürtler, ırkçı (faşist) düzenin partilerine arkalarını döndüler. Kürtlere, bir mücadele yolu açılmıştı. O yol, genişleyerek devam ediyor.

Ancak, giderek yayılıp kökleşmesine rağmen, tüm Kürtlerin destekleri bir parti çatısı altında toplanabildi mi? Elbette hayır. Ana gövdenin yanında, Kürt kimlikli başka partiler de kuruldu. Faaliyet gösteriyor.

 İskoçya’da, İrlanda, Katalonya ve Korsika’da olduğu gibi, ırkçı muktedirin yanında saf tutan parti de var. Ortalıkta gezinip onurunu üç kuruşa, ülkenin geleceğini bir kırıntıya satan “bêhesyet”ler de çoktu. Bunlar, hep vardı. Kim muktedir veya devrin hükümranı ise ona biat ediyor, kapısında kiralık duruyor onlar. Osmanlı Sultanları Kanuni ve Yavuz Selim’den bu yana böyledir.

Abdülhamit, ağa veya bey payesi vererek, bunları kiraladı. Kürtlere ve bölgedeki diğer halklara karşı kullanmak üzere, bunlardan Hamidiye Alaylarını kurdurttu. Bugün, korucular aynı görevi yapıyorlar. Özgürlük savaşçısı kardeşlerine kurşun atan kiralık katil olarak işlev görüyorlar. Veya, savaş alanlarında mayın eşeği gibi öne sürülüyorlar.

Kendilerine solcu da diyen cahil, cühela İttihatçılar (Kemalist), Avrupa feodalitesi hakkındaki kulaktan aşina bilgileriyle, bunlara “feodal” diyorlar. Din taciri kiralıklara da mütedeyyin...

 Oysa Kürdistan’da, halkının hizmetkarı yapıda, hanedan aileler vardı. Mirlik denilen büyük aileler de öyle.

Ancak Avrupa benzeri köle çalıştıran, zindanlar işletip kelle uçuran feodal beylikler olmadı.

Abdülhamit, zorba bir feodalite yaratmak için, kimilerine ağa veya bey payesi verdi. Kürtleri, Ermeni ve Asurileri bastırmada kullanmak üzere, bunlardan, “Hamidiye Alayları” adıyla bir ordu yarattı. Bugünkü korucu birlikleri, o yapının devamıdır.  Özgürlük savaşçısı kardeşlerine karşı kiralık katil birlikleri olarak kullanılıyorlar.

Ayrıca, ta Îdrîsê Bidlîsî’den beri, kullanılışlı dinci kiralıklar da vardır, Kürdistan’da. Bunlara, “dine adanmış” anlamında“ mütedeyyin Müslüman” da deniyor.

Oysa, Kürdistan’ın unutulmaz mütedeyyinleri, Mevlana Halid’in öğretileri doğrultusunda haydutuluk, ırkçılık ve inkara başkaldıranlar...

Şeyh Ubeydullah ve Şeyh Said, bu öğreti geleneğinin unutulmaz öncüleridir. Şeyh Ubeydullah, barbarlığa karşı Kürtlerle, Ermeni ve Süryanileri bir araya getirme yolunda büyük çabalar harcadı. Şeyh Said, mücadeleye hazırlık sürecinde, önce Osmanlının dışladığı Alevi Kürtlerin kapısını çaldı. Onu ihbar edenler, böyle yazıyorlar.

Günümüzde AKP Kürtleri, AKP’nin işlediği bunca suç, talan ve hırsızlığa rağmen onu dindar sayan kimileri, hizmetkarları Kürtleri de “mütedeyyin” olarak niteliyorlar.

Ve AKP o kadar dindar ki, ırkçı histeriyle salt Kürt oldukları için, insanları, diri diri yakıyor. Kürt topraklarını işgal ediyor, şehirleri insan başına yıkıyor. Talan, hırsızlık ve soygun yapıyor.

Onurlarını satan kiralık Kürtler de, “mütedeyyin”leridir.

Son zamanlar sanki Kürtlere bir şeyler olmuş, oyları ortada kalmış gibi bir hava. İslamo Faşizme ruhunu satan Kürtler de, onlara oy verecek mütedeyyin..

Gerçi yazı başka türlü savruldu ama ben size Kürt gerçeğini söyleyeyim: Kürdistan davası onun, bunun değil, çobanı, işçisi, topraklı, topraksızı, zengini, işsiz, işlevsiz yoksuluyla tüm Kürtlerin davasıdır. Mesele esirlik ve kölelikse eğer, herkes kendince mağdur. İşgalcilerden, herkes kendince cefa görüyor. Herkesin kendince onuru inciniyor.

O nedenle dava salt o sınıf, bu sınıfın değil. Sorun ortak, macadele de müşterektir.

Bir halkın düşmanlarına, onurunu pazarlayandan “feodal”, ruhunu satanlardan mütedeyyin olmaz, olmamıştır. Mütedeyyin ve feodallerin AKP’ye oy vereceklerini söylemek, onur savaşında can verenlere hakarettir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.