• Kobane Davası’nda savunma yapan Ayla Akat Ata, 28 Şubat’taki post-modern darbenin 20 yıldır iktidarda olan AKP’yi doğurduğunu ve siyasi kimliğini oluşturdunu söyledi. 

 

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eşbaşkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 22’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 10. duruşması, Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki salonda yapıldı. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmada, Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada mahkeme başkanı, dosyaya eklenen evrakları okudu. Aysel Tuğluk hakkında verilen ATK raporu da dosyaya eklendi. Avukat Ali Bozan, mahkeme başkanının avukatlara ve siyasetçilere yönelik sert tavrını ve üslubunu eleştirdi. Bozan, Ayla Akat Ata’nın yeniden evrak incelediğini ve savunma yapmak istediğini belirterek, Ata’nın savunmasına devam etmesi için müsaade edilmesini istedi.

Söz alan Ayla Akat Ata, bu yargılamanın tarafları olduğunu, dosyada yargılanan herhangi birine söz verilmesi gerektiğini belirtti. Kendisinden önce SEGBİS ile Kocaeli’nden bağlanan siyasetçilerin söz istediğini söyleyen Ata, mahkemenin önce kendisine söz vermesine tepki gösterdi ve sözün Kocaeli’ndeki siyasetçilere verilmesini talep etti. Ancak mahkeme, bu talebi reddetti.

Konuşmasına 28 Şubat gününün önemine vurgu yapan Ata, “28 Şubat deyince aklımıza iki şey geliyor. Birincisi post-modern diye nitelendirilen darbe. AKP’yi doğuran süreç bu post-modern darbedir. Bir darbe 20 yıldır iktidarda olan bir partiyi doğurdu ve siyasi kimliğini oluşturdu” dedi. 

Darbelere karşı olduklarını aktaran Ata, 28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe Mutabakatı olarak anılan deklarasyonu hatırlattı.

Duruşma verilen aranın ardından devam etti.  ANKARA

 

AKP 28 Şubat’la ittifak halinde

Fatma Bostan Ünsal

AKP kurucularından Fatma Bostan Ünsal, AKP’nin 28 Şubat mağduriyeti olmadığını belirterek, “Çünkü AKP, 28 Şubat’ın ortaklarından olan Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek’le ittifak halinde” dedi.

Necmettin Erbakan’ın başbakan, Tansu Çiller’in başbakan yardımcısı olduğu 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonucu çıkan kararlar, ‘Post-Modern Darbe’ olarak Türkiye siyasal tarihine geçti. ODTÜ’de doktora eğitimine başlayan, ancak 28 Şubat kararları nedeniyle eğitimini yarıda bırakarak yurt dışına gitmek zorunda kalan AKP kurucularından Fatma Bostan Ünsal, MA’ya değerlendirmelerde bulundu. 

Yanlış bir algı var

Darbenin sadece başörtülülere yönelik hak ihlali olarak algılanmasının yanlış olduğunu belirten Fatma Bostan Ünsal, 28 Şubat’ın Kürt hareketine ve muhaliflere yönelik hak ihlallerini de beraberinde getirdiğine dikkati çekti. Susurluk skandalıyla açığa çıkan mafya-siyasetçi ve güvenlik bürokrasisinin kirli ilişkisinin 28 Şubat’la birlikte daha görünür hale geldiğini ifade eden Ünsal, “28 Şubat, Kürt meselesine daha ılımlı yaklaşanlar ve başörtülü kadınların üzerine çok büyük bir karabasan gibi çöktü. Maalesef dönemin Refahyol iktidarı bununla olması gerektiği gibi uğraşmadı. 28 Şubat’ın Kürt hareketi üzerine karabasan gibi çökmesi hep ihmal ediliyor ama böyle bir durum da var” diye konuştu.

MHP ve Perinçek’le ortak

Cumhur İttifakı’nda bulunan MHP ve Vatan Partisi’nin 28 Şubat’ın siyasi ayağı olarak değerlendirilebileceğine dikkat çeken Ünsal, Bahçeli’nin MHP’nin başörtülü milletvekili Nesrin Ünal’ı başörtüsünü çıkarmaması durumunda MHP’den ihraç edileceği tehdidini hatırlattı. Ünsal, AKP’nin kendisini 28 Şubat mağduru olarak lanse ettiği halde söz konusu iki partiyle ittifak halinde bulunduğuna dikkat çekti. 

Benzer uygulamaları var 

İktidarın 28 Şubat benzeri uygulamaları 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrası tekrar hayata geçirdiğini söyleyen Ünsal, “28 Şubat denilince ne hatırlıyorum? Batı Çalışma Grubu’nu hatırlıyoruz, insanların fişlenmesini hatırlıyoruz, nerede okumuş, eşinin kıyafeti nasılmış, hangi okula gitmiş, nerede kalmış bütün bu uygulamaların benzerini 15 Temmuz’dan sonra milyonlarca insana yaptı” şeklinde konuştu.