Altılı Masa’nın sırsız yüzü

Hatice ERGÜN Haberleri —

19 Temmuz 2022 Salı - 09:00

  • Altılı Masa feminist politika açısından (yeni) bir şey söylemiyor. Esasen feminist bir söz söylemiyor. Ülkede sosyo-politik çatışma alanlarıyla ilgili öneri getirmiyor. 

HATİCE ERGÜN

Bir önceki yazımda feminist bir örgütlenmenin, SES Eşitlik, Adalet ve Kadın Platformu’nun düzenlediği ‘Altılı Masa Kadın Hareketi İle Buluştu’ başlıklı oturumu ele aldım. O günden bugüne değişen bir şey yok; olsa sürpriz olur. 

Söz konusu oturumdan bir hafta önce, 16 Haziran’da başka bir sosyal medya kanalında, Medyascope’da Işın Eliçin’in FemFikir programında bu kez dört kadın siyasetçi masayı konuştular. Masadan iki eksikle, CHP’den Gamze Akkuş İlgezdi, Deva Partisi’nden Habibe Çiftçioğlu, Gelecek Partisi’nden Elif Esen ve İyi Parti’den Kevser Selda Tandoğan, masanın Türkiye siyasetindeki yeri hakkında konuştular. 

Programın adı FemFikir, katılımcılar kadınların siyasal katılımından bahseden kadın siyasetçiler olsa da tartışmalarda feminist öncelikler ve özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğinden pek bahsedilmiyor. Bunun yerine, AKP’nin ülkeyi ne kadar kötü yönettiği, yolsuzluk imaları, Erdoğan’ın kişisel iktidar hırsları, Meral Akşener’in cesareti, CHP’li temsilci olarak Akkuş İlgezdi’nin gönlünde yatan Cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğu, Gelecek Partisi’nden Esen’in ısrarla tekil şahısta tuttuğu ‘kadının siyasetten uzak durduğu’ ama artık bunun değişmeye başladığı tespitine eklenen, Deva Partisi’nin kadınların siyasete katılmaya çekindikleri, siyasetten korktuklarına dair keşfi ve partinin bu korkuyu aşmalarında destek olacağını kadın politikaları başkanı Çiftçioğlu’ndan dinliyoruz.

Öyleyse, ana akım muhalefetin Türkiye’de Erdoğan’la özdeşleştirdiği kutuplaştırıcı duruştan ve politikalardan Akkuş İlgezdi’nin ifadesiyle, ‘kucaklaşmaya dönen bir süreci’ ve Tandoğan’ın ifadesiyle ‘Türkiye demokrasisi için bir teamülü ve dönemeci’ temsil eden Altılı Masa, bu programda da feminist politika açısından (yeni) bir şey söylemiyor. Esasen feminist bir söz söylemiyor. ‘Altılı Masa Kadın Hareketi İle Buluştu’ oturumundakine benzer şekilde masayı AKP yönetimine ve Erdoğan iktidarına karşı tanımlarken, ülkede sosyo-politik çatışma alanlarıyla ilgili öneri getirmiyor. Masa bileşenlerinin, Erdoğan ve AKP gittiği takdirde AKP yönetimi dönemindeki yolsuzluklarla ilgilenmeye başlayacaklarını duyuyoruz; bununla ilgili dökümü şu zamana kadar neden yapmadıklarını bilmiyoruz; sormamıza alan tanınmıyor. Zira, ne 22 Haziran’daki SES oturumunda ne de 16 Haziran’daki FemFikir’de söz konusu çatışma alanları gündeme geliyor: Kürt vatandaşların hakları, HDP’nin kapatılmasına dönük hamleler, sayısız siyasi tutuklunun adil yargı hakkından mahrum bırakılması, Türkiye’nin demokrasi deneyiminde dönemeci temsil ettiği söylenen masanın dışında bırakılanlar; izlenecek ekonomi politikaları, genelde dış politika, özelde Ortadoğu’daki savaşlarda ve/ya da para ilişkilerinde benimsenecek öncelikler ve politikalar konu dışı kalıyor. 

Öyleyse, masadan çıkan alternatif iddiası, aslında AKP yönetimi ve Erdoğan’ın kişiselleşen iktidar pratiğinin sınırları içerisinde kuruluyor. Bu kapanmanın en somut örnekleri kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili beyanda ortaya çıkıyor: Masada yer alan siyasal partilerin temsilcileri bu metnin yazıldığı güne kadar kadın haklarını hep yeniden keşfediyor; yoksulluğun kadın hallerini tekile indirgeyip yeni(den) dile getiriyor; kadınların siyasal katılımlarını, çekingenlik/isteksizlik ve korkuyla ilişkilendirmekten çekinmiyor, feminist politikanın kazanımlarına yaslanırken feminizmden imtina ediyor. 

Bu nedenle, FemFikir’in 16 Haziran yayınında Tandoğan, programda ‘kadın kadının yurdudur’u yaşadığını söylediğinde inandırıcı olamıyor. 

Virgina Woolf daha yirminci yüzyılın başlarında, kadınlarla erkekler arasındaki sosyo-politik eşitsizliklerin savaş ve barışla ilgili farklı kavramsallaştırmaların temelinde yattığı önermesinde hem iç hem dış politikayla ilgili kadın bakışına dair formülü söylemişken, kadın haklarını yeniden keşfetmek kişisel olarak mümkünken örgütsel düzeyde daha da az inanılası oluyor. 

Belki, feminist yurdu kurana kadar umudu, dışlayıcı siyasetin sınırlı sandalye sayısına dayandırıldığı masalara bırakmamak gerekiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.