Barış ihtimalinin belirdiği günlerde, savaşın geçmişten kalan ağır bilançosu da yeniden kapıları çalıyor

  • 49 eve şehadet haberinin ulaştığı Amed'in Koşuyolu Parkı ile Rezan ilçesine bağlı Kabaxıdır ve Arvali; Farqîn'in Kizlal; Xana Axpar'ın Pornag ve Bismil'in Hola mahallelerinde taziyeler kuruldu.

 

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde şehit düşenler için Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı'nda toplu taziye kuruldu. Taziye bu sabah başladı. Masalara şehitlerin portreleri bırakıldı. Taziye alanına gelen yurttaşlar, sık sık “Şehîd namirin” sloganı attı. Gün içerisinde taziyeye kitlesel ziyaretler oldu.  Rezan'ın Kabaxıdır ve Arvali kırsal mahallesi, Farqîn'in Kizlal, Xana Axpar'ın Pornag, Bismil'in Hola mahallelerinde de taziyeler kuruldu. Amed’de üç gün sürecek taziyelerde birbirinden ayrılması güç üç duygu yan yana geliyor: Acı, direniş ve gurur.

Amed bugün sessizdi. Kente birdenbire ağır bir hüzün çökmüş gibi. Oysa bir süredir sokaklarda başka kelimeler dolaşıyor: Barış, çözüm, süreç, yasa, dönüş… Yıllardır savaşın gölgesinde yaşayan bir toplum için her biri yeni bir ihtimali, belki de uzun zamandır ertelenen bir kavuşmayı çağrıştırıyor. Barış ihtimalinin konuşulduğu günlerde, savaşın geçmişten kalan ağır bilançosu da yeniden kapıları çalıyor. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde farklı tarihlerde ve farklı yerlerde şehit düşenler için Amed’in Rezan, Farqîn, Bismil ve Xana Axpar ilçelerinde 6 ayrı merkezde taziyeler kuruldu. Üç gün boyunca aileler, yakınları ve halk bir araya gelip şehitleri anmayı sürdürecek. Haber sessiz geldi ama düştüğü evlerde yarattığı acı sessiz değildi. 49 isim, 49 ev, 49 yarım kalmış bekleyiş. Bir şehadet haberini sayıyla anlatmak kolay mı? 49 evde başka bir anne, başka bir baba, kardeş, eş, çocuk ve başka bir hikaye vardır.

Sıradan bir yas ritüeli değil

Wan’da, Mêrdîn’de, Gever’de, Nisêbîn’de, Cizîr’de, İstanbul’da ve başka yerlerde de taziyeler kurulacak. Başka aileler de yıllardır bekledikleri yakınlarının şehadetini öğrendi, öğreniyor. Önümüzdeki günlerde acının ulaştığı evlerin sayısı da artacak. Bu taziyeleri sıradan bir yas ritüelinden ayıran ise zamanlaması, çünkü bir yanda barışın ve dönüşün ihtimali konuşulurken, diğer yanda yıllardır çocuklarının yolunu gözleyen aileler, onların şehadet gerçeğiyle karşılaşıyor.

Hüznü ağırlaştıran budur

Belki de savaşların en ağır taraflarından biri budur: İnsan yalnızca kaybetmez, kimi zaman kaybettiğini bile yıllar sonra öğrenir. Bir anne, yıllarca kapının açılmasını bekleyebilir. Bir baba, bir gün çocuğunun yeniden karşısında duracağını düşünebilir. Kardeşler, yarım kalmış bir sohbetin bir gün kaldığı yerden devam edeceğine inanabilir. Barış ihtimali güçlendiğinde bu bekleyiş de başka bir anlam kazanır. “Belki döner” düşüncesi, yıllardır bastırılmış kavuşma ihtimalini yeniden canlandırır. Amed’de bugün yaşanmaya başlanan hüznü ağırlaştıran da tam olarak bu. Karşılamaya hazırlanırken taziye kurmak… Bir dönüşün heyecanını yaşarken, artık dönmeyeceklerini öğrenmek… Yıllarca yolunu gözlediğiniz bir insan için bu kez taziye yerinde beklemek… Savaşın rakamlarla anlatılamayan tarafı burada başlıyor.

Savaşın gerçek bilançosu

Savaşlar, çoğunlukla sayılar üzerinden anlatılır. Kaç yıl sürdüğü, kaç kişinin şehit düştüğü, kaç operasyon yapıldığı, kaç köyün boşaltıldığı, kaç insanın göç ettiği sıralanır. Oysa her sayının arkasında tamamlanmamış bir hayat vardır. Bir annenin bekleyişi, bir babanın içine attığı acı, kardeşlerin yarım kalan çocukluğu, büyürken hiç tanımadığı bir ebeveynin hikayesini dinleyen çocuklar vardır. Bu nedenle savaşın en büyük bedeli yalnızca şehitler değildir. Onların ardından yaşamaya devam edenlerin taşıdığı uzun ve çoğu zaman görünmez yüktür. Amed’de kurulmaya başlanan taziyeler de yalnızca geçmişte şehit düşenlerin ardından tutulan bir yas değil, onlarca yıllık savaşın toplumda bıraktığı hafızanın yeniden görünür hale gelmesidir.

Barış, geçmişi yok saymaz

Barış konuşulmaya başlandığında toplumların yüzünü geleceğe dönmesi beklenir. Zaten gerçek bir barış, geçmişin üzerini örterek kurulamaz. Savaş sona erse bile onun yarattığı kayıplar ortadan kalkmaz. Tam tersine, silahların sustuğu dönemler, geçmişle yüzleşmenin başladığı dönemlere dönüşebilir.  bugünkü 49 isim için taziyeler, en çarpıcı örneklerinden biri. Yeni isimler açıklandıkça başka evlerin kapıları çalınacak. Başka anneler çocuklarının artık dönmeyeceğini öğrenecek. Başka köylerde taziye çadırları kurulacak. Ağıtlar yükselecek; acı, hafıza ve politik mücadele aynı mekanda buluşacak. Bu nedenle barış, yalnızca geleceğin nasıl kurulacağı meselesi değildir; geçmişin acılarıyla nasıl ilişki kurulacağının da sorusudur.

Acı, direniş ve hafıza

Amed’de kurulan taziyelerde birbirinden ayrılması güç üç duygu yan yana geliyor: Acı, direniş ve gurur. Bir tarafta çocuğunu bir daha göremeyeceğini öğrenen annenin yası, diğer tarafta onun uğruna yaşamını yitirdiğine inanılan değerlerin sahiplenilmesi. Ağıtlar ile sloganların birbirine karışması da bundan, çünkü uzun süreli çatışmalar yalnızca insanların yaşamlarını değil, toplumların yas tutma biçimlerini de değiştirir. Bireysel kayıp, zamanla kolektif hafızanın parçasına dönüşür. Bir annenin acısı, başka annelerin acısıyla birleşir; bir ailenin taziyesi, toplumsal bir yüzleşme alanına dönüşür. Belki de bugün Amed sokaklarındaki sessizliğin bu kadar ağır hissedilmesinin nedeni budur.

Barış, artık beklememektir de

Yarım yüzyıla yayılan bir savaşın ardından barışı konuşmak kolay değil, çünkü masaya yalnızca bugünün siyasi talepleri değil, geçmişin bütün kayıpları da oturur. Amed’de bugün kurulan taziyeler, barış tartışmalarının tam ortasında bize savaşın ne anlama geldiğini yeniden hatırlatıyor. Barış, yalnızca silahların susması değildir. Bir annenin, çocuğunun yolunu yıllarca gözlememesidir. Bir çocuğun, babasını yalnızca bir fotoğraftan tanımamasıdır. Bir ailenin, kavuşmayı beklerken taziye kurmak zorunda kalmamasıdır. Belki de barışın en sade ölçüsü şudur: Bir daha hiçbir annenin, döneceğini düşündüğü çocuğunun taziyesini kurmak zorunda kalmaması. JINHA/AMED