- Çewlîg Baro Başkanı Yusuf Ketenalp, barolar ve sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olması gerektiğini belirterek, “Hukuki ve demokratik siyasete katkı sunmalılar” dedi.
Çewlîg Baro Başkanı Yusuf Ketenalp, son iki yıldır savaşın durmasının ve bunun yasal güvenceye kavuşturulmasının önemine vurgu yaptı.
Yasanın getirdiği hukuki ve idari düzenlemelerin sahada nasıl karşılık bulacağı kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. MA'ya konuşan Çewlîg Baro Başkanı Yusuf Ketenalp, son iki yıldır savaşın durmasının ve bunun yasal güvenceye kavuşturulmasının önemine vurgu yaptı.
Bu ortamda hukuki ve demokratik anlamda her şeyin konuşulabileceğini belirten Ketenalp, "Bu süreç, bir örgütün kendisini feshedip Kürt meselesine dair taleplerin ya da konuşulacak konuların hukuk ve demokratik zemine çekilmesi sürecidir. Geçen sene Temmuz ayında örgüt silah yakma töreni düzenledi. 'Çerçeve yasa'daki adımlar, ikinci ve üçüncü adımların atılmasıyla farklı düzenlemeleri de beraberinde getirecektir" dedi.
Uygulamaya yansıyacak ruh
Bu ilk adımın öngördüğü uygulamaların, insan hakları ve ifade hürriyeti kapsamında yasanın ruhuna uygun olmasının hayati önemine işaret eden Ketenalp, "Erteleme süresi boyunca yeni bir davayla karşılaşmamış kişiler için; soruşturma evresindeyse takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığı) kararı verilecek, kovuşturma evresindeyse dava düşecek. Kesinleşmiş hapis cezası varsa, o ceza infaz edilmiş sayılacak. Yasa bunu hedefliyor. Yurt dışında, cezaevinde veya Türkiye'de normal hayatına devam eden kişileri kapsıyor. Şartları taşıyan kişiler teyit ve tespitin ardından ismi Ahmet veya Mehmet olsun başvurusunu yaparak bu haktan yararlanacaktır" şeklinde konuştu.
Katkı sunarak dahil olmalı
Sürecin özgün yapısına dikkat çeken Ketenalp, şunları söyledi: "Dünyadaki örneklerinden farklı, tamamıyla Türkiye'ye has ve daha önce denenmemiş bir süreç yaşanıyor. Daha önce Oslo sürecinde denenen 'üçüncü göz' hususu, Türkiye şartlarına çok uygun olmadı. Örgütün önceden silah bırakmış olması ve üçüncü gözün bulunmayışı, sürecin Türkiye'ye özgü olduğunu gösteriyor. Baroların, STK'lerin ve toplumun üçüncü göz veya izleme kurulu olarak değil, hukuki ve demokratik siyasete yönelik yapılacak düzenlemelere destek ve katkı sunarak sürece dahil olması gerekir." ÇEWLÎG