- Milletvekilleri, Meclis bünyesinde kurulacak İzleme Kurulu veya İzleme Komisyonu'nun yalnızca izleme ve raporlama yapan pasif bir mekanizma olmaması gerektiğini söyledi.
- Vekiller, tüm siyasi partilerin temsil edildiği, süreci denetleyen, öneriler geliştiren ve gerektiğinde müdahil olabilen güçlü bir kurul/komisyon oluşturulmasının önemini vurguladı.
AZİZ ORUÇ/İSTANBUL
‘Çerçeve yasa’ kapsamında atılacak önemli adımlardan biri de Meclis bünyesinde kurulacak kurul/komisyondur. Söz konusu mekanizmanın, yeni yasama döneminin başlamasının ardından Ekim'in ikinci ya da üçüncü haftasında oluşturulması planlanıyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında ve Meclis'teki siyasi partilerin katılımıyla oluşturulması planlanan mekanizmanın nasıl çalışacağı, görev ve yetkilerinin ne olacağı konusunda ise tartışmalar sürüyor.
Meclis’te daha önce Barış ve Demokratik Toplum Süreci bağlamında oluşturulan komisyonun çalışmalarında yer alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Bülent Kaya, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, oluşturulacak kurul veya komisyonun yapısı ve yetkilerine ilişkin görüşlerini paylaştı.
Ekmen: Geniş olmalı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki kurulun yasanın yürürlüğe girmesinin hemen ardından oluşturulmasını olumlu bulan Mehmet Emin Ekmen, Meclis bünyesindeki kurulun da bir an önce kurulması gerektiğini söyledi. Kurulun oluşturulmasının sürece duyulan güveni artıracağını belirten Ekmen, “Kurulun ismi, üye sayısı, karar alma mekanizmaları yasada yer almadı. Biz bunu olumlu bir esneklik olarak algıladık. Tıpkı daha önce kurulan Meclis Komisyonu gibi, muhalefet ile iş birliği içerisinde bunlara karar verilir diye düşünüyoruz” dedi.
Kurullar arası ilişki
Meclis, 1 Ekim’e kadar tatilde olsa da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuyu öncelikli gündemine almasını beklediklerini belirten Ekmen, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurul ile Meclis’te oluşturulacak kurul arasında düzenli bir bilgilendirme ve takip mekanizması kurulmasını önerdi. Ekmen, “PKK’nin feshine ilişkin nihai karar ve tescile ilişkin MGK’nin kararından önce üçer aylık dönemlerle, MGK kararı yayınlanıp yasanın yürürlüğe girdiği dönemde her ay, 6 aylık uygulama süresi dolunca tekrar üçer aylık dönemlerle Cumhurbaşkanlığı kurulu tarafından Meclis’te oluşturulacak kurulun bilgilendirilmesi ve takip mekanizmasının kurulması doğru olur” ifadelerini kullandı.
Kaya: Köprü olmalı
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Meclis İzleme Kurulu'nun/Komisyonu'nun doğrudan icracı bir yetkiye sahip olamayacağını belirterek, temel işlevinin yürütmenin yasa kapsamında gerçekleştirdiği işlemleri izlemek ve Meclis’i düzenli olarak bilgilendirmek olması gerektiğini söyledi. Kaya, bu kurulun aynı zamanda Meclis ile hükümet arasında bir “köprü” işlevi görmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: “Süreç konusunda da Meclis’in sürekli bilgilendirilmesi gerekiyor. Süreçte gördükleri eksikler, yapılması gerekenlerle ilgili zaman zaman kendi görüşlerini ilgili kurum ve kuruluşlara iletebilmeli. Sürece dair gelen şikayetleri, endişeleri ve kaygıları da Meclis’e ileten, bunları izleyip takip eden bir mekanizma olması gerekiyor.”
Temsil genişliği
Kurulun rolünün ve misyonunun önemli olduğunu vurgulayan Kaya, bütün siyasi partilerin, çözümün Meclis zemininde aranması gerektiği konusunda ortaklaştığını vurguladı. Daha önce Meclis bünyesinde 51 kişilik bir komisyon kurulduğunu hatırlatan Kaya, Meclis’te grubu bulunan partilerin yanı sıra temsil edilen diğer partilerin de yer alması gerektiğini söyledi. “Öncelikle grubu bulunan partilerin bir temsiliyeti, bir de Meclis’te temsili olan partilerin de birer temsilciyle yer almasında fayda var” diyen Kaya, kurulun toplumsal güven açısından da önemli bir işlev üstlenebileceğini ifade etti.
Uzlaşmanın projesi
Sürece yönelik güvenin yalnızca güvenlik politikaları üzerinden değil, demokrasi ve hukuk üzerinden de inşa edilmesi gerektiğini belirten Kaya, iktidara yönelik güven sorununa dikkat çekti. Kaya, kurulun sürecin herhangi bir siyasi partinin projesi olarak algılanmasının önüne geçebileceğini kaydederek, “Belki bu, kaygıları da kısmen giderecek; süreci herhangi bir iktidarın ya da partinin değil, daha geniş bir toplumsal konsensüsün projesi gibi görme imkanı da sağlamış olacak” dedi.
İktidar şeffaf yürütmeli
Komisyon çalışmalarının ardından iktidarın süreci “kapalı devre yürüttüğü” yönündeki eleştirilerin gündeme geldiğini anımsatan Kaya, bundan sonraki aşamada sürecin hem kamuoyuna hem de Meclis’e daha açık aktarılması gerektiğini vurguladı. Kaya, “Süreci sadece bir güvenlik politikası değil, aynı zamanda demokrasi ve hukukla ilgili ayağını da harekete geçirmesi gerekiyor. Toplumsal güveni inşa etmek lazım. Toplumsal güven de sadece silahların bırakılmış olmasıyla değil, demokrasiyle, hukukla, özgürlükle, barışla olur” ifadelerini kullandı.
Kullanılan dilin ve yapılan açıklamaların da sürece duyulan güven açısından önemli olduğunu belirten Kaya, toplumdaki kaygıları artıracak söylemler yerine umudu güçlendirecek açıklama ve eylemlerin öne çıkması gerektiğini söyledi.
Yetkileri geniş olmalı
Kurulun Ekim'de oluşturulmasının muhtemel olduğunu belirten Kaya, yalnızca izleyen bir yapı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Kaya, “Muhtemelen 1 Ekim'den sonra kurulur. Meclis o zaman açılıyor. Daha henüz bu fesih ve tasfiye ile ilgili MGK kararı da ilan edilmedi. Muhtemelen o karardan sonra veya Ekim'de Meclis açılınca bence böyle bir kurul oluşur. Kurulun yetkileri geniş olmalı, sadece bir izleme kurulu değil, karar alabilen, süreçte söz sahibi olan bir kurul olmalı” dedi.
Bayhan: Etkin olmalı
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ‘çerçeve yasa’nın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından hem Meclis hem de idari düzeyde kurulacak mekanizmaların sürecin resmi parçası haline geldiğini hatırlattı. Daha önceki Meclis Komisyonu sürecindeki yaklaşımlarını yineleyen Bayhan, Meclis bünyesinde kurulacak yapıda bütün partilerin eşit temsiliyetinin sağlanması gerektiğini söyledi. Kurulun yalnızca izleme ve raporlama yapan bir mekanizma olmaması gerektiğini vurgulayan Bayhan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu kadar etkili olması gerektiğini savundu. Bayhan, “Sadece değerlendirme, tavsiye ve izleyip gözlem paylaşmakla sınırlı bir çerçeve yeterli olmaz. Meclis’in bu sürecin bir parçası olduğu ve Meclis’te bu meselenin tartışılıp takip edildiği iddiasını karşılayacak bir pratiği olmalı” dedi.
Müdahil olabilmeli
Bayhan, kanunda kurulun yapısı ve yetkileri konusunda ayrıntılı bir çerçeve çizilmemesinin Meclis Başkanı’na önemli bir sorumluluk yüklediğini söyledi. Bayhan, Meclis Başkanı’nın kurulun oluşumuna ilişkin çerçeveyi hazırlayarak siyasi partilerle paylaşması gerektiğini ifade etti. Bayhan, kurulun yapı ve işlevine ilişkin ise şöyle konuştu: Bir diğer önemli husus da kurulacak kurul nasıl olacak? Meclis bünyesinde kurulacak bu kurulun yetkileri en az takip, denetim, tespit ve teyit kurulu olarak adlandıracağımız ‘Takip ve Değerlendirme Kurulu’ kadar yetkili olmalı. Aslında bu kurulun bilgisinde olan her şeyden, Meclis bünyesinde kurulacak kurulun da bilgisi olmalı. Öyle olursa bu kurul önemli olur. Yoksa sadece izlemekle olacak bir şey değil. İzlemeli, karar vermeli, müdahil olmalı.”
Karşılığı olmalı
Kurulun sürecin geleceği açısından önemli bir işlev üstlenebileceğini belirten Bayhan, bunun ancak yürütmenin ve Meclis Başkanlığının gerekli siyasi iradeyi göstermesiyle mümkün olacağını söyledi. Bütün partilerden temsilcilerin kurulda yer alması gerektiğini ifade eden Bayhan, “Bir an önce bu kurullar kurulmalı, kağıt üzerinde değil, pratikte de bunun karşılığı olmalı. Topluma güven vermeli” dedi.
Beştaş: Eşit temsil önemli
DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş da kurulun yalnızca izleme ve raporlama işleviyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Kurulun öneriler geliştirebilmesi, görüşlerini açıklayabilmesi ve kamuoyunu çalışmalar ile süreç hakkında bilgilendirebilmesi gerektiğini söyleyen Beştaş şöyle konuştu: “Meclis Başkanı da bu konuda sorumluluk almalı, gerekli yazıyı bir an önce göndermelidir. Bizim görüşümüz Meclis Kurulu’nda partilerin eşit temsiliyle oluşturulması gerekiyor. Kanunda ayrıntıları yer almıyor. Hani hangi partiden ne kadar temsiliyet olacağını, İçtüzük'e göre olup olmayacağı konusunda bir netlik yok. Ancak biz her partinin eşit temsil edilmesi gerektiği görüşündeyiz. Ve bu kurulun sadece bir izleme değil, aynı zamanda öneri yapma noktasında görüşlerini açıklama, kamuoyuna çalışmalarla ilgili, süreçle ilgili bilgi verme konusunda yetkili olması gerektiği düşüncesindeyiz. Önümüzdeki günlerde bu konuda bizlerin de girişimleri olacak. Kurula dair henüz netleşen bir takvim ve yol haritası oluşmadı.”
Raporla sınırlı olmaz
Meclis’in sorumluluğunun çok önemli olduğunun altını çizen Beştaş, şöyle devam etti: “Meclis bünyesinde böylesi bir kurulun kanunda yer almasını biz de çok önemsedik, önerdik. Neticede Meclis halk iradesinin temsil edildiği en yüksek organ. Kurulun, demokratik açıdan da önerileri olmalı ve yetkili olmalı. Sadece bakanların, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında oluşacak kurul değil, Meclis Kurulu da bu süreçte en aktif, en etkili olmalı. Hem denetim hem izleme hem öneri yapma hem yürütülmesi konusunda rolü çok önemlidir. Biz böyle bakıyoruz. Yoksa bu kurul çok pasif kalır ve izleme ile raporlamayla yetinir.”