• Barış yoluyla demokratikleşmeyi zorladıklarını vurgulayan DEM Parti Eşbaşkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, "Demokratikleşmeye giden yolu açmak istiyoruz. Merdivenin basamaklarını teker teker çıkmak durumundayız"  dedi.

 

DEM Parti Eşbaşkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, 'çerçeve yasa'nın hukuki ve siyasi yanı ile dinamik yapısına dikkat çekerek, kurul, bağlı komisyonlar, komisyon çalışmalarıyla birlikte uygulamalar ve yeni düzenlemeler silsilesine işaret etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, MA'dan Ömer Güngör'ün sorularını yanıtladı.  'Çerçeve yasa'yı sürecin bütünlüğü içinde ve bundan sonra atılacak adımları akılda tutarak değerlendirmek gerektiğini savunan Türkdoğan, öncelikle şunları hatırlattı:

* Bu süreç, Sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te PKK'nin feshedilmesini ve silahlı mücadele döneminin bitirilmesini içeren çağrısıyla başladı.

* O çağrının gereği, Mayıs 2025'te yerine getirildi. 

* 11 Temmuz 2025'te silah yakma gerçekleşti.

* Ekim 2025'te silahlı güçler Türkiye'den çekildi.

* Meclis Komisyonu 5 Ağustos 2025'te kuruldu ve 18 Şubat 2026'da ortak raporun açıkladı. Raporun 6. bölümünde  PKK'nin feshi ve silahsızlanmanın tamamlanmasıyla ilgili çeşitli tanımlar yapılıp çerçeve çizildi. Bunun aynı zamanda bir hukuki altyapısının olması, bir yasaya bağlı olarak bu sürecin yürümesi gerektiği de vurgulandı.

* Biz de 'Bir yasa yapın ki bu silahsızlanma süreci yasal güvence altında yürüsün' dedi. Şubat'tan bu tarafa bir yasa yapılmasını tartışıyorduk.

Elbette bu yasa yetersiz

"Bu bir barış yasası değildir" diyen Türkdoğan, DEM Parti’nin Meclis Komisyonu’na sunduğu raporundaki bütünlük bakışı hatırlattı, ancak uzun görüşme ve bazı müzakereler yapıldıktan sonra bu şekilde bir yasal çerçevenin ortaya çıktığın söyledi. Türkdoğan, "Bize göre yeterli değil. Bazı kavramlarına da katılmıyoruz. Dolayısıyla bu bir 'çerçeve yasa/kök yasa' olarak değerlendirilsin ama eksik ve yetersiz yanları var; daha çok fazla yasa çıkarılmasını gerektiriyor. Nitekim yasanın genel gerekçesinde de bu açıkça yazıyor. Sunanlar da bunun bir başlangıç olduğunu, çok fazla idari düzenleme yapılması gerektiğini, yeni yasalar yapılacağını ifade etti. Ayrıca yasanın kendi içerisinde de oluşan kurulun yeni yasal düzenlemeler yapılmasını talep edebileceğine dair madde de var. Yasa uygulanmaya başladığında ihtiyaçlar ortaya çıktıkça yeni idari ya da  yasal düzenlemeler yapılması gerektiği de kendiliğinden anlaşılacak. O zaman da yeni adımlar atılacak" dedi.

Hukuki, siyasi ve dinamik

PKK'nin kendisini feshettiğini; devletin ilk defa mevcut verili hukuk düzeni içerisinde yasal olarak da fesih sürecini tamamlayabileceği ve örgüt üyelerinin yararlanabileceği bir kanun düzenlediğini anımsatan Türkdoğan, kanunun bir hukuki yanı, bir de siyasi yanı olduğunu, unutmamak gerektiğini söyledi. Kanunun dinamik yapısına dikkat çeken Türkdoğan, kurul, kurula bağlı çeşitli komisyonlar, komisyon çalışmalarıyla birlikte uygulamalar ve bunun gerektireceği yeni düzenlemeler silsilesine işaret etti. Kurulun iktidarı ve Meclis'e harekete geçirme gücünü vurgulayan Türkdoğan, elbette Rêber Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin de muhatap olduğunu söyledi.

Kurul ve alt komisyonlar

Kurul çalışmaya başladığında kuracağı komisyonlardan birinin 'silahsızlanma ve siyasallaşma komisyonu' olacağını, farklı isimlerle soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili komisyonların da kurulabileceğini belirten Türkdoğan, şöyle devam etti: "İşte bu kurulacak komisyonlardan bir tanesinde özellikle Sayın Öcalan'ın ve Hareket'in mutlaka muhatap alınması ve kendi pozisyonlarına uygun olarak çalışmalarını sürdürebileceği koşulların oluşması gerekiyor. Sayın Bahçeli, Sayın Öcalan'ın çalışma koşullarının daha da geliştirilmesi gerektiğini söyleyip koordinatörlük önermişti zaten. Dolayısıyla bu yasanın kurula verdiği yetki çerçevesinde Sayın Öcalan'ın daha özgür çalışma koşullarına kavuşması mümkündür. Kavuşma imkanı vardır ve gereklidir Teyit ve tespit mekanizmasının ilerleyebilmesi için karşılıklı çalışmanız gerekir. Kurul, komisyonlar vasıtasıyla Sayın Öcalan'la zaten çalışmak durumunda kalacaktır. PKK'nin fesih kongresinde aldığı karar, sürecin Sayın Öcalan'ın yönetiminde ve yürütmesinde ilerleyeceğiydi. O şekilde ilerledi zaten. Kurul, Sayın Öcalan'ın pozisyonunu ne kadar güçlendirirse ve Sayın Öcalan ne kadar etkili çalışırsa süreç o kadar hızlı olacaktır."

Yasa sonrası demokratikleşme

'Çerçeve yasa'nın Meclis Komisyon raporunun 6. bölümüyle ilgili olduğunu anımsatan Türkdoğan, bu yasa uygulanmaya başlandıktan sonra hızla 7. bölümdeki demokratikleşme ile ilgili konuların konuşulacağını söyledi. Türkdoğan, şöyle konuştu: "Bu bölümdeki adımların başında infaz hukukundaki eşitsizlikler geliyor. Türkiye'nin infaz kanununu sil baştan yeniden yapması gerekiyor. AİHM ve AYM kararlarını uygulamak zorundasınız. Cumhurbaşkanı'nın atadığı AYM üyelerinin verdiği kararı, Yargıtay'ı uygulamıyorsa burada bir problem vardır. Türkiye'nin yeniden evrensel hukuk ölçütlerinin uygulandığı bir noktaya gelmesi gerekecek. Yine bu saçma sapan Terörle Mücadele Kanunu'ndan (TMK) Türkiye'nin kurtulması gerekir. Kürt sorunu ancak yeni demokratik ve sivil bir anayasayla çözülebilir. Topluluk haklarını anayasal güvenceye bağladığınız zaman zaten sorunlar ortadan kalkacaktır. Bunları tartışacağız, konuşacağız. Kürtçenin ana dil olarak eğitim kurumlarında okutulması, öğretilmesi, kamusal alanda kullanılması önündeki engellerin kaldırılabilmesi için bir anayasal düzenleme yapılması veya anayasal engelin ortadan kalkması gerekiyor. Dolayısıyla bu bağlamda konuşulacak birçok konu var. Meclis Komisyon raporunu 7. bölümünde birçok konuya zaten değinilmişti. Onlar daha yüksek sesle konuşulacaktır."

Basamakları teker teker çıkmak durumundayız

 Elbette ki demokratikleşme olmadan bazı şeylerin olmayacağını bildiklerini fakat şimdi barış yoluyla demokratikleşmeyi zorladıklarını vurgulayan Türkdoğan, şunları ekledi: "Demokratikleşmeye giden yolu açmak istiyoruz. O nedenle birçok çevrenin destek vermesi gerekiyor. Özellikle bazı çevreler bunu polemik konusu yapmayı çok seviyor fakat Türkiye örneği tecrübeyle sabittir. Gelin, önce şu pozitif barışı sağlayalım. Toplumsal barışımızı ve demokratikleşmemizi de hep birlikte gerçekleştirelim. Bu sürecin daha çok aşamalarını göreceğiz. Merdivenin basamaklarını teker teker çıkmak durumundayız." ANKARA