Ankara'da çözüm yerine abluka

Madenciler eylem

Madenciler eylem

  • Ankara'da açlık grevinde olan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yürümek isteyen madenciler, polis ablukasına alındı.
  • Polisin biber gazı sıktığı emekçilerden 5'i hastaneye kaldırıldı. Yürüyüşe izin verilmemesinin ardından maden işçileri oturma eylemi başlattı.

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki eylemleri sürüyor.

Aylarca maaş alamadıklarını söyleyen Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş üyesi işçiler, Ankara’da açlık grevi ve oturma eylemini sürdürüyor. Açlık grevlerinin 5. gününde işçiler, eylemde oldukları Kurtuluş Parkı'ndan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yürümek istedi. Polis, işçileri ablukaya aldı. Günlerdir aç olan madenciler, protesto için üstlerindeki kıyafeti de çıkardı. İşçiler, "Direne direne kazanacağız" sloganı attı. Haklarını almadan ayrılmayacaklarını belirten madenciler, baretlerini yere vurarak ablukaya tepki gösterdi. Biber gazının sıkılmasının ardından 5 işçi hastaneye kaldırıldı. Polisin yürüyüşe izin vermemesi üzerine işçiler oturma eylemi başlattı.

Alandan konuşan Bağımsız Maden İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, “Bu sorun çözülmeden Ankara’dan ayrılmayacağız dedik. Muhataplarımız Enerji Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve TMSF’dir. Birazdan muhtemelen gözaltı olacak. Şimdi biz diyoruz bakanlar 'kölebaşı' olsun! Bizi sürsünler; madenlere, tarlalara, sokakları süpürmeye, marketlere... Bizi sürsünler! Polislere kırbaç verin, onlar da kırbaçlasınlar bizi! Ya da onları da köle yapın” dedi.

Ayrılmama kararı aldılar

Bağımsız Maden İş avukatı Abdurrahim Demiryürek, alanda madencilerin yeni kararını açıkladı. Demiryürek, açlık grevine devam eden işçilerin Kurtuluş Parkı'ndan ayrılmama kararı aldıklarını ve artık hiçkimse ile konuşmayacaklarını söyledi. Demiryürek şunları ifade etti: "Doruk Madencilik maden işçileriyle Enerji Bakanlığının önüne yürümek üzere hazırlığımızı yapıyorken bir kolluk ablukasıyla yine karşı karşıyayız. 5 maden işçisi arkadaşımız hastaneye kaldırıldı şu an. Tüm kamuoyuna, siyasi partilere ve vekillere çağrımız şu şekilde: Madenciler ve sendikamız bu saat itibarıyla hiç kimseye tek bir kelime etmeyecek, bir cümle kullanmayacak, bulundukları, kaldıkları yerden de kalkmayacaklar. Şayet madencilerle dayanışma göstermek isteyen, bu sorunun çözümüne katkım olsun diyen tüm siyasi parti temsilcilerine, vekillerimize çağrımız da şu şekildedir: Burada bilfiil madencilerle beraber açlık grevinde olup bilfiil yanlarından ayrılmamalarını talep ediyoruz. Onun dışında tüm dayanışanlar ablukanın dışında kalacaklar. Sendikamızın aldığı karar bu yönde. Tüm özlük hakları kendilerine ödenmeden buradan ayrılmayacaklarını ilan ediyor arkadaşlarımız. Bizler de sendikamız adına bu açıklamayı yapmak zorundayız. Bu saat itibarıyla hiçbir açıklama yapılmayacak, hiçbir görüşme yapılmayacak ama tüm Türkiye kamuoyuna çağrımız şudur: Herkes bulunduğu her yerde, her ilde madencinin sesini yükseltecek. Büyük parklarda, büyük meydanlarda madencinin sesini yükseltmesini talep ediyoruz Türkiye kamuoyundan. Tüm milletvekillerine de çağrımız: Madencinin yanında olmak evet, pekâlâ çok değerli bizim için, çok onur duyuyoruz, çok mutlu oluyoruz ancak bu sorunun çözülmesini istiyoruz artık. Bu sorunun çözümü için de tüm milletvekillerimizi bizlerle aynı abluka altında açlık grevine, madencilerle yan yana oturmaya davet ediyoruz ve bu sorun ta ki çözülene kadar burada olmalarını kendilerinden talep ediyoruz."

Maden işçilerinin talepleri

Doruk Madencilik işçileri, aylardır maaş alamadıklarını, fazla mesailerinin ve geçmiş tazminatlarının ödenmediğini, sık sık ücretsiz izne çıkarıldıklarını belirtiyor. Bağımsız Maden İş Sendikası’nın aktardığına göre maden 2016’da TMSF’ye geçti, 2022’de ise Yıldızlar SSS Holding’e devredildi. Sendika, bu süreçten sonra hak kayıplarının arttığını belirtiyor. Ödemelerde yaşanan sorunlar nedeniyle çalışan sayısının bin 200’den 250-300 seviyesine düştüğü ifade ediliyor. İşçiler, ödenmeyen maaşlarının ikramiye, yıllık izin ve sendikal haklarla birlikte ödenmesini istiyor. TMSF öncesi ve sonrasında işten çıkarılan tüm işçilere tazminat verilmesi de talepler arasında yer alıyor. Madenciler ayrıca rızaları dışında uygulanan ücretsiz izinlerin kaldırılmasını, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun çalışma ortamı sağlanmasını, sendikal faaliyetler nedeniyle işten çıkarılan işçilerin işe iade edilmesini ve madenin kamulaştırılarak iş güvencesinin sağlanmasını talep ediyor. ANKARA

* * *

115 gündür eylemdeler

Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. (MIP) ve taşeron şirketi Özgüneş Taşımacılık Forklift Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından 31 Aralık 2025’te işten çıkartılan 185 liman işçisi, 115 gündür eylemde. 

Liman sahasında yükleme ve boşaltma işlerinde çalışan işçiler, ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı anayasal haklarını kullanarak Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldu. Sendikanın Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yapma yetkisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 22 Ekim 2025'e tescillendi. TİS süreci devam ederken işçiler, işverenin ihaleyi almadığı gerekçesiyle 31 Aralık 2025'te işten çıkarıldı. İşçilerin eylemleri, Mersin International Port (MIP) kapısı önünde sürüyor.

Eylemdeki işçilerden Mahsun Eren, sendikal haklarını kullandıkları için işten atıldıklarını söyledi. Eren, taşeron firma ile ana şirketin sorumluluğu birbirine attığını ifade ederek, “Adeta danışıklı bir dövüşle kapı önüne konulduk. Taleplerimiz karşılanana kadar eylemimizi sürdüreceğiz” dedi. Eren, sendikasız 30 işçinin yeniden işe başlatıldığını belirterek, “Bu açık bir eşitsizlik ve hukuksuzluktur. Anayasal hakkımızı kullandık, suç işleyen biz değiliz” diye konuştu.

Mehmet Şirin Erdoğan da işten çıkarılmalarının tek nedeninin sendikaya üye olmaları olduğunu söyleyerek, “Aylardır buradayız ama sesimizi duyan yok” dedi.  

13 yıl limanda çalışan Rıdvan Bul ise sendikal faaliyetlerin engellendiğinin bakanlık müfettişleri tarafından da tespit edildiğini kaydederek, şunları söyledi: “Bu nedenle hem taşeron hem ana firmaya ceza kesildi ama bedelini işsiz kalarak biz ödüyoruz. Sendikalı şekilde işimize dönmek istiyoruz. Yıllarımızı verdiğimiz işyerinden atıldık. Tazminatlarımızı alamadık. İşimize dönene kadar mücadelemiz sürecek.” 

* * *

Turizm sektöründe ilk grev

Bodrum’daki Hapimag Resort Sea Garden Otel’de toplu iş sözleşmesinde uzlaşma sağlanamaması üzerine TOLEYİS’in grevi başladı. Yaklaşık 373 işçinin katıldığı eylem, ilçede turizm sektöründeki ilk grev oldu.

30 yıldır otelde örgütlü olan ve bugüne kadar 15 toplu iş sözleşmesine imza atan TOLEYİS (Türkiye Otel, Lokanta, Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası), tüm çağrılarına karşın işverenin bu kez masaya oturmaya yanaşmadığını açıklamıştı. İşveren tarafının müzakere sürecini ilerletmek yerine görüşmeleri reddettiğini ve taleplere karşılık vermediğini belirten TOLEYİS, çalışanların sendikadan istifaya zorlandığını vurgulamıştı. TOLEYİS, ücret artışı, sosyal hakların iyileştirilmesi ve mevcut kazanımların korunmasını talep ediyor. Sendika, ayrıca örgütlenme hakkına saygı gösterilmesi ve sendikal faaliyetlere yönelik baskıların son bulmasını istiyor. 

TOLEYİS Genel Başkanı Cemail Bakındı ve sendika yöneticilerinin katılımıyla dün sabah saatlerinde  bir basın açıklaması gerçekleştirildi. TOLEYİS Marmaris Şube Başkanı Ersin Sancaklı, grevin temel sebebinin, otel yönetiminin sendikasızlaştırma yönündeki uygulamaları olduğunu ifade ederek, “Bu eylem, emeğin ve örgütlü mücadelenin savunusudur. Haklı mücadelemizden geri adım atmayacağız. Arkadaşlarımızla birlikte direnişimizi sürdüreceğiz ve bu alandan ayrılmayacağız” dedi.

TOLEYİS Genel Başkanı Cemail Bakındı ise şöyle konuştu: “Arkadaşlarımız örgütlendiği için 6 işçimiz işten çıkarıldı. Biz güçlü, inançlı ve sınıf mücadelesine bağlı bir sendikayız. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Buradaki işçilere işverenin verdiği ücretin çok üzerinde, gerekirse yüzde 50 fazlasını grev sürecinde karşılayabilecek bir dayanışma gücümüz var. Bu alanı terk etmeyeceğiz.”

* * *

Açlık sınırı 36 bin

Birleşik Kamu-İş’in araştırmasına göre; Nisan'da dört kişilik ailenin açlık sınırı 36 bin 313 liraya, yoksulluk sınırı ise 108 bin 820 liraya yükseldi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın Nisan 2026 açlık-yoksulluk sınırı araştırmasına göre; dört kişilik bir ailenin açlık sınırı bir önceki aya göre 494 lira artarak 36 bin 313 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise bin 994 liralık artışla 108 bin 820 liraya çıktı.

Araştırmaya göre, gıda fiyatlarının yanı sıra özellikle ulaştırma ve diğer temel harcama kalemlerinde yaşanan artışlar yoksulluk sınırını yukarı çekmeye devam etti. Son bir yılda açlık sınırı 10 bin 135 lira, gıda dışı harcamalar 19 bin 273 lira, yoksulluk sınırı ise toplamda 29 bin 407 lira arttı.

Asgari ücret sınır altı

Ocak'ta 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücret, Nisan itibarıyla açlık sınırının 8 bin 238 lira altında kaldı. En düşük emekli aylığı ise açlık sınırının 16 bin 313 lira gerisinde kaldı.

Verilere göre; asgari ücret dört kişilik bir ailenin yalnızca 23 günlük gıda harcamasını karşılayabiliyor. Üç asgari ücretli çalışanın bulunduğu bir hanede bile toplam gelir, yoksulluk sınırının 24 bin 595 lira altında kalıyor.

Memur yoksullukta

Araştırmaya göre; 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 56,8’ini, ortalama 67 bin 630 lira seviyesindeki memur maaşı ise yüzde 62’sini karşılayabiliyor. Yoksulluk sınırına ulaşabilmesi için en düşük memur maaşının yüzde 75,8 oranında artırılması gerektiği hesaplandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.