- Türk devleti, UNIFIL’in sona ermesiyle Güney Lübnan’da oluşacak güvenlik boşluğu için yeni uluslararası güç arayışında. Askeri işbirliği anlaşmalarıyla yeniden ülkede söz sahibi olmaya çalışıyor.
- Lübnan’ın Kıbrıs-Yunanistan-İsrail hattına yakınlaşmasından endişe eden Erdoğan, Avn’dan “Lübnan'ın bölgesel çatışmada tarafsızlığını koruması ve İsrail'in müttefiki konumuna sürüklenmemesini” istedi.
Lübnan, İsrail ve Hizbullah savaşıyla birlikte belirsizliğe sürüklenmeye devam ediyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 2 Mart’ta başlayan savaşın durması, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve ülkenin güneyinin yeniden inşası için başta ABD olmak üzere birçok ülkeyle temas halinde. Bu temaslarda Türkiye dikkat çekiyor. 30 Temmuz’da Ankara’da Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Avn, “İlişkilerimizde yeni bir dönem başlıyor" mesajını verdi. Çünkü Türkiye de Güney Lübnan’da oluşan güvenlik boşluğundan yararlanmaya çalışan ülkelerden.
Bu güvenlik boşluğunun en önemli nedenlerinden biri ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) geçtiğimiz yıl aldığı UNIFIL kararı oldu. ABD ve İsrail’in yoğun baskıları doğrultusunda BMGK, oy birliğiyle BM Lübnan Geçici Görev Kuvveti (UNIFIL) misyonunu sonlandırma kararı almıştı. BM yetkilileri şu sıralar Hizbullah ile İsrail arasındaki on yıllardır süren savaşı kalıcı olarak bitirecek yeni uluslararası alternatifleri değerlendirirken, Türkiye de bu denklemde yer almaya çalışıyor. Ancak İsrail, Türkiye’nin Güney Lübnan’da (UNIFIL sonrası) kalıcı veya anlamlı bir askeri/güvenlik varlığına onay vermiyor, güçlü bir şekilde karşı çıkıyor.
UNIFIL’in yerini ne alacak?
UNIFIL’in görev süresinin bitimiyle oluşacak otorite boşluğunu dolduracak yeni güce Türkiye'nin yanı sıra Fransa ve İtalya da katkı sağlamak istediklerini bildirdi. Bu gücün doğrudan bir BM şemsiyesi altında mı yoksa farklı bir uluslararası koalisyon yapısıyla mı hareket edeceği henüz netlik kazanmadı.
UNIFIL'in görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Bu tarihin ardından yaklaşık 10 bin 800 kişilik personelin ve askeri teçhizatın bir yıl içinde tamamlanması öngörülen geri çekilme süreci başlayacak. Bu da 2027 yılı boyunca Lübnan'ın güneyinde güvenlik boşluğu anlamına geliyor. Boşluğu dolduracak düzenleme için ise şimdiden güç savaşları başladı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn’ın Ankara ziyareti de İsrail-Hizbullah arasında çatışmaları büyük oranda durduran ancak kırılganlığını koruyan ateşkes sürecinde, ülkenin geleceğine ilişkin uluslararası temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi.
Lübnan’da kırılgan ateşkes
Bölgedeki son büyük çatışma dalgası, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından günler sonra Hizbullah’ın 2 Mart’ta sınır ötesi roket saldırıları başlatmasıyla fitillenmişti. Lübnan’da yüzlerce sivil dahil olmak üzere 4 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği ve yüz binlerce insanın yerinden olduğu çatışmalar son haftalarda durulsa da İsrail birlikleri hâlâ Güney Lübnan’ın geniş bir bölümünü işgal altında tutuyor.
26 Haziran’da ABD arabuluculuğunda varılan "çerçeve anlaşması" uyarınca Hizbullah’ın silahsızlanmasına karşılık İsrail ordusunun işgal ettiği Güney Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi öngörülüyor. Bölgedeki bu hassas tablo, Avn ile Erdoğan görüşmesinin de temel gündem maddelerini oluşturdu.
Beyrut-Ankara hattında yeni dönem
Avn, ziyaretinde bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu bu kritik dönemde Türkiye ile olan ilişkilerin "çok daha güçlü ve hırslı" bir seviyeye ulaşmasını istediklerini belirtti. “Bu ziyaretin Lübnan-Türkiye ilişkilerinde ortaklık, güven ve ortak eylem temelleri üzerine kurulu yeni bir dönemin başlangıcı olacağına eminim" değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan ise savaşın ardından ekonomik krizle boğuşan “Lübnan’ın toparlanma sürecine tam destek vereceklerini ve sıcak para sıkıntısı çeken Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne sağlanan yardımların artarak süreceğini” vurguladı.
Erdoğan, “Mevcut uluslararası gücün çekilmesinin ardından Türkiye, bölgede güvenliği desteklemek ve Lübnan'ın egemenliğini sağlamak için başlatılacak tüm girişimlerde yer almak istiyor” dedi.
Şam faktörü
Görüşmede ayrıca bölgesel gelişmeler de ele alındı. Erdoğan, Şam’daki HTŞ rejimi üzerinde güçlü bir nüfuz sahibi olan Türkiye’nin, “Lübnan ile Suriye arasındaki diyaloğun artırılmasını desteklediğini ve bu temasların her iki ülkenin de yararına olacağını" dile getirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hizbullah ile savaşması için Suriye birliklerinin Lübnan’a girmesini defalarca gündeme getirmesi Beyrut’ta endişeyle karşılandı.
Kıbrıs krizi gündeme geldi
Tarafların görüşmesinde ele alınan başlıklardan biri de Kıbrıs oldu. Avn ve Erdoğan, kapalı kapılar ardında Kıbrıs’ı da konuştu. Türk devleti, Lübnan’ın Kıbrıs Cumhuriyeti ile 25 Kasım 2025'te Baabda'da imzaladığı ekonomik bölge anlaşmasından rahatsız. Basına yansıyan haberlere göre, Türk devleti Beyrut’un Kıbrıs-Yunanistan-İsrail hattına yakınlaşmasından endişe ediyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın Avn’a “Lübnan'ın bölgesel çatışmada tarafsızlığını koruması ve İsrail'in müttefiki konumuna sürüklenmemesini” istediği belirtiliyor. HABER MERKEZİ