Asıl işimiz şimdi başlıyor
Forum Haberleri —

Figen Yüksekdağ
- Şüphesiz her aydınlanma, karanlığın zirvesinde başlar ve onun gölgesinde ışığını bulur. HDP’nin, tarihsel misyonuna en fazla odaklanması gereken dönemdir bu. Karanlığa boyun eğmeyen bir güç olarak, gri alanların gölgesine hapsolması da düşünülemez. HDP’nin gücünü iyi kullanması, halklar için gerçek değişimin motoru olabilir. Asıl iş yeni başlıyor.
FİGEN YÜKSEKDAĞ
Toplumdaki meşruiyetini, demokratik karşılığını çoktandır yitirmiş Saray iktidarı, gayrimeşrulukta gittikçe derinleşiyor. Hem başka seçeneği kalmadı hem de bu derinleşme tabiatına uyuyor. Aynanın sırı döküldükçe, altındaki koyu karartı büyüyor ve tam olarak gerçeği gösteriyor.
21 yıldır dönem dönem parlatılıp makyajlansa da siyasi iktidarın özü ve arka planı hep karanlıktı. Son dönem bu gerçeği saklama, kamufle etme ihtiyacı duymuyorlar. Sandık, seçim dekoru ve epeyce geçmişte kalmış “demokratik açılım”tiyatrolarıyla oluşturulan meşruiyet algısı onlar için dönemsel taktik bile değil. Zerrece inandırıcılığı kalmamış yalan fırtınası sadece.
Kirli pazarlıklar, suç birlikleri ve sistemin en karanlık, saldırgan unsurlarını devletin merkezine yerleştirme çizgisi iktidarda. AKP ve Erdoğan, MHP ile koalisyon kurarak, 2015’ten beri bütün seçimleri kanlı provokasyonlar, darbe ve OHAL şartları eşliğinde ele geçirdi. Bu özel savaş ve darbe sürecinde kullanılan bütün kontrgerilla artıkları, çete-mafya reisleri açıktan koalisyon ortağı haline geldi. İktidarın tepesi ve gövdesi, legal siyasete katılan, seçimlere giren uyuşturucu ve ölüm taciri Escobar türevleriyle dolu. AKP ve MHP’nin elindeki ordu, polis, bekçi yetmiyor, Saray adına muhalefete silah çekiyor, siyasi suikast ve linç hareketleri düzenliyorlar. Arada bir de basına ittifak pozları verip; küfür, tehdit deklarasyonları yayınlıyorlar. Velhasıl, kan ve karanlıkla anılan 1990’ların devlet yönetim çizgisini çoktandır içermiş, onunla bütünleşmiş bir iktidar tablosu var.
Suç ortaklığında derinleşti
AKP-MHP iktidarının yarattığı 21 yıllık siyasi felaket tablosuna depremin felakete dönüşmesi de eklendi ve çok çarpıcı biçimde görüldü ki, oy istediği, itaat istediği halka bir su bile verecek durumda değil. Deprem sürecinde ölümlerini izledi, şimdi barınaksızlıktan, olanaksızlıktan, güvencesizlikten kırılmalarını izliyor. Düne kadar AKP ve Saray iktidarının çelik çekirdeği sayılan kitle de sorguluyor, yüzünü çeviriyor. Elde var yine, "Ali kıran baş kesen"lik; tehdit, yasak, küfür, hakaret ve korku karakollarına, hapishanelere tahkimat....
Artık bunların da yetmediğini görmüş olacaklar ki, Cumhur İttifakı’nı genişletme adı altında bir algı operasyonuna giriştiler. İktidarları boyunca en çok çalıştıkları ders bu, ama istedikleri algıyı yaratacak kadar başarılı olamadılar. Yeniden Refah sıkı tüccar pazarlığıyla İttifak’a katıldı. Fikri ve gerici, kadın düşmanı programı zaten ittifaktaydı. HÜDA-PAR ise iktidar organlarını doldurmuş diğer gerici faşist cemaatler gibi yeni bir katılım unsuru değil. Şeriat ideolojisi ve programında birlik, demokratik, özgürlükçü Kürt hareketi ve halk hareketlerine düşmanlık temel ortak noktaları.
Kirli ittifakları 2014’e uzanıyor
AKP’nin HÜDA-PAR ile ittifakı, 2014 Kobanê halk dayanışması hareketinin kana ve provakasyona bulanması sürecine kadar dayanıyor. Bu süreçte FETÖ ve ona bağlı emniyet, MİT yapılanmaları, kozmik oda arşivlerinden çıkıp sokağa sürülen Hizbullah ve sair kontrgerilla unsurları temel rol oynadı. 2015’te AKP’nin seçim yenilgisiyle birlikte HDP’yi ve Kürtlerin demokratik kazanımlarını tasfiye harekatının düğmesine basıldı. Sonradan sızan bilgi ve belgelerden öğrendik ki, bu topyekün saldırı, 2014 Ekim’inde hazırlanan Çöktürme Harekat Planı’na dayanıyordu. Kobanê demokratik halk eylemlerine düzenlenen kanlı saldırılar ve provokasyonlar eşliğinde, çözüm sürecinin bitirilmesinin, FETÖ darbesinin yapı taşlarının çakılmasının yolu döşendi. Yaratılan kaos ve onu takip eden kaygı, bıçak sırtı ortamında iktidarın güç merkezleri paylaşıldı, paylaştırıldı. FETÖ’nün Kürt illerindeki MİT şubelerini ele geçirme, 2014’ten 2016’ya kadar TSK kademelerindeki konumunu, yayılmasını geliştirme hamlesi; bu kanlı ve karanlık saldırılar dönemine rastlar.
Aslan payını Hizbullah kaptı
Aynı dönemde AKP ile ittifak ve yakın işbirliği içerisinde gelişen sadece FETÖ değildi elbette. Hizbullah ve onun programını, geleneğini hatta adını sahiplenen HÜDA-PAR da Kürtlerin ve HDP’nin tasfiyesi, siyaset sahası dar edilerek kana bulanması harekatında üstlendiği görevin karşılığını aldı. Bölgedeki camiler tarikatlara dağıtılırken aslan payını Hizbullah’ın kaptığı, halk arasında "bilinMavien sır" dır. Sayısız devlet kurumu, milli eğitim müdürlükleri düpedüz verilmiştir. Yine 2014’ten bu yana Hizbullah hükümlüleri için deyim uygunsa "özel af "çıkarıldı. Kanıtlı, delilli hatta suç üstü cinayet failleri artık dışarıda. Bir kısmının HÜDA-PAR’da siyaset yaptığını öğreniyoruz.
Mesele AKP listesindeki 3-5 vekil değil
Şimdi Cumhur İttifakı’na katılımla birlikte, aslında eskiye dayanan ve kirli, karanlık, kanlı işbirliklerine uzanan ilişki merkeziyet kazanıyor; dahası AKP-MHP çatısı altında legalize edilerek, sistemin organik parçası haline getiriliyor. Konu AKP listesindeki 3-5 kişiden ibaret değil. Suç ortaklığının, kirli ittifakın üst mertebeye taşınması. HÜDA-PAR bu mertebeyi haketmek için çok çalıştı ve hala çalışıyor. HDP’yi tasfiye amaçlı kurgulanan Kobanê davası bunun tipik açık örneğidir. Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen HÜDA-PAR çevreleri, 7-8 Ekim 2014 sürecindeki ölüm ve provokasyonların kaynağını, arkasındaki güçleri iyi bilmelerine rağmen yıllardır Erdoğan’ın yanında onun sözleriyle HDP’yi katil olmakla suçladı. Koro halinde çıkarılan bu gürültünün diğer nedeni de suçlayanların asıl suçlular olması ve suçtaki paylarını gürültüye getirerek saklama çabasıydı. Kısmen başarılı olduklarını inkar edemeyiz.
Eski ortaklarına kıyamıyor
Bugüne kadar o süreçte göz önünde cinayet işleyen hiçbir Hizbullahçı, DAİŞ’li, AKP yerel yöneticisi ve kolluk görevlisi yargılanmadı; cezanın kıyısından bile geçmedi. Tam tersine ödüllendirildi, iktidar pastasından pay ikram edildi. Daha fazlasını isteyip darbeye girişmeseydi FETÖ de bu kandan, dehşetten beslenen paylaşım ağında yerini korurdu. Ama yine de eski ortaklarına kıyamadıkları kesin. Zira Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürülmesi davasında mahkeme tutanaklarına, Yargıtay kararına kadar giren polisin 2 saat geç geldiği ifadesine polislerin FETÖ’cü olduğu gerçeğine rağmen bu konuda tek bir suçlama yapmadılar. Mahkemelerden inceleme raporlarına kadar giren ifadeleri yutup, zerrece ar etmeden iktidarın "katil HDP" korosunda yüksek perdeden bağırdılar, linç hareketine katıldılar. AKP ile kurulan yalan ve suç işbirliği, çıkar alışverişi bunu gerektiriyordu çünkü. Şimdi yitirdiğimiz 43 canın cesedini çiğneyerek Kobanê kumpas davasında yalancı şahitlik ve müştekilik yapıyor aynı çevre. Onlarca seçilmiş halk temsilcisi, Kürt siyasetçi ve HDP’nin kurumsal meşrutiyeti AKP-MHP iktidarı, DAİŞ ve Hizbullah tarafından yargı silahı zoruyla rehin tutuluyor.
Genişleme değil karanlıkta derinleşme
Cumhur İttifakı’nın uyduruk genişleme noktasına böyle gelindi işte. Biliyoruz ki, bu bir genişleme değil, darlaşma ve derinleşmedir. Karanlıkta derinleşme. AKP- MHP faşizminin seçim arifesinde bire, buçuğa muhtaç olduğu ne kadar gerçekse, bütün suç odaklarının birbirini kollamak ve karanlıklarını korumak için konsolide olduğu, keskin ve derin biçimde kutuplaştığı da o kadar gerçektir. Pazarlık masasına sürülen ise Kürt’ün, mazlumun ve kadının canı, kanı, hakkıdır. HDP ve Kürt düşmanlığı, üzerinden demokratik siyaseti, kazanılmış meşru mevzileri; kadın düşmanlığı üzerinden ezilen cinsin yaşam, eşitlik ve özgürlük hakkını yok etmeye odaklı bir ittifakın gölgesinde yürüyoruz seçimlere. Bu gerçek meseleyi salt seçim olmaktan çıkarıyor. Demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinin derin, çok yönlü ve geniş düzlem de yürütülmesini hayati kılıyor.
Aydınlığa çıkış yolu
Bir yandan siyasi iktidarın karanlığı en zifiri haline bürünmüşken, diğer yandan aydınlık zamanı başlıyor. Şüphesiz her aydınlanma, karanlığın zirvesinde başlar ve onun gölgesinde ışığını bulur. 2023 genel seçimleri, geniş kitleler nezdinde taşıdığı çıkış umudu anlamıyla önemli bir yerde duruyor. Ancak 15 Mayıs sabahı boğucu karanlıktan kurtulup ansızın aydınlanmayacağımız da açık. Karanlık ittifakın ne yaptığını ve yapabileceğini deneyimlerimizden, öngörümüzden biliyoruz. Asıl gündem demokratik muhalefetin, emekçi solun ne yaptığı ve yapacağıdır.
Genişleyelim derken darlaşmayalım
Son süreçte cumhurbaşkanı adaylığı ve vekil adaylıkları tartışmalarına, gelişmelerine endekslenen politik gündemin radikal biçimde özüne dönmesi gerekiyor. İşin doğası gereği her seçimde aday ya da adaylıklar gündemi olacaktır elbette. Ancak bu yönlü gündem ve kaygılara hak ettiğinden fazla alan açmak, genişleyeyim derken darlaşmaya yol açabilir bizim için. Enerji ve zaman sömürüsü de başka bir mesele.
Bu sürecin adaylık ve ittifaklar boyutuyla sonuna gelinmesi, artık önümüze bakmak ve asli misyona yoğunlaşmak açısından olumlu. Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanı adayı çıkarmayarak, muhalefetin ortak aday tavrına destek verdi. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı zemininde tutum birliği sergilendi. Elbette bunun, tek adama karşı tek adamın tercih edilmesi, desteklenmesi anlamına gelmediği açık. Emek ve Özgürlük İttifakı ile HDP’nin geniş halk kitlelerinden yönelen beklenti ve taleplere, kendi sorumluluğu çerçevesinde yanıt vermesidir esasta. Politik deneyimlerimiz ve ödediğimiz bedeller, seçimle çerçevelenmiş, bu tip taktik süreçlere hakettiğinden fazla anlam biçmemeyi öğretmiştir bizlere.
Asıl iş yeni başlıyor
Özellikle de HDP’nin, yerine getirmekte olduğu tarihsel misyona en fazla odaklanması gereken dönemdir bu. Hiçbir zaman karanlığa boyun eğmeyen bir güç olarak, gri alanların gölgesine hapsolması da düşünülemez. Faşizmin en gerici, kıyıcı iktidarlarını temsil edenler karşısında halkların devrimci demokratik kurtuluşunun ilkeli, tutarlı mücadele gücü ve öznesidir. HDP’nin gücünü iyi kullanması ve doğru temelde örgütlemesi; Türkiye, Kurdistan halkları için gerçek değişimin motoru olabilir. Yani asıl iş yeni başlıyor.
2023 genel seçimleri ağır, kapsamlı bir politik muharebenin kavşağı olarak önümüzde duruyor. O kavşağı döndüğümüzde yol değişmeyecek, yön değişecek. Hangi yöne gidileceğini, nasıl yürüneceğini tayin edeceklerin kazanacağı bir seçimdir bu. Yol ehli olanların kazanacağı bir seçim.
Sokakta, felaketlere kurban edilen yaşam alanlarında ve halkların, kadınların, emekçilerin iradesini en güçlü şekilde siyasete taşıyarak aydınlığa yol alabiliriz. Genişleme kadar nitelik oluşturma ve yakın geleceğin demokratik halk yönetimini bu günden örgütleme yürüyüşüdür bu. Aydınlığa giden yolu ve yönü bilenler, ondan şaşmayanlar, çıkışın öncüsü ve güvencesidir.















