Kirli savaş kirli para

Sezai TEMELLİ yazdı —

  • Kirli savaşın sürdürülebilmesi kirli ekonomik ağlara ve kirli finansmana ihtiyaç duyuyor. Bu da kirli ilişkiler ağının yaygınlaşmasına, toplumu kuşatmasına ve siyasetin ahlaki değerlerden kopmasına neden oluyor.
  • Savaş pahalı bir iş. Bunu finanse etmek adına her türlü kirliliğe bulaşan iktidar hala savaş naralarıyla ülkeyi uçurumdan aşağıya itmeye devam ediyor. Çünkü savaş sona ererse bu siyasi ve ekonomik rant düzeninin de biteceğini çok iyi biliyor.
  • Savaş tüm kirliliklerin üzerini örten, ırkçılıkla ve ayrımcılıkla toplumun tüm seslerini boğan, her türlü hak gaspını meşrulaştıran bir yöntem. Otoriter rejim faşizmi bu yolla kurumsallaştırdı. Şimdi yarı diktatörlüğe giden yolu da bu yöntemle hayata geçirmek istiyor.


 Kirli savaş Türkiye toplumunu her yönüyle kirletmeye, çürütmeye, tüketmeye devam ediyor. Kürt meselesinin demokratik çözümünden kaçan, meseleyi çözümsüzlüğe mahkûm etmek isteyen anlayış savaşta ısrar ediyor. Bu kirli savaşın sürdürülebilmesi kirli ekonomik ağlara ve kirli finansmana ihtiyaç duyuyor. Bu da kirli ilişkiler ağının yaygınlaşmasına, toplumu kuşatmasına ve siyasetin ahlaki değerlerden kopmasına neden oluyor. Bugün Türkiye kısa bir çözüm süreci deneyimi dışında neredeyse yarım yüzyıldır bu ilişkiler ağının sürekli gelişimine tanıklık etti ve şimdi artık içinden çıkılamaz bir hal alan duruma sürüklendi.
Bir zamanlar kayıtdışı ekonomi ile mücadele gündemi kaplarken bugün kayıtdışılığın adeta olağanlaştığı, kara ekonominin belirleyici bir hal aldığı sahneleri izliyoruz. Her türlü yolsuzluk ve talanın ötesinde suç ekonomisinin ayyuka çıkması ülkenin geldiği durumu göstermesi açısından ibretlik bir durumu yansıtıyor. Suç ekonomisi dediğimizde uyuşturucu ticaretinden kara para aklamaya, insan kaçakçılığından organ nakli ticaretine kadar çok geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Bu sektörlerin tümünde Türkiye artık uluslararası şöhrete sahip bir ülke. Özellikle uyuşturucu ticareti ve transferinde yaklaşık 40 milyar dolarlık pazarla ‘yükselen değer’. 
Kirli para kuşkusuz bu denli yüksek bir boyuta ulaşmışsa bunun klasik mafya ilişkisiyle açıklanması beklenemez. Bu ilişki ağı içinde siyaseti ve bürokrasiyi giderek artan ölçekte görmek mümkün. Nitekim 80’lerden bugüne bu kirliliğin siyasette ve bürokraside ulaştığı boyutlar uluslararası kamuoyunda yer almasıyla ve çeşitli kurumların raporlarında belgelenmesiyle ayyuka çıkmış durumda. Bu suç ekonomisinin oluşumuna ve bu denli yaygın hale gelmesine neden olan şey aslında karşılıklı birbirini besleyen, adı konmamış örtülü bir ilişkiden kaynaklanıyor. Kirli savaş kirli paraya ihtiyaç duyuyor, kirli para kirli savaşa…
Türkiye son yarım yüzyılda resmi rakamlara göre yılda ortalama 30 milyar dolar savaşa kaynak ayırdı. Oysa savaşa giden para bunun neredeyse iki katı. Aradaki fark bütçeden sağlanamayacağına göre bu kaynağı bir yerden bulmak gerek! Kaynak kirli paranın kaynağı olan suç ekonomisinde yaratılıyor. Geçen dönem savunma bakanının envanterimizde kimyasal silah yok demesi aslında bu konuya dair önemli bir itiraf. Envanterde olmayan silahın envanter dışı kullanımı bu ilişkileri basitçe açıklamaktadır. Bu sadece bir örnek. Bunun gibi birçok resmi örnek söz konusu. Suriye’de beslenen çetelerin ve onların silahlandırılmasından tutun da birçok yasadışı operasyonel faaliyetin kaynağı bu ilişki ağı içinde yaratılıyor. Savaşta ısrar edenlerin her yol mübah anlayışı suç ekonomisini büyütmüştür, suç ekonomisi büyümeye devam ediyor. 
Bu ekonominin yarattığı rant alanı ve zenginlik bu ilişkiler içinde olan siyaseti ve bürokrasiyi kısmen kendi çeperine çekerek adeta yeni bir rasyonalite yaratmıştır diyebiliriz. Her türlü kara para aklama yöntemi düzenli bir ekonomik affa dönüşmüş durumda. Kaynağını sormayan, vergi dışı bırakan bir anlayışla yurtdışı piyasalardan kaynak girişini onaylayan anlayış kara para trafiğinin devlet eliyle düzenlenmesini sağlamaktadır. 
Savaş pahalı bir iş. Bunu finanse etmek adına her türlü kirliliğe bulaşan iktidar hala savaş naralarıyla ülkeyi uçurumdan aşağıya itmeye devam ediyor. Çünkü savaş sona ererse bu siyasi ve ekonomik rant düzeninin de biteceğini çok iyi biliyor. Her türlü kepazeliğe göz yumanlar, içişleri bakanı değiştirerek göz boyamaya çalışanlar bu kirliliğin içine boğazlarına kadar batmış durumdalar. Yakında boğulacaklar…
Bu kirli düzeni sonlandırmanın yolu ahlaki bir siyaseti savunmaktan, bu siyaseti var edecek olan savaş karşıtı mücadeleden, demokratik çözümden ve tecridin sonlanmasından geçiyor. Savaş tüm kirliliklerin üzerini örten, ırkçılıkla ve ayrımcılıkla toplumun tüm seslerini boğan, her türlü hak gaspını meşrulaştıran bir yöntem. Otoriter rejim faşizmi bu yolla kurumsallaştırdı. Şimdi yarı diktatörlüğe giden yolu da bu yöntemle hayata geçirmek istiyor. Bu barbarlığı durdurmak zorundayız. Reformist, eyyamcı, cesaretten yoksun anlayışlarla yol almak mümkün değil. Seçim hesaplarını öne koyan, gelen tehlikenin farkında olmayan muhalefet artık ciddiye alınamaz. Toplumu bu sıkışmışlıktan kurtaracak ve siyasallaştıracak yeni yol ve yöntemleri hayata geçirmek zorundayız. Bu kirliliğin bizleri yutmasına izin vermek istemiyorsak nasıl mücadele etmemiz gerektiğini mutlaka bilmemiz gerekiyor… 
 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.