- Kürt tutsakların yaşlı, engelli veya ağır hasta olmalarını umursayıp ölüme sürükleyen Adli Tıp Kurumu (ATK), yüzde 94 engelli tutsak Emrah Nebioğlu'nun DAİŞ'e karşı savaşmasını sorgulayıp “Madem kronik hastalığın var neden DAİŞ’e karşı savaştın, orada ne işin vardı?” diye sordu.
Yüzde 94 engelli, her iki böbreği iflas eşliğinde olan, günde iki defa hastaneye gitmesi gereken tutsak Emrah Nebioğlu, ‘kaçma şüphesi’ gerekçe gösterilerek tahliye edilmiyor; ATK de yargı ve idarenin bu suçuna ortak oluyor.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutsaklar listesinde yer alan yüzde 94 engelli Emrah Nebioğlu’nun sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Nebioğlu’nun avukatı Veysi Atmaca, müvekkilinin tahliyesi için bir süre önce Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkemenin talebi reddetmesi üzerine Adli Tıp Kurulu’na (ATK) başvuru yapıldı. ATK, 15 Ağustos’ta “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi. ATK’nin verdiği rapora dair MA'ya konuşan avukat Atmaca, ATK’nin müvekkiline “Madem kronik hastalığın var neden DAİŞ’e karşı savaştın, orada ne işin vardı?” diye sorduğunu paylaştı.
ATK'nin kararları siyasidir
Müvekkili hakkında Antalya Bölge Hastanesi tarafından verilen “cezaevinde kalamaz” raporunda engelli olduğu, kronik böbrek hastalığının hayati risk oluşturduğu belirtilmesine rağmen Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tahliye etmediğini kaydeden Atmaca, başvurdukları ATK'nin ‘cezaevinde kalabilir’ yönünde rapor verdiğini söyledi.
ATK’de müvekkiline sorulan sorulara dikkat çeken Atmaca, şunları paylaştı: “Yıllardır ATK’nin siyasi karar verdiğini söylüyoruz. Müvekkilim ile ATK arasında geçen diyalog bunun en somut örneği. ATK, ‘Madem kronik hastalıkların var, neden DAİŞ ile savaşmaya gittin? Senin orada ne işin? var’ sorularını sormuş. Bunlar ATK’nin soracağı sorular değil. ATK, bu sorular sonrası olumsuz bir karar verdi. ATK’nin bu tavrı hukukun temel prensiplerine aykırı. Siyasi kararlar verdiğini gösteriyor. Bu, tıptan uzak bir karar. Antalya ve Batman hastaneleri ‘cezaevinde kalamaz’ yönünde rapor vermesine rağmen ATK tahliye etmedi.”
Bilimsel değerlendirmeden uzak
ATK’nin siyasi kararlarla ölüm döşeğindeki tutukluların tahliyesini engellediğini kaydeden Atmaca, “ATK’nin yapması gereken tek şey hastaların durumunu bilimsel olarak ortaya koymak. Yüzde 94 engelli, her iki böbreği iflasın eşiğinde olan, günde iki defa hastaneye gitmesi gereken biri ‘kaçma şüphesi’ gerekçe gösterilerek tahliye edilmiyor” dedi.
ATK'nin insafına bırakılmamalı
Nebioğlu’nun 7 yıl 6 ay olan cezasını yargılama sürecinde bitirmek üzere olduğunu; ceza alsa bile büyük bir kısmını yattığını kaydeden Atmaca, şöyle konuştu: "Tutuklu yargılama bir tedbirdir. Müvekkilimin bu yönlü bir durumu yok. Kaçabilecek durumda değil. Tahliye edilip tedavisinin dışarda devam etmesi gerek. Acil atılması gereken adımlardan biri hasta tutukluların derhal tahliyesidir. Devlet bu süreçte bunu şimdiye kadar gerçekleştirmedi. ATK’nin acil bir şekilde denetim altına alınması, hasta tutsakların ATK’nin insafına bırakılmaması gerekiyor.”
Dosyası halen Yargıtay'da
Emrah Nebioğlu (33), DAİŞ’in Kobanê’ye dönük 2014'te gerçekleştirdiği saldırılara karşı yapılan protesto eylemleri sırasında başından aldığı kurşunla felç kaldı. Sonrasında hakkında “Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla dava açıldı ve 7 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Tutuklanmadan önce yaşadığı bir yaralanma nedeniyle 37 gün yoğun bakımda kalan Nebioğlu, bu süreçte üç kez ameliyat geçirdi. Yaralanma sonucunda sol kol ve bacağı ile sol sinir nöronları tamamen felç oldu. Destek almadan yürüyemeyen ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayan Nebioğlu’nun böbrek yetmezliği ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları da bulunuyor. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 25 Aralık 2019'da Nebioğlu’na yüzde 94 engelli raporu verdi. Nebioğlu, hakkında verilen hapis cezası nedeniyle 2022'de tutuklanarak Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi de 2022’de benzer yönde rapor düzenledi. Bu raporlara rağmen Nebioğlu tahliye edilmedi. Nebioğlu’nun dosyası halen Yargıtay’da inceleme aşamasında. ÊLIH
* * *
Kardeşinin cenazesine getirmediler
Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki 30 yıllık tutsak Nevzat Demir’in, yaşamını yitiren kardeşinin cenazesine katılması talebi “jandarmanın güvenliği sağlayamayacağı” gerekçesiyle reddedildi.
Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık tutsak Nevzat Demir (54), yaşamını yitiren kardeşi Vedat Demir’in (52) cenaze törenine katılması talebi reddedildi. Kardeş Demir, Almanya'da tedavi gördüğü hastanede 11 Eylül’de yaşamını yitirdi. Demir’in cenazesi, 16 Eylül’de Xarpêt’e getirildi. Nevzat Demir, cenaze törenine katılmak için 15 Eylül’de cezaevi müdürlüğüne başvuruda bulundu. Başvuru, “jandarmanın güvenliği sağlayamayacağı” gerekçesiyle reddedildi.
Vedat Demir’in cenazesi, önceki gün Xarpêt’e bağlı Aksaray Mahallesi’nde defnedildi. Aile fertleri, "15 dakikalık mesafede olmasına rağmen jandarmanın ‘güvenliği sağlayamayacağı’ endişesi böylesi bir süreçte anlaşılır bir şey değil. Bir yandan barış konuşulurken öte yandan acımızı paylaşamıyor oluşumuz bizlerin umudunu kırıyor" diyerek tepki gösterdi.
Demir, 1995'te “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” iddiasıyla yargılandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Demir’in Mart'ta tahliye olması gerekiyordu, ancak hakkındaki hücre cezaları gerekçesiyle tahliyesi uzatıldı. ELAZIĞ