• AYM’nin nafaka kararına tepki gösteren kadın örgütleri,  “Yapılmak istenen kadınları şiddet dolu ailelere mahkum etmektir” dedi ve kararı “sosyal adalet açısından utanç verici” olarak nitelendirdi.
  • Nafaka kararına ilişkin açıklama yapan TJA: “Karar, hukuki olmaktan uzak, tamamen ideolojik nedenlerle şekillenmiş siyasi bir müdahaledir. Kadınların yaşam alanlarını daraltan bu kararı açıkça reddediyoruz!”

 

Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025’te baktığı bir davada Türk Medeni Kanunu’ndaki yoksulluk nafakasının ‘süresiz olması’na ilişkin düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi (AYM)’ye başvurdu. İtiraz başvurusunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Yoksulluk Nafakası" başlığını taşıyan 175. maddesinin, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” şeklindeki birinci fıkrasındaki "...süresiz olarak..." ibaresinin iptali istendi. Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itirazını, Genel Kurul gündeminde ele aldı. Başvuruyu Perşembe günü esastan görüşen AYM, düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kararın 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmedildi. Kadın örgütleri ve hukukçular karara tepki gösterdi. Tevgera Jinên Azad (TJA), “Kadınların kazanılmış haklarına yönelik bu açık saldırıyı, nafaka hakkını gasp etmeyi hedefleyen bu kararı tanımıyoruz” dedi.  

Utanç verici bir karar

Kararın ardından kadın örgütleri ve hukuk kurumlarından peş peşe açıklamalar geldi. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kararın ardından yaptığı açıklamada, evlilikleri boyunca çalıştırılmayan, eğitim hakkından mahrum bırakılan ve bakım yükünü tek başına üstlenen kadınların boşanma sonrasında zaten çok düşük miktarlardaki nafakalara ulaşmak için uzun hukuki mücadeleler verdiğine dikkat çekti. Vakıf, kararı "sosyal adalet açısından utanç verici" olarak nitelendirdi.

Kadınlar şiddete mahkum ediliyor

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından yapılan açıklamada, AYM'nin kararının Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Açıklamada, nafakanın evlilik içinde bakım yükü nedeniyle istihdamdan dışlanan, yoksullaşan ve şiddete maruz bırakılan kadınlar için önemli bir güvence olduğu vurgulanarak, "Yapılmak istenen; kadınların şiddet dolu ailelere mahkum edilmesi, yoksullaştırılarak devlet tarafından karşılanmayan bakım yükünü üstlenmeye razı edilmesidir" denildi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) de karara tepki göstererek, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, “Çözüm kadınların mevcut haklarını daraltmak değil, eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktır” denildi.

Hukuki değil ideolojik

TJA da AYM’nin süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etmesine dair açıklama yaptı. Erkek-devlet aklı ve erkek egemen sistemin, kadınların büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara saldırmaya devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka hakkını tanıyan yasanın iptaline dönük kararı; hukuki olmaktan uzak, ideolojik nedenlerle şekillenmiş siyasi bir müdahaledir. Bizler bu kararı; kadını aile kıskacına hapsetmek ve boşanma iradesini kırmak isteyen organize bir tasfiye konseptinin parçası olarak görüyoruz. TJA olarak, kadınların yaşam alanlarını daraltan bu kararı açıkça reddediyoruz!” denildi.

Nafaka hakkı bir lütuf değil

Açıklamanın devamında şunlar belirtildi: “Boşanma süreçlerinin ardından kadınların karşı karşıya kaldığı ekonomik güvencesizlik ortadayken, nafaka hakkının sınırlandırılması kadınları derin bir yoksulluğa mahkum etmek demektir. Kadınları koruyan mekanizmaların tasfiye edilmesi; kadınları şiddet, baskı ve sömürü sarmalının içinde kalmaya zorlamaktır.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı önündeki engeller, kayıt dışı istihdamın dayatılması, kadın emeğinin görünmezleştirilmesi ve derin ücret eşitsizlikleri yapısal bir sömürü olarak varlığını sürdürülüyor. Bu gerçekliği görmezden gelip nafakayı ‘erkek mağduriyeti’ eksenine sıkıştıranlar, faili gizleyip mağduru cezalandıran erkek egemen sistemin ta kendisidir. Toplumdaki kadın gerçekliğinden kopuk bu yaklaşım, hiçbir ‘hakkaniyet’ söylemiyle meşrulaştırılamaz. Direnerek kazandığımız hakları direnerek savunmaya devam edeceğiz. Süresiz nafaka hakkı, erkek egemen devletin bir lütfu değil; kadınların sokaklarda ve yaşamın her alanında yürüttüğü kolektif mücadelenin ürünüdür. TJA olarak; Kadınların kazanılmış haklarına yönelik bu açık saldırıyı, nafaka hakkını gasp etmeyi hedefleyen bu kararı tanımıyoruz!” HABER MERKEZİ

***

Çözüm nafakayı kaldırmak değil

AYM’nin kararına ilişkin İskenderun Kadın Platformu üyesi avukat Mehtap Sert ve Adana Kadın Platformu üyesi avukat Sevil Aracı, MA’ya değerlendirmelerde bulundu. 

Kararın kadınların uzun yıllara dayanan mücadeleleriyle elde ettiği haklara zarar verdiğini belirten Mehtap Sert, mevcut düzenlemelerin kadınları koruyan önemli bir güvence olduğunu söyledi. Mehtap Sert, “Nafaka düzenlemesi; evlilik içinde uğradığı haksızlıklar ve ailenin bakım yükü nedeniyle istihdamdan dışlanan, yoksullaşan ve şiddete uğrayan kadınların güvencesidir" diye belirtti. 

Ekonomik bağımlılığa itecek

Süresiz nafakanın kaldırılmasına yönelik tartışmaların uzun süredir gündemde olduğunu hatırlatan Mehtap Sert, 2015 sonrası ortaya çıkan “nafaka mağduriyeti” tartışmalarının politik bir söyleme dönüştüğünü belirtti. Mehtap Sert, nafakanın tamamen kaldırılmasının veya sınırlandırılmasının hukuki ve toplumsal açıdan ciddi sonuçlar doğuracağını dile getirerek, “Bu durum kadınları yeniden ekonomik bağımlılığa itecek” ifadelerini kullandı.

Toplumsal gerçeklik gözardı ediliyor

Avukat Sevil Aracı da, kararın “biçimsel eşitlik” üzerinden şekillendiğini ancak Türkiye’deki toplumsal gerçekliğin göz ardı edildiğini söyledi. Kararın kadınların yıllar içinde elde ettiği ekonomik koruma mekanizmalarını zayıflatabileceğinin altını çizen Sevil Aracı, “Özellikle boşanma sonrası yoksulluğa düşme riski yüksek olan kadınlar açısından kazanılmış hakların geriye gitmesi söz konusu olabilir” dedi. Karardan en çok etkilenecek kesimlerin uzun yıllar ev içi emek veren, çocuk bakım sorumluluğunu üstlenen ve düzenli geliri olmayan kadınlar olacağını belirtti.

Kamuoyunda sıkça dile getirilen “nafaka mağduriyeti” söylemlerine de değinen Sevil Aracı, bu tartışmaların çoğu zaman istisnai örnekler üzerinden yürütüldüğünü söyledi. Sevil Aracı, şöyle devam etti: “Gerçek çözüm nafakayı ortadan kaldırmak değil, adil ve hakkaniyetli mekanizmalar geliştirmektir. Meclis’te yapılacak düzenlemelere kadın örgütleri sürece dahil edilmelidir.” HATAY

***

Süresiz nafaka nasıl işliyor?

Türk Medeni Kanunu’nun "yoksulluk nafakası" başlıklı 175. maddesine göre, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için karşı taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebiliyor.

Kanundaki "süresiz" ifadesi, yoksulluk nafakası için önceden belirlenmiş sabit bir süre sınırı bulunmadığı anlamına geliyor. Ancak bu, nafakanın her koşulda ömür boyu devam edeceği anlamına gelmiyor.

MHP’nin Mart 2019’da gündeme getirdiği bir yasa teklifi süresiz nafaka tartışmalarının siyasi boyutunu gösteren örneklerden biri olmuştu. Teklifte, boşanma sonrası yoksulluk nafakasının en fazla beş yıl süreyle ödenmesi öngörülüyordu. Teklife göre evliliğin süresi dikkate alınmayacaktı ve bir yıl evli kalan da 20 yıl evli kalan da en fazla beş yıl nafaka ödeyecekti.

Ancak nafaka alan kişinin ekonomik mağduriyeti devam ederse, ödeme yükümlülüğünün devlet tarafından üstlenilmesi ve nafakanın kamu kaynaklarıyla sürdürülmesi önerilmişti.

Kanunda nafakanın belirlenmesi için sabit bir yüzde ya da tarife yer almıyor. Mahkemeler tarafların gelirleri, yaşam standardı, çocuk sayısı, tarafların çalışma kapasitesi, mal varlığı ve sosyal yaşam düzeyi gibi unsurları dikkate alıyor.

’Sosyal devletin gereği’ denilmişti

Aynı başvuru AYM’nin önüne Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin itiraz başvurusu ile Anayasa'nın 2, 10. ve 40. maddelerine aykırılığı iddiasıyla gelmiş ancak, Yüksek Mahkeme, “süresiz nafaka” düzenlemesinin iptal istemini 2012’de reddetmişti. Gerekçede, “İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur” vurgusu yapılmıştı.

Böylece AYM, 2012’de sosyal devlet ve sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde savunduğu bir düzenlemeyi 14 yıl sonra iptal etmiş oldu.