- Eğitim-Sen’in yaptığı araştırma, ücretli öğretmenlikten özel okul öğretmenliğine, İUP ve TYP’ye kadar farklı istihdam biçimlerinde çalışan kadınların benzer güvencesizliklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koydu.
Bolu Eğitim-Sen Kadın Çalışmaları Komisyonu’nun hazırladığı araştırma, ücretli öğretmenlikten özel okul öğretmenliğine, İUP ve TYP’ye kadar farklı istihdam biçimlerinde çalışan kadınların ortak güvencesizliklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koydu.
Eğitim sektörü, temizlik işleriyle birlikte kadın emeğinin en yoğun ve en güvencesiz biçimde kullanıldığı alanlardan biri haline geldi. Emel Coşkun’un Kadın İşçi sitesinde kaleme aldığı makale, bu alanda yaşanan eksik ve yetersizliklere dikkat çekti. Emel Coşkun, Bolu Eğitim-Sen Kadın Çalışmaları Komisyonu tarafından hazırlanan “Esnek Çalışma, Kayıt Dışılık ve Diğer İstihdam Biçimlerinin Kadın Emeği Üzerindeki Etkileri” başlıklı araştırma, bu tablonun yapısal nedenlerini ve kadınların yaşadıklarını gözler önüne serdiğini ifade etti.
İşsiz kalma korkusu
Araştırmada, devlet okullarında ücretli öğretmen, özel okullarda sözleşmeli öğretmen ve İşgücü Uyum Programı (İUP) ve Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında çalışan 22 kadın eğitim emekçisiyle görüşmeler yapıldı. Bulgulara göre, aynı eğitimi veren kadınlar çok farklı çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Özel okul öğretmenleri tam zamanlı çalışmasına rağmen haftada 45 saatin üzerinde mesai yapıyor, okul tanıtımı, süsleme, nöbet ve yemek dağıtımı gibi ek işleri üstlenmek zorunda kalıyor. Ücretli öğretmenler ise ders saati ücretiyle çalışıyor; sigortaları eksik yatırılıyor, emeklilik hakları zarar görüyor. İUP ve TYP çalışanları ise birkaç aylık kısa süreli sözleşmelerle istihdam ediliyor ve sözleşme bitiminde yeniden işsiz kalma korkusu yaşıyor.
Ücretler geçim sağlamıyor
Katılımcı kadınların büyük bölümü, aldıkları ücretin temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini belirtiyor. Ücretli öğretmenlerin aylık geliri 10-18 bin TL arasında değişirken, birçok kadın “Tek başıma yaşasam asla geçinemem” diyor. 28 yaşındaki bir öğretmen ise “Hâlâ ailemle yaşamak zorundayım” diyerek durumu özetliyor. Bu ekonomik baskı, sosyal hayatı da olumsuz etkiliyor. Tatil, kültürel etkinlik veya kişisel gelişim neredeyse imkansız hale geliyor. Kadınların çoğu geçimini sürdürebilmek için eşinden veya ailesinden maddi destek almak zorunda kalıyor.
İşler güvencesiz çalışanın sırtında
Araştırmanın en önemli bulgularından biri, aynı okulda aynı işi yapan eğitim emekçilerinin farklı haklara sahip olması. Bir ücretli öğretmen, “İş yükümüz aynı ama maaşımız dörtte biri” diyerek durumu ifade ediyor. Güvenceli personelin yapmadığı işler güvencesiz çalışanlara yaptırılıyor. İdareciler tarafından daha kolay uyarılma, karar süreçlerine dahil edilmemek ve “ikinci sınıf” muamelesi gibi ayrımcı tutumlar da sıkça dile getiriliyor.
Gelecek kaygısı
Özel okul öğretmenleri öğrenci kayıt sayısına bağlı olarak sözleşmelerinin yenilenmeme endişesi taşırken, ücretli öğretmenler her ay işten atılma korkusu yaşıyor. Hamilelik durumunda rapor alamama ve işten çıkarılma tehdidi gibi sorunlar da raporlara yansıyan deneyimler arasında. İUP ve TYP çalışanları ise sözleşme bitiş tarihlerini sayarak çalışıyor. “30 Haziran’da sözleşme bitiyor, TYP gelecek yıl giremiyor” ifadeleri, güvencesizliğin kronik halini gösteriyor.
İlkesellikle bağdaşmıyor
Ücretli öğretmenlik ve benzeri güvencesiz modellerin kaldırılması, kalıcı istihdamın artırılması, özel okullarda taban ücret uygulaması ve kadınların sendikal haklarını özgürce kullanabileceği ortamların yaratılması gerekiyor. Eğitim-Sen’e göre, aynı okulda aynı eğitimi üreten emekçilerin farklı haklara sahip olduğu bir düzen, ne eğitim hakkıyla ne de sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmaktadır.
HABER MERKEZİ