Başûrê Kurdistanê’nin önde gelen şahsiyetlerinden Muhemmed Emîn Pêncewînî ile Kürt siyasetinin son 65 yılını konuştuk.
- Muhemmed Emîn Pêncewînî ile Süleymaniye'deki çalışma ofisinde buluşuyoruz. Son derece şık, eski kuşakların zarifliğiyle, takım elbisesi ve kravatıyla bizi karşılıyor Pêncewînî. Çalışma odasında Sayın Abdullah Öcalan, Mesut Barzani, Celal Talabani ve Neçirvan Barzani ile olan fotoğraflarını sıralamış...
- "O dönemde Mela Mustafa Barzani’ye bağlı pêşmerge güçleri vardı. Yine Şui Partisi’ne bağlı silahlı güçler vardı ve bunlar Eylül Devrimi olarak tanımlanan Mela Mustafa Barzani’nin mücadelesi içerisinde yer alıyordu. Ben de Şui Partisi’ne bağlı bir pêşmergeydim. Çiyayê Hindirin’de yaşanan savaşta yaralandım."
- "Irak ve Güney Kürdistan güçleri arasında '11 Mayıs İttifakı' olarak tanımlanan bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma, tıpkı bugün Türkiye’de PKK’ye bağlı güçlerin çerçeve yasa kapsamında dağdan inmeleri gibi, pêşmerge güçlerinin dağdan şehre inmelerini esas alıyordu. Düşünce ve ifade özgürlüğü vardı diyebilirim."
- "1992'nin Şubat ayında gittim. Önderlik, Akademi'de bir konuşma yapmamı istedi. Ben de bir konuşma yaptım ve çok beğendi. Meğer bu konuşmamı CD’ye alıp kurumlara dağıtmış. Önder Apo her sabah saat 10.00-12.00 arasında Türkçe eğitim verirdi. Önder Apo, saat 16.00-18.00 arasında da bu kez Kürtçe verirdi."
GÜLCAN DERELİ
Fırtınalı bir hayat... 82 yılı deviren Muhemmed Emîn Pêncewînî, Kürt mücadelesinin son 65 yılının canlı tanığı... Saddam'la mücadeleden, Mela Mustafa Barzani'ye, pêşmergeyken yaralanmasından edebiyata, şiire; Mesut Barzani, Celal Talabani ve Neçirvan Barzani ile ilişkilerine ve Sayın Abdullah Öcalan'la tanışmasına, Naif Haco'dan Hozan Serhat'a, Kürdistan toprağı ile evlendiğini söyleyen kadın gerilladan Che Guevara'cı olmasına, Türkiye ile arabuluculuğa, Ankara'da Hakan Fidan, Emre Taner ve devlet heyeti ile buluşmalarına, pek çok şeyi konuştuk Pêncewînî ile. Bu çok yönlü Kürt şahsiyeti, ilk kez duyduğum pek çok bilgiyi paylaşırken, son 65 yıllık Kürt panoramasını da biyografisi ile ortaya koyuyor. Pêncewînî ile Süleymaniye'de tarihe not düşen iki bölümlük bir röportaj yaptık...
Mam Celal’in, kendisinden Güney Kürdistan Devlet Başkanı Neçirvan Barzani’nin 2013 yılındaki İmralı ve Kandil arasındaki görüşmelerin yapılması için Türk devleti ile PKK arasında arabuluculuk yapması istendiği dönemden bir kare…
Mam Celal’in cumhurbaşkanı olmadan önce kendisini davet ettiği bir görüşmeden…
Odasındaki fotoğraflar
Muhemmed Emîn Pêncewînî ile Süleymaniye'deki çalışma ofisinde buluşuyoruz. Son derece şık, eski kuşakların zarifliğiyle, takım elbisesi ve kravatıyla bizi karşılıyor Pêncewînî. Çalışma odasında ilk dikkatimi çeken şey özenle çerçevelenmiş fotoğraflar oluyor. Sayın Abdullah Öcalan, Mesut Barzani, Celal Talabani ve Neçirvan Barzani ile olan fotoğraflarını sıralamış... Son 50 yılın Kürt tarihinin bir kesiti...
Merîwan'dan Pêncewînî'ye
Muhemmed Emîn Pêncewînî 1944 yılında Başûrê Kürdistan’ın Pêncewîn ilçesinde dünyaya gelir. Irak-İran sınırında bulunan Pêncewîn, bölgenin en güzel ilçelerinden biri olarak bilinir. Rojhilat Kürdistan’ın Sine kentinden iki saat, Banê’den bir saat, Saqiz kentinden ise bir buçuk saatlik uzaklıktadır. Sınır kenti olduğu için Pêncewîn halkının yüzde 65’i Güney ve Rojhilat Kürdistanı arasında ticaret ile uğraşmaktadır. Aynı zamanda tarihi eskilere dayanan bir kültür kentidir. Yaklaşık 800-900 yıl önce kurulmuştur. Med ve Sasani uygarlıklarına da ev sahipliği yapan ilçede bugün hâlâ bu uygarlıkların izlerine rastlanmaktadır.
Pêncewînî'nin ailesi aslen Rojhilat Kürdistan’ın Merîwan kentindendir. Merîwan’dan göç edip Pêncewîn’e yerleşiyorlar. Hatta ailesi Pêncewîn’in kurucularındandır. Mahlasını da kurdukları ilçeden alıyor Pêncewînî. On kardeşli bir ailenin üyesi olan Pêncewînî, kardeşlerinden sadece üçünün hayatta olduğunu söylüyor. Irak-İran Savaşı'na kadar da Pêncewîn’de yaşamaya devam ettiklerini ancak savaş sonrası Süleymaniye’ye göç etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Medrese eğitimi
Pêncewînî, eğitiminin ilk medresede başladığını belirterek anlatmaya başlıyor: "İlk olarak medresede dini eğitim gördüm. Çünkü o dönemde çocukların önce dini eğitim görmesi, sonrasında devlet okullarına gitmesi gerekiyordu. O dönemde devlet okullarında da sadece altıncı sınıfa kadar okunabiliyordu. Lise eğitimi için Süleymaniye’ye gitmek gerekiyordu. Liseye gittiğimde siyasi faaliyetlere katılmaya başladım. Çünkü benden büyük kardeşlerim siyasi çalışmalarda yer alıyordu."
Che Guevara çizgisi
Pêncewînî, gençlik dönemindeki siyasi eğilimleri ve kendisini nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor: "Tabii o süreçte hemen her aileden birileri muhakkak siyaset ile ilgileniyordu. O zamanlarda Başûr ve Irak’ta Irak Komünist Partisi etkiliydi. Daha sonra Kürdistan Komünist Partisi oldu. Yine o dönemde ulusal ve sol bir çizgideki Kürdistan Demokrat Partisi vardı. Erkek kardeşlerim Irak Komünist Partisi (Şui) üyesiydi. Ben de onların etkisiyle bu partide çalışmaya başladım ve Merkez Komite üyeliğine kadar yükseldim. 1970’lerle birlikte Irak Komünist Partisi üç parçaya bölündü. Bir parçası Sovyetler'e yakın, bir parçası Maoist çizgide, bir parçası ise Che Guevara ve Fidel Castro çizgisindeydi. Ben Fidel Castro-Che Guevara çizgisindeydim."
Pêşmergeyken yaralandı
Pêncewînî, Mela Mustafa Barzani ile kesişen yollarını, pêşmergeyken yaralanmasını anlatıyor: "O dönemde Mela Mustafa Barzani’ye bağlı pêşmerge güçleri vardı. Yine Şui Partisi’ne bağlı silahlı güçler vardı ve bunlar Eylül Devrimi olarak tanımlanan Mela Mustafa Barzani’nin mücadelesi içerisinde yer alıyordu. Ben de Şui Partisi’ne bağlı bir pêşmergeydim. O dönemde bu silahlı güçlere 'komando', 'Şui Komandosu' deniliyordu. O dönemde Kürdistan devriminde, öncülüğünü Mela Mustafa Barzani’nin yaptığı bir savaş yaşanıyordu. O savaşta Irak’ın iki askeri tugaya bağlı bir gücü pêşmergelerin eline geçti. Bu olay Revanduz mıntıkasında yaşandı. Mela Mustafa Barzani’nin karargahı Çoman’da bulunuyordu. Çiyayê Hindirin’de yaşanan savaşta yaralandım. Yaklaşık 30-35 yıl Irak Komünist hareketi içerisinde yer aldım."
Çok yönlü bir şahsiyet
Pêncewînî, çok yönlü bir şahsiyet. Meslektaş olduğumuzu öğreniyorum. Kürdistan ve Irak Gazeteciler Sendikası ile Dünya Gazeteciler Sendikası’nın üyesi. 30 yıl gazetecilik yapmış... O aynı zamanda bir edebiyatçı... Şiir ve öyküler yazmış. Pêncewînî, bu yönlerini şöyle anlatıyor: "Tüm yaşamım boyunca edebiyat, Kürt ve Kürdistan tarihiyle de ilgilendim. Yaşamımın büyük bir bölümünün kültürel ve aydınlanma çalışmalarıyla geçtiğini söyleyebilirim. Edebiyat, şiir ve biyografimin de içinde olduğu 12 kitabım basıldı. 'Çon Bum Pird' adlı kitabım da yeni basıldı. Şiir ve edebi ürünlerinin yer aldığı Beyan dergisinde çalıştım. Birçok şiir ve hikayem bu dergide yayımlandı. Hewkari gazetesinde çalıştım." Son kitabı “Çon Bum Pird”ın da İstanbul’da Kürtçe olarak basıldığının bilgisini alıyoruz.
Irak'ın çerçeve yasası
Pêncewînî, 70'li yılları anlatırken dikkat çekici bilgiler veriyor ve bugün Türkiye'de yaşanan süreçle paralellikler de kuruyor: "Irak ve Güney Kürdistan güçleri arasında '11 Mayıs İttifakı' olarak tanımlanan bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma, tıpkı bugün Türkiye’de PKK’ye bağlı güçlerin çerçeve yasa kapsamında dağdan inmeleri gibi, pêşmerge güçlerinin dağdan şehre inmelerini esas alıyordu. Bu anlaşma çerçevesinde Kürt gazetecilere özgür çalışma koşulları sağlanıyordu. Yine Kürtlere Bağdat’ta ve Kürdistan’da gazete, dergi, kültürel çalışmalar vb. konularda serbestlik tanınıyordu. Ben de o süreçte gazetecilik yaptım. Kürt güçleri ile Irak hükümeti arasında Meclîsa Tişrîi, yani yasama meclisinin kurulması yönünde anlaşmaya varıldı. Bu süreçte Irak hükümeti, Kürtlere otonomi, yani özerklik verileceğini belirtti. '11 Mayıs İttifakı', Mela Mustafa Barzani ile Saddam Hüseyin arasında yapıldı. Bugünkü federal statünün temelinin, o gün Saddam Hüseyin’in Kürtlerle otonomi konusunda yapmak zorunda kaldığı anlaşma olduğunu söyleyebiliriz. Kürtler farklı bir halktır ve Kürdistan denilen topraklarda yaşıyorlar. Bu nedenle onların özgün yasaları olmalıdır. Bu nedenle kurulan ilk mecliste yer aldım. Bu mecliste 125 kişi yer alıyordu. Fakat bu anlaşma, tıpkı Türk devletinin Dolmabahçe’deki masayı devirmesi sonrası sürecin bozulması gibi, bozuldu. Kürtler ve pêşmergeler tekrar yönünü dağa verdi ve her iki güç arasındaki savaş yeniden başladı."
Murat Karayılan’ın Mesut Barzani’ye, sürece destek vermesi temelinde götürdüğü mektubun verildiği süreçten bir kare…
Parçalı bir dönem
Pêncewînî, bu süreçte Kürt örgütlerinde ayrışmalar yaşandığını, parçalı bir siyasi dönemin hakim olmaya başladığını ifade ediyor: "Şui Partisi’nde uzun yıllar siyaset yaptım. Daha sonra Şui Partisi parçalandı. Mela Mustafa Barzani’nin ölümünden sonra KDP parçalandı. Bu parçalanma sonucunda bir bölümü Emekçiler Topluluğu’nu, Marksist-Leninist Topluluğu’nu; bir bölümü Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni, bir bölümü de Sosyalist Parti gibi sol partileri kurdu ve Kürdistan siyasetinde yerlerini aldılar. Bunların önemli bir kesimi, tıpkı PKK gerillaları gibi fedakarca mücadele eden oluşumlara gitti. Bunların öncülüğünü Emekçiler Hareketi (Komelay Rencderan) yapıyordu. Bu hareketin ilk lideri Aram da savaşta şehit düştü. Ondan sonra yerini Noşirvan Mustafa aldı. Ben ve bazı arkadaşlarım bu hareketler içerisinde siyaset yaptık."