Barınamıyoruz, çünkü…

Toplum/Yaşam Haberleri —

5 Ekim 2021 Salı - 21:00

Ev bulamayan üniversite öğrencileri

Ev bulamayan üniversite öğrencileri

  • Ebru: "İlk etapta devlete borçlanıyoruz. Bu KYK kredisi 650 lira. Bize bunu, yurt masraflarına, ev kiralarına, ulaşım ücretlerine ve yiyecek ihtiyaçlarına kullanmamız gerekçesiyle veriliyor. En basitinden KYK yurdunda kalan bir arkadaşımız 500 lira civarı KYK’ye veriyor. Elinde kalan 150 lira civarı oluyor. Bu 150 lira ile geriye kalan ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız?” diye soruyor. 

 

MASİS HESKİF/ANKARA

Türkiye'de üniversitelerde yüz yüze eğitimin başlamasıyla ülkedeki barınma ve geçim sıkıntısı tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Yüksek yurt ve kira fiyatları ve yurt sayısının azlığı nedeniyle binlerce üniversite öğrencisi okumak zorunda olduğu şehirde sokakta kaldı. Devlet tarafından mağdur edilen öğrenciler geçtiğimiz haftalarda ilk olarak İstanbul’da, daha sonra Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli gibi toplamda 24 ilde bir araya gelerek “Barınamıyoruz” diyerek seslerini duyurmaya çalışıyor.
“Barınamıyoruz Hareketi”, “Yurtsuzlar” gibi isimler etrafında bir araya gelen öğrenciler ülkedeki barınma sorununu ve ekonomik krizi protesto etmek amacıyla bahçelerde, parklarda, banklarda, sokaklarda uyuyor.

Saldırılara rağmen sürüyor
Türk Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan barınma sorunu yaşayan binlerce öğrenci için, “Öğrenci bile değiller. Sözde öğrenci bunlar” diyerek öğrencileri hedef göstermiş ve ardından öğrenciler polisin saldırısına maruz kalmıştı. Polis saldırılarında onlarca öğrenci gözaltına alınmıştı. Erdoğan'dan sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da öğrencileri hedef gösterdi. Soylu, barınma haklarını isteyen öğrenciler için, “2 bin 243 kişiden 310'u öğrenci, sol marjinal gruplarla ilişkililer” dedi. Soylu'nun ifadeleri sonrası öğrenciler bir kez daha polisin saldırısına maruz kaldı. Öğrenciler, gözaltı ve polis saldırısına rağmen eylemlerini sürdürüyor.
Barınma sorununa dair, sokakta kalan öğrenciler ve Eğitim-Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Beyzade Sayın ile konuştuk. Öğrenciler, polisin kendileri ve aileleri üzerindeki baskı ve tehditlerinden dolayı soy isimlerini vermek istemedi. 

6 saatim yola gidiyor
Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okuyan ve 'Barınamıyoruz Hareketi’nden Ebru, barınacak yer bulamayan arkadaşlarının durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Ebru, "Ailemle kalıyorum fakat okulumla evim arasında 3 saatlik bir mesafe var ve bu günde 6 saatimin çöpe gitmesi demek. Bu durum eğitim hayatımı etkilediği için okul yakınında eve çıkmak istedim fakat insani koşulları olan evler 5.000 liradan başlıyor. Benim bütçeme uygun olanlarda ise herhangi bir insanın kalabileceği şekilde değil. Benim veya ailemin 3.000-5.000 civarı kira verip öğrenci evine çıkmamı sağlaması imkânsız. Çünkü zaten halihazırda ailem de bir barınma sorunu yaşıyor” diyor.

Öğrenciler için hayati
Barınma Hareketi’nin artan yurt ücretleri, ev ve apart kiralarının yüksekliği, geçim sıkıntıları sonucu ortaya çıktığını belirten Ebru, bu hayati sorunlara bir çözüm bulmayı ve seslerini duyurmayı amaçlayan kolektif bir hareket olduğunu vurguluyor. Ebru şöyle devam ediyor: “Hareketimiz benzer sorunlar yaşayan arkadaşların bir araya gelmesiyle oluştu ve her geçen gün büyüyor. Mücadele hattımızı ve sesimizi duyurmak için kullandığımız başlıca yöntem Barınamıyoruz Nöbetleridir. İlk olarak İstanbul'da 20 kişiyle başlattığımız nöbet şu an giderek yayılmış durumda. Bunun yanı sıra sosyal medyadan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Beklediğimizden çok daha fazla destek ve dayanışma görüyoruz.”

150 lirayla nasıl geçinsin?
Türkiye’de öğrenci olmanın büyük zorluklarının olduğunu vurgulayan Ebru, ilk etapta öğrenci olmanın Kredi Yurtlar Kurumu’na borçlu olma anlamı taşıdığını söyledi. Ülkedeki insanların yüzde 90’ından fazlasının ailesi çocuklarını üniversiteye gönderecek, ihtiyaçlarımızı karşılayacak maddi duruma sahip olmadığını belirten Ebru, ciddi bir ekonomik kriz olduğunun da altını çiziyor. Öğrencilere geri ödemeli olarak KYK kredileri verildiğine işaret eden Ebru, "İlk etapta devlete borçlanıyoruz. Bu KYK kredisi 650 lira. Bize bunu, yurt masraflarına, ev kiralarına, ulaşım ücretlerine ve yiyecek ihtiyaçlarına kullanmamız gerekçesiyle veriliyor. Ve bu bize yeten bir ücret değil. En basitinden KYK yurdunda kalan bir arkadaşımız 500 lira civarı KYK’ye veriyor. Elinde kalan 150 lira civarı oluyor. Bu 150 lira ile geriye kalan ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız?” diye soruyor. 

Okulunu donduranlar var
Türkiye’deki öğrencilerin sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklerin ne olduğunu unuttuğunu belirten Ebru, bu tür etkinliklere ayıracak bütçelerinin olmadığını söylüyor. Öğrenciler için kitap almanın dahi lüks olduğunun altını çizen Ebru, “Türkiye’de öğrenciler yaşamak değil, hayatta kalmaya çalışıyor" diyerek şöyle devam ediyor: "Yaşamanın artık bizim için anlamı barınacak bir yer bulmak, o gün karnımızı doyurabilmek ve okulumuza ulaşabilmek oldu. Türkiye’de barınamadığında okuyamıyorsun da. Şu an üniversiteyi yeni kazanan çok fazla arkadaşımız gideceği şehirde yurt bulamadı, öğrenci evleri çok pahalı olduğu için okulunu dondurmak zorunda kaldı. Bu gerçekten çok can yakıcı ve sıkıntılı bir durum.”

4 talep
4 temel taleplerinin olduğunu dile getiren Ebru, “Yurtların kapasiteleri artırılsın. Öğrenci evlerine destek programı sağlansın. Kiralar denetlensin. Apart fiyatları denetlensin” diyor.

'Ders kitaplarımızı dahi alamıyoruz'

  • Elif: "Üniversitelerin işçi yetiştirme kurumuna döndüğü bir dönemde öğrenci olmak demek mücadelenin asıl öznesi olmak demektir. İçi boşaltılmış bir üniversite ve ekonomisi çökmüş bir memleketle karşı karşıyayız. Ama bizler nitelikli eğitim ve insanca yaşama talebimizden bir adım geri atmayacağız.” 

Yurtsuzlar Hareketi’nden Elif ise 650 liraya geçinmenin imkansız olduğunu söylüyor. Ev kiraları ve yurt ücretlerinin kendilerine verilen paranın 4 katı fiyatında olduğunu belirten Elif, “Yurt ücretleri, ev kiraları, kitap kırtasiye masrafları bu kadar artmışken, bizler ders kitaplarımızı alamıyoruz. Kalacak yer bulamıyoruz. Birçok arkadaşım kalacak yeri olmadığı için okulunu dondurmuş durumda. Arkadaşlarımızla sosyal etkinlik yapmak, tiyatroya, konsere gidebilmek zaten bizim için bir lüks. Yurtsuzlar olarak tüm bu sorunlara karşı üniversiteliler olarak bir araya gelerek bunu duyurmak, ‘Dur’ demek ve taleplerimizi dile getirmek için kendi ilimizdeki arkadaşlarla bir araya geldik” diye vurguluyor. 

Mücadelemiz sürecek
Üniversiteyi kazandıkları ilk günden itibaren geçinebilmek, yaşayabilmek için çalışmak zorunda bırakıldıklarını belirten Elif, "Üniversitelerin işçi yetiştirme kurumuna döndüğü bir dönemde öğrenci olmak demek mücadelenin asıl öznesi olmak demektir. Tüm can yakıcılığıyla içi boşaltılmış bir üniversite ve ekonomisi çökmüş bir memleketle karşı karşıyayız. Ama bizler nitelikli eğitim ve insanca yaşama talebimizden bir adım geri atmayacağız. Sesimizi duyurana dek mücadelemizi sürdüreceğiz” diyor. 

'Cemaat yurtları kamulaştırılsın'
Tarikat ve cemaat yurtları kamulaştırılıp öğrencilerin kullanımına açılması gerektiğini söyleyen Elif, Süleyman Soylu’nun açıklamalarına da tepki göstererek şöyle diyor: “Soylu’nun, oluşan tepkiyi bölmek için yaptığı bu açıklama asılsız bir söylemdir. Bizimle birlikte olan üniversitelilerin hepsi geçim ve barınma sorunu yaşayan üniversiteli kimliğinden başka bir şeyi olmayan arkadaşlarımızdır.”

 

3 öğrenci ortak ev tutabiliyordu

  • “Her şehre bir üniversite yapılarak öğrenci sayısı her geçen artıyor, mantar gibi vakıf üniversiteleri çoğalıyor ama barınma sorununu giderecek herhangi bir adım atılmıyor. Kredi yurtlara bağlı yatak sayısı yıllardır arttırılmıyor. Yatak sayısı hemen hemen aynı.”

Barınma sorununun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden birinin de yüksek ev kiraları olduğunu ifade eden Sayın şöyle devam ediyor: "Eskiden 2-3 öğrenci bir araya gelip ev tutardı, şimdi ev kiralarının cep yaktığı bir dönemdeyiz. Çünkü ülke ciddi bir ekonomik krizde. Ülkedeki ekonomik kriz doğal olarak vatandaşları da vuruyor. Toplum içerisinde de en çok yoksul, işsiz, emekçi sınıfın çocuklarını vuruyor. Dolayısıyla bu verilerin hepsini bir araya getirdiğinizde bugün ortaya çıkan bu manzara kaçınılmaz bir şekilde öğrencilerimizin 'barınamıyoruz' diyerek çığlık attığı, parklarda yattığı durumu ortaya çıkarıyor.”  

Devlet hak gaspı yapıyor
Barınma, beslenme ve nitelikli eğitim hakkının sosyal devlet niteliğinin gereği olduğunun altını çizen Sayın, devletin bunlardan bir tanesini öğrenciye sunamamasının büyük hak gaspı yarattığını vurguluyor. Sayın, “Dolayısıyla burada yapılması gereken aslında sosyal devlet ilkesi gereği öğrencilerimizin barınma, beslenme, ulaşım ve nitelikli eğitim hakkını devletin yerine getirmesi. Bu haklar Anayasal güvence altında olmasına rağmen bilerek/isteyerek yerine getirilmiyor, getirilmek istenmiyor. Dolayısıyla eğitim hakkı aynı zamanda bir insan hakkıdır, bu da ihlal ediliyor” diye belirtiyor.

Öğrenciler cemaat ve tarikatlara yönlendiriliyor
Eğitim Sen'in öğrencilerin yanında olduklarının altını çizen Sayın, “Öğrencilerin cemaat ve vakıf yurtlarına terk edilmeyecek şekilde yerel yönetimlerin yurt, ulaşım sorunlarında öğrencinin yanında olması ve bu kaynakları arttırması gerekir. Ama tabi bugünkü koşullarda bunun yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Daha fazla kafa yormalı ve çözüm üretilmelidir. Ücretsiz ay da cüzi bir rakama öğrencilerin barınma hakkını elinden aldığınızda dini cemaatler, tarikatlar ve vakıflar öğrencileri alma yarışına giriyorlar. Yoksul aile ya da işçi emekçi çocukları doğal olarak kalacak yer bulamayınca bu vakıf ve cemaatlerin yurtlarına yönlendiriliyor. Bu sistemin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında nasıl işlediğini gördük. O dönemki sistem bugün de başka vakıflar üzerinden işletiliyor” diyerek öğrencilerin dini cemaat ve tarikatlara yönlendirilmesine de tepki gösteriyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.