• Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından Amed'de düzenlenen ve iki gün süren "Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı"nda, hem Kuzey Kürdistan'daki tablo sergilendi hem de yerel yönetimler ile birlikte neler yapılacağının yol haritası çıkarıldı.

 

Amed'de iki gün boyunca ekonominin tartışıldığı çalıştayda konuşan Çetin Arkaş, gerekçelere sığınmak yerine çare bulmanın önemine dikkat çekerek, "Toplumsal çürüme ve ekonominin sorumlusu hepimiziz" dedi. Prof. Mustafa Durmuş, Kürt Hareketi'nin iktisadi konularda eksik kaldığını, Şerf Camcı ise yoksulluğun öze eleştirisinin verilmesi gerektiğini söyledi.  Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, "Hiçbir mazereti önümüze koyamayız” derken Êlih Belediyesi Eşbaşakanı Gülistan Sönük ise "Bu çalıştayda alınan kararların pratiğe geçmesini istiyoruz. GABB dışında daha dar birlikler oluşturulmalı” diye konuştu.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından hafta sonu ÇandAmed Kongre Merkezi'nde "Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı" düzenlendi. DBP Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Çetin Arkaş’ın açılış konuşmalarıyla başlayan çalıştayda şu başlıklar tartışıldı:

* Demokratik Komünal Ekonomi,

* Kadın Özgürlükçü Ekonomi Perspektifi

* Kent Yoksulluğu ve Dayanışma Ağları

* Dayanışma Ekonomileri Deneyimleri ve Uygulanabilir Model Tartışmaları

* Tarımsal Krize Karşı Demokratik Üretim Ekonomisi

* Yerel Yönetimler ve Demokratik Ekonomi Deneyimi: Sınırlar ve İmkanlar

* Esnaf, Hizmet, Turizm ve Kent Ekonomisi Politikaları,

* Toplumsal Finans, Adil Ticaret ve Eko-Endüstri

* Demokratik Komünal Ekonomi Uygulamaları İçin Yol Haritası.

Arkaş, verilerle konuştu

Açılış konuşmacılarından Çetin Arkaş, TÜİK’in 2000-2023 verilerine dayanarak, Türkiye ortalaması ile Kuzey Kürdistan karşılaştırdı. Şans oyunlarının Kürdistan’da yüzde 7 ile 11 arasında, Türkiye ortalamasının ise yüzde 3; Türkiye kentlerinde intihar vakaları yaşının 25 aralarında, Kürdistan’da ise 15 yaş ve altı, üstelik Amed'in çocuk intiharlarında birinci, Wan'ın da ikinci olduğuna dikkat çeken Arkaş, "Gençlerin yüzde 44’ü işsiz. Çalışanların yüzde 57’si sigortasız. Gençlerin yarısı geleceksizlikle yaşıyor. Bu alarm zilidir. Uyuşturucu yaşı 9’lara kadar inmiş. Fuhuşa sürüklenenler, uyuşturucu satanlarda artış var" dedi.

Gerekçelere sığınmak yerine

Bunları yapanların önemli bir kısmının bu coğrafyanın insanı; birçoğunun savaştan etkilenmiş ailelerden oluştuğunu vurgulayan Arkaş, şunları söyledi: "Kolayı seçip devlet politikası diyebiliriz. Mevcut duruma gerekçelere sığınmak yerine çare bulmak önemli. Çok ciddi yardımlaşma ağları oluşturmalı. Belediye, sivil toplum örgütleri bunun üzerinde durabilir. Çalıştay sadece fikir olarak kalmamalı. Pratikleşme iradesi, ortak bir örgütlülük, şehrin tüm dinamikleri ile acil eylem planı ortaya çıkarılmalı. Toplumsal çürüme ve ekonominin sorumlusu hepimiziz. Bu bilinçle hareket edersek hepimiz çare buluruz.”

Yoksulluk için öz eleştiri

“Sosyal Destek Ağları: Gıda Temini” başlığıyla sunum yapan KHK'yle kapatılan Sarmaşık Derneği Başkanı Mehmet Şerif Camcı, devletin Kürt halkına yoksulluğu dayattığını kaydederek, şunları dile getirdi: “Petrolün neredeyse tamamı Kürdistan’dan üretiliyor, elektrik de aynı şekilde. Sulanabilir tarım alanının büyük kısmı burada. Muazzam bir zenginliğe sahip. Tüm bunlar varken gündelik yaşama etkisi yok. Kürt Hareketi ile baş edemeyen devlet yoksullaştırmaya başvurdu. Kürdistan'da insanı esas alan bir çalışma yok. Kürdistan’ın doğası ekonomi adı altında talan ediliyor. Kürdistan’da asgari ücret altı çalışan yoğun bir kitle var. Kürdistan’da iki insandan biri işsiz. Kürdistan’daki yoksulluk için öz eleştirimizi vermemiz lazım. Planlı bir çalışma içerisinde olunması gerekiyor. Kırsal erişim, ucuz ve güvenilir kreşler, erişebilir kent, ana dilde kamu hizmeti. Amed’de 200 bin engelli var. Buna denk düzenlenmiş bir kent yok. Mesleki rehabilitasyon ve istihdam büroları açılmalı.” 

İktisadi konularda eksik

Prof. Dr. Mustafa Durmuş ise “Borçluluk ve Dayanışma Fonları” başlıkla sunumunda, Kürt Hareketi’ni kendini yenileyip  birçok şeyi başardığını ama iktisadi konularda eksik kaldığını savundu. Prof. Durmuş, "İşsizlik ve yoksulluğun derin bir şekilde yaşandığı Kürt illerinde iktisattan uzak durulması büyük bir eksiklik. Zengin bir coğrafyanın halkı fakirse bunun adı sömürgeciliktir. Gelir yetersizliği, ağır faizlere başvurmaya sürüklüyor. Kredi alan mücadeleden de uzak duruyor. Bireysel kaygılar sizi bu borçlar etrafından dönmeye mahkum ediyor. Türkiye’de yoksulluk artıyor, gelir dağılımı çok bozuk” diye konuştu.

Önümüze mazeret koyamayız

“Yerel Yönetimler ve Demokratik Ekonomi Deneyimi: Sınırlar ve İmkanlar” başlığıyla gerçekleştirilen oturumda konuşan Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, yerel yönetimin sadece belediye değil, kentlerdeki meslek, emek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, kadın örgütlerini kapsadığını belirterek, "Belediyeler de yerelin bileşenlerinden sadece biri” dedi. “Kürdistan’da sömürgeci bir anlayışla politika yürütülüyor. Ganimet anlayışı var" diye Zeydan, şöyle devam etti: "Gerekçe yaratmaktan çok, halklara dayatılan ekonomik, ekolojik, kültürel kırımı nasıl önleyebiliriz bunu konuşmamız ve mücadele etmemiz gerekiyor. 12 yaşındaki bir çocuğun emeğinin sömürüldüğünü görebiliyoruz. Burada hiçbir mazereti önümüze koyamayız. Onun orda olmasında bizim de suçumuz var deyip mücadele edilmesi gerekiyor.”

Kararların uygulanması için

Êlih Belediyesi Eşbaşakanı Gülistan Sönük ise somut bir şekilde ilerlemek ve tartışmak istediklerini belirterek, şöyle konuştu: "Bu çalıştayın bir komisyonun oluşması ve alınan kararların pratiğe geçmesini istiyoruz. Kurduğumuz kooperatifler kayyumlar tarafından işlevsiz hale getirildi. Daha birçok çalışmamız kayyumun hedefi oldu. Sürdürebilirlik konusunda eksik kaldık. Pazar oluşturma noktasında eksik kaldık. Kentin yoksulluk haritasının, engelli sayısını çıkarılması lazım. Sürdürebilirliğin yol ve yöntemini belirleyen bir koordinasyon kurulmalı. GABB dışında daha dar birlikler oluşturulmalı. Çalıştayın asıl amacı ekonomiyi örgütlemek. Bunun yol yöntemini belirlemek istiyoruz.”

Belediyelere eleştiriler

MA'nın haberine göre; katılımcılar ise yaptıkları konuşmalarda özetle şu eleştirileri yöneltti:

* Ortak koordinasyon sorunu var.  

* Personel politikasında liyakat sorunu da var.

* Belediyeler eliyle bir Kürt sermayesi oluşturuldu.  Bu sermaye bizim dışımızda kaldı.

* Karar almada engellilerin de katılımı sağlanmalı.

* Alternatif bir ekonomi oluşturmak istiyorsak öncelikle belediyeleri komünal bir örgütleme modeline dönüştürmeliyiz. Örgütleme çalışmalarında belediyenin aktif bir rol içinde olması gerekiyor. Yoksa kısır döngüye dönüşür.

* Belediyeler köy komünlerinin üretimini halka ulaştırabilir. Köydeki üretimi yaygın bir hale getirebilir.

* Ekonomide belediyeler öncü rolü üstlenebilir. 

Haber hazırlanırken çalıştay, “Esnaf, Hizmet, Turizm ve Kent Ekonomisi Politikaları” başlıklı panelde ise Hülya Alökmen ve Samet Ucaman “Kent Ekonomisi, Küçük Esnafın ve Hizmet Sektörünün Çıkış Arayışları” başlıklarıyla sunum yapıyordu. Son oturumun ardından “Demokratik Komünal Ekonomi Uygulamaları İçin Yol Haritası” belirlenmesi bekleniyordu. AMED