Başûr, projelerle bypass ediliyor

- QSD'nin Şam'a entegrasyonuyla koşullar değişince Ankara ve Bağdat da beklenenden daha hızlı hareket ediyor. Federe Kürdistan'ı bypass eden projeler hayata geçiriliyor.
Türk Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 4 Nisan'daki açıklamasında, Ankara’nın Nisêbîn'den Qamişlo’ya uzanan demiryolu hattını yeniden canlandıracağını, böylece hem Suriye hem de Irak’a bağlanacağını söyledi. Uraloğlu, Suriye içindeki mevcut demiryollarının, özellikle Halep-Şam hattının lojistik entegrasyona katkı sağlayacağını belirtti. Bundan birkaç hafta önce, 16 Şubat’ta Irak Sınır Yetkilisi Başkanı, Başbakan’ın Suriye ile Rabia Sınır Kapısı'nın hızlı bir şekilde açılması talimatı verdiğini açıklamış ve bunu Kalkınma Yolu projesiyle doğrudan ilişkilendirmişti.
Bu gelişmeler, Nisêbîn'den Qamişlo'ya, oradan Cizîrê ovası boyunca doğuya, Rabia/El-Yarubiye Sınır Kapısı'na ve Irak’ın mevcut Musul-Bağdat demiryolu ağına uzanan bir Türkiye-Suriye-Irak demiryolu rotasının giderek daha uygulanabilir bir seçenek hâline geldiğini gösteriyor. Kısa süre öncesine kadar stratejik bir olasılık olan bu rota, artık somut bir politika yönelimi gibi görünmeye başladı.
Ankara'nın elinde araç
QSD'nin Şam ile entegrasyonuyla koşullar değişince Ankara ve Bağdat da beklenenden daha hızlı hareket ediyor. TNC, konuyla ilgili analizinde Türkiye açısından bunun, 10 yıldan fazla sürenin ardından ilk kez Irak’a Suriye üzerinden demiryolu bağlantısının, Şam’la normal devletler arası bir dosya olarak müzakere edilebileceği anlamına geldiğini belirterek, Uraloğlu’nuun açıklamasına dikkat çekip şöyle devam etti: "Suriye’yi sıradan bir ikili ortak gibi kabul ederek bir ulaştırma projesini duyuran bir bakan. Siyasi mesaj, teknik mesaj kadar önemlidir. Ankara, artık Irak’a giden önemli bir koridoru Federe Kürdistan yerine Suriye toprakları üzerinden geçirme seçeneğine sahip. Yeni Suriye yönetimi ile yakın çalışma ilişkisi göz önüne alındığında, bu seçenek aynı zamanda bir kaldıraçtır. Türkiye KDP’yi cezalandırmak veya sınırlamak istediğinde, Suriye rotası elinde güçlü bir araç olacaktır.
Bağdat'ın güç tahkimi
Bağdat’ın hesabı da benzer yönde ilerliyor ve son bir olay bunu daha da keskinleştirdi. Sudani hükümeti Kalkınma Yolu projesinde Federe Kürdistan'ın rolünü en aza indiren rotaları tercih ediyor. Rabia sınır kapısını hızlandırma ve bunu açıkça Kalkınma Yolu’na bağlama kararı da bu çizgiye uyuyor.
28 Şubat sonrası petrol ihracatı krizi bu tercihi çok daha ileri taşıdı. İran, Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattığında ve Irak’ın güney terminalleri durduğunda, Federal Petrol Bakanlığı Federe Kürdistan'dan Kerkük petrolünün kontrollerindeki Kerkük-Ceyhan boru hattından geçirilmesine izin vermesini istedi. Hewlêr ise Bağdat’ın Ocak'ta aldığı ASYCUDA gümrük tedbirlerini kaldırması, dolar transferleri, Kürt enerji sahalarına milis saldırılarına karşı güvenlik garantileri ve elektrik ödemeleri gibi uzun bir liste dolusu talebi karşılaması şartıyla buna razı oldu. Federal Petrol Bakanlığı, bu tutumu “ciddi derecede sorumsuz” bir bölgesel kriz istismarı olarak suçladı, Hewlêr'i anayasayı ihlal etmekle suçladı ve yasal işlem tehdidinde bulundu. Irak Petrol Bakanlığı, Kürt sistemini tamamen bypass eden eski Kerkük-Ceyhan boru hattı segmentini canlandırmaya başladı. Suriye’ye dönük bir koridor da aynı mantığa uyan birkaç kara seçeneğinden biri.
Sıkıştırmanın dış yüzü
Bu, Federe Kürdistan'ın aynı anda birçok yönden baskı altında olduğu bir döneme denk geliyor. Bağdat’ın gelir paylaşımı konusundaki tutumu sertleşti, son petrol ihracatı krizi kolay kolay silinmeyecek bir güvensizlik bıraktı, Bölge’deki mali açık büyüyor ve tartışmalı bölgelerdeki Humeyle (en büyük petrol sahası) ile Hor Mor (en büyük gaz sahası) gibi alanlar, federal ve bölgesel kontrol hatlarına sadece birkaç kilometre mesafede bulunuyor. Bu da Bağdat’a daha elverişli bir bölgesel ortamda daha sert kullanabileceği tanıdık bir kaldıraç sağlıyor. Koridor meselesi ise bu sıkıştırmanın dış yüzüdür.
Yıllardır Federe Kürdistan'ın Bağdat ve Ankara’daki kaldıraç gücü, herhangi ciddi bir Türkiye-Irak ticaret koridorunun Kürt kontrollü topraklardan geçmek veya yakınından gitmek zorunda olmasına dayanıyordu. İbrahim Halil geçişi, en önemli gelir kaynaklarından biri ve stratejik vazgeçilmezliğinin kalan az sayıdaki unsurlarından biridir. Nisêbîn-Qamişlo-Rabia-Musul koridoru ise bu vazgeçilmezliği fiilen “opsiyonel” hâle getirecek bir projedir."
TNC'nin analizine göre; artık soru, Federe Kürdistan'ı bypass etmenin koridor stratejisi açısından mantıklı olup olmadığı değildir. Mühendislik, maliyet ve artık siyasi gerekçelerle bu mantıklıdır. Asıl soru, Erbil’in bu varsayılan hâle gelmeden önce kendisini oyunda tutacak kadar güçlü bir karşı teklif sunup sunamayacağıdır.
* * *
Rabia Sınır Kapısı açılıyor
Irak hükümeti, Rabia Sınır Kapısı’nı hizmete açmaya hazırlanıyor.
Irak Sınır Kapıları Genel Müdürü Samer Kasım Davud, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Rojava sınırındaki Rabia Sınır Kapısı’nın bu ay içerisinde açılacağını duyurdu. Davud, bu hamlenin Türkiye ile yapılan ihracat ve ithalat işlemleri için stratejik bir “alternatif seçenek” olacağını vurguladı.
Irak’ın Türkiye’ye ulaşmak için Suriye topraklarını kullanma stratejisinin Federe Kürdistan'daki kapıların çalışma biçimine bağlı olduğunu belirten Davud, “Eğer Kürdistan Bölgesi’ndeki sınır kapıları dijitalleşir ve merkezi Irak gümrük sistemi olan ASYCUDA’ya (Gümrük Verileri İçin Otomatik Sistem) bağlanırsa, Türkiye ile ticaret yapmak için Suriye rotasına ihtiyacımız kalmaz. Ancak bu entegrasyon sağlanmazsa Suriye yolu ana güzergahımız olacaktır” dedi.
Resmi açılış 1 Mayıs’ta
Irak Sınır Kapıları Heyeti Başkanı Omer Vaili daha önce yaptığı açıklamada, DAİŞ ile savaş döneminden bu yana kapalı olan Rabia Sınır Kapısı’nın 1 Mayıs 2026'da resmen açılacağını belirtmişti.
Kapının, Rojava ve Suriye tarafı (Til Koçer/Yarubiye), 20 Ocak 2026'dan bu yana Suriye Ordusu’nun kontrolünde bulunuyor. Stratejik geçiş noktası daha önce Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) denetimindeydi.
Rabia nahiyesi Müdürü Fevvaz Maşhan da mevcut güzergah olan İbrahim Halil Sınır Kapısı üzerinden Musul’a ulaşımın yaklaşık 300 kilometre olduğunu, ancak Nisêbîn-Rabia-Musul hattının sadece 180 kilometreye tekabül ettiğini hatırlattı.















