Başûr’un statüsü

Meral ÇİÇEK yazdı —

15 Haziran 2021 Salı - 23:00

  • Yalanlarla PKK’nin ‘Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü yıkmaya çalışıyor’ algısını oluşturmaya çalışanlar, Başûr’un statüsünün gerçekte karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikelerin baş sorumlusudur.

Resmi adı ‘Kürdistan Bölgesi’ olan Başûrê Kurdistan özerkliğini fiilen 1991’den itibaren geliştirmeye başladı. Bu özerkliğe yol açan başlıca gelişmeler; Mart ayında önce Güney Irak ardından Başûr’da halk ayaklanmaların boy vermesi, ABD, İngiltere ve Fransa’nın Körfez Savaşı’nın bitimiyle birlikte Başûr üzerinde uçuşa yasak bölge ilan etmesi ve Baas rejiminin güçlerini bölgeden geri çekmesi. Bu koşullar altında 1992 yılında Başûr’da ilk kez seçimler yapılıp parlamento ve hükümet kuruldu. 2005’te yeni Irak Anayasası’na geçirilip resmileşen Kürdistan Bölge Hükümeti’nin statüsünün doğuşu böyle.

Fakat KDP ile YNK’nin neredeyse eşit oy aldığı bu ilk seçimlerden kısa bir süre sonra iç sorunlar baş göstermeye başladı. İç sorunlar 1994 yılına gelindiğinde iç savaşa dönüştü. 3 yıl sürecek olan bu ‘şerê birakujî’ kapsamında YNK İran ile ittifak geliştirirken, KDP ise halkın 5 yıl önce serihildan ile çıkardığı Saddam rejiminin tanklarını geri getirtti. Baas’ın yardımı ile YNK’nin denetimindeki Hewlêr’e girip kontrolü ele geçirdi.

1997’de iki güç arasında ilan edilen ateşkes Eylül 1998’de Washington anlaşması ile kalıcılaştı. ABD yönetimi bizzat aracı olup gelir paylaşımı, iktidar paylaşımı ve güvenlik anlaşmaları konusunda garantörlük yaptı. Bunun ise doğrudan, bir ay sonra düğmesine basılacak olan 9 Ekim Uluslararası Komplo ile bağlantısı vardı.

Aradan geçen 20 küsur yıllık süreçte, tarihsel olarak Başûr topraklarının yarısını dışında tutacak şekilde Kürdistan Bölgesi’nin özerkliği Irak hükümetince tanınmış olsa da, iç iktidar sorunları ve birakujî gerçeği aşılabilmiş değil.

Öyle ki 2006’da birleştirilen KDP ve YNK’nin idarelerini yeniden ayrıştırma konusu son dönemde tekrar sıkça gündeme geldi. Oysa Başûr’un statüsünün öncelikle dayandığı zemin, ortak idaredir. Bu tartışmaların dayandığı zemin ise KDP’nin lehine sağlanmayan gelir ve siyasal alan paylaşımıdır. Dolayısıyla burada esas sıkıntı iktidarcı, dar çıkarcı, tekçi ve merkeziyetçi politikalardan kaynağını alıyor. Başûr’un statüsünü en çok tehlikeye sokan bu yaklaşımlardır.

Kürdistan Bölgesinin kendi içinde hal böyleyken, Bağdat ile kurulan ilişkide de dar çıkarcılık Başûr’un elini zayıflatan temel bir unsurdur. Bugün Kürdistan Bölge Parlamentosu’nda temsil edilen siyasi partiler ne tartışmalı bölgeler (özellikle de Kerkük ve Şengal) konusunda ne de Irak’ın geneli bakımından ortak bir politikaya, ortak bir hedefe ve ortak bir programa sahip değil. Başûr’un statüsünü en çok tehlikeye sokan bu parçalılıktır.

Hal bu iken PKK’yi ‘Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü yıkmaya çalışmak’ ile suçlamak, ancak acizliğin göstergesi olabilir. PKK’nin en üst düzeyli yetkilileri, Başûr’un statüsüne karşı olmadıklarını, Başûr’un statüsünü de hükümetini de pêşmergeyi de kabul ettiklerini defalarca açıkladı. Buna rağmen en adi bir demagoji ile gerçekler örtülmeye çalışılıyor. Goebbels demiş ya “Eğer bir yalan, uzun bir süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o yalan bir gerçekmiş gibi algılanır”. Aynen bu mantık doğrultusunda PKK gerillalarının KDP pêşmergelerine saldırdığı yalanı ha bire tekrarlanıyor. Ve aynı şekilde Kürdistan Bölgesinin statüsünü tanımadığı, hatta yıkmaya çalıştığı, dolayısıyla Başûr açısından tehdit oluşturduğu yalanı ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor!

Bu yalanlarla algı oluşturmaya çalışanlar, Başûr’un statüsünün gerçekte karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikelerin baş sorumlusu. Eğer kendi iktidarlarından ziyade Başûr’un statüsünü bu kadar dert ediyor olsalardı, öncelikle demokratik ulusal birlik siyasetine karşı duruşlarını değiştirirlerdi. Zira Kürtlerin statüsü üzerinde en büyük tehdit parçalılıktır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.