- Elazığ 1 Nolu Cezaevi’nde tutsaklar demirkol ve kesici aletlerle saldırıya uğradı. Saldırıyı gerçekleştiren tutuklulardan birinin “Ben derin devletim” diyerek naralar atması askerlerin bir saat süren saldırıya müdahale etmemesi failleri işaret etti.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)Amed Şubesi ve Amed Barosu Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde 7 Ağustos yaşanan fiziki saldırı ve ölümcül nitelikli yaralamaya ilişkin rapor hazırladı. ÖHD ve Baro Avukatlarının 9 Ağustos’ta cezaevini ziyaret ettiği saldırıya uğrayan H.A, M.Y., Ş.Y , M.Ö ve soyismi öğrenilemeyen 5 tutuklu/hükümlü ile görüşmelerinden yola çıkarak raporda şu bilgiler yer aldı:
“Fail olduğu belirtilen tutuklu/hükümlü infaz koruma memurunu etkisiz hale getirip odaya kilitledi. Personelin üzerindeki kapıları açmaya yarayan demirkolu alarak odalara yöneldi. Odaları sırası ile açarak tutuklu ve hükümlülere Demirkol ve kesici aletlerle saldırdı.”
Saldırgan 2 tutuklu ve hükümlünün H.A’yı rehin alarak “yavaş yavaş yapacağız' 'en az yedi saat boyunca burada kalacağız ve Haber Türk'ü aç bu olay haberlere çıkana kadar buradayız” sözleri de raporda yer aldı.
Anlatımlara göre tutsaklardan M.Y de Demirkol ile kafası hedef alınarak dar edildi. Sağ eli, sol kolu ve sol karın üst bölgesi ve belinin sağ kısmından derin yaralar aldı. M.Ö de baş bölgesinden yaralandı. Saldırı gece saat 3.00 sularında başlayıp bir saat sürmesine rağmen askerlerin saldırıyı önlemeye dönük hiçbir müdahalesi olmadı.
Saldırının kaynağı belli
Raporda şu ayrıntılara da yer verildi:
“Görüşme sırasında, tutuklu/hükümlülerce fail olduğu belirtilen tutuklu/hükümlülerin ‘Ben Öldür Demeden Öldürme’, ‘Kan Kaybediyor, ölür şimdi’, ‘O devlet görünen devlet. Ben Derin devleti temsil ediyorum’, ‘İnsanlar devlete ihanet ederler sadece hapis cezası mı olur bunun cezası?’, ‘Sen Ömer Halisdemir'e kaç kurşun sıktın?’, ‘Biz devlete isyan etmiyoruz. Biz Ömer Halisdemir'in intikamını almak için buradayız.’, ‘Kahrolsun PKK Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti devleti’ şeklinde sözlerin sarf edildiği ifade edilmiştir.
Avukatlar mağdur tutuklu/hükümlü H.A, Ş.Y , M..Ö ile tutsakların hastanede tedavisi sürdüğü gerekçesiyle görüşemediklerini de ekledi. ÖHD ve Amed Barosu etkin soruşturma çağrısında bulundu. AMED
*****
30 yıllık tutsağa pişmanlık dayatması
Şirnex’in Hezex (İdil) ilçesine bağlı Xirabaşeref köyünde 1993 yılında askerlerce yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Osman Kapan’a, Devlet Güvenlikli Mahkemesi’nde (DGM) "Devletin birliğini ve bütünlüğünü bütünlüğü bozmak" iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Tutuklu Kapan, cezasının 4’te 3’ü olan 30 yılını 13 Nisan‘da tamamladı. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi İdari ve Gözlem Kurulu’nun “pişmanlık” dayatmasını reddeden Kapan’ın infazı, “iyi halli değil” gerekçesiyle 3 ay ertelendi. İnfaz ertelemesi 13 Temmuz’da sona eren Kapan’ın tahliyesi bir kez daha engellendi. İdare ve Gözlem Kurulu, aynı gerekçesiyle Kapan’ın tahliyesi 4 ay daha erteledi.
*****
Beyin tümörüyle kalabilir raporu
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutsak Özge Özbek, durumu günden güne ağırlaşmasına ve hastanenin ‘Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen ATK’nin tersi yönde “Cezaevinde kalabilir” raporu vermesi yüzünden bırakılmıyor. Epilepsi ve beyin tümörü tanısı konan ve beynindeki tümör sayısını tespit edilmeyecek kadar çok olduğu doktor tarafından rapora geçilen Özbek, yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle sık aralıklarla şiddetli baş ağrıları ve epilepsi atakları yaşamakta. Hastaneye götürülmek için ring araçlarına bindirilen Özbek’nin ataklarının ise ring araçları tetiklenirken, bu duruma ilişkin cezaevi idaresine rapor yazan Özbek için ‘üç ayrı doktordan rapor alınması gerekiyor’ beyanı ile reddedildi.
Cezaevi hem suçlu hem güçlü
Yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı, cezaevinde 10 Temmuz’da baygınlık geçiren, Özbek, kafasını yere çarptı. Hastaneye kaldırılan Özbek, hastane doktoru beyin tümörünün ilerlediğini ve acil ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak Özbek, doktorların uyarısına rağmen askerler tarafından yeniden cezaevine götürüldü. Cezaevine götürülen Özbek’nin sağlık durumunu görmeyen cezaevi idaresi, Özbek hakkında, “mala zarar vermek” iddiasıyla soruşturma açtı.
Sağlığına kavuşmak isteyen Özbek, şunları belirtti: “Yaşamayı direnmek olarak tanımlıyor, yaşamımın her anını ilmek ilmek mücadele ile ören halkımın bir ferdi olarak bende direniş ruhumu her an diri tutmaya çalışıyorum. Bu bilinç ve bu ruh moral ve motivasyonumu güçlü kılıyor. Ölüm riskinin yüksek olduğu bu rahatsızlığın tedavi sürecinin nasıl somutlanacağını ön göremiyorum. Ancak ben tüm bu süreci ellerimde kelepçelerin olmadığı, sevdiklerimin tamamının olduğu özgür bir ortamda geçirmek istiyorum.”