Ben hep öldüm

❏

  • “Oğlum Suruç’ta katledildiği zaman ben öldüm. 2015’te oğlumdan bana kalan evim yakıldığında ben öldüm. Oğlumun katillerine gereken ceza verilmediği zaman ben öldüm. 7 defadır mezarına saldırı yapıldı. Ben 7 defa daha öldüm.”

Suruç’ta katledilen 33 gençten biri olan Süleyman Aksu’nun Gever’deki mezarı 7 defadır saldırıya uğruyor. Annesi Kudret Aksu, ”7 defadır ben de ölüyorum” dedi.

Hakkâri’nin Gever ilçesine bağlı Orman Mahallesi’nde bulunan mezarlık, 13 Mart 2016’da ilan edilen ve 79 gün süren sokağa çıkma yasağından bu yana 7. kez saldırıya uğradı. Urfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te DAİŞ’in tetikçi olarak kullanıldığı katliamda, şehit düşen 33 gençten biri olan Süleyman Aksu’nun mezarı ile farklı tarihlerdeki çatışmalarda şehit düşenlerin mezarının bulunduğu mezarlık, 2 Mayıs gece saatlerinde “kimliği belirsiz” kişi veya kişilerin saldırısına uğradı. Saldırı sonucu mezarlığın etrafına örülen duvar yıkılarak, mezarlar üzerindeki çiçek ve yaşamını yitirenlerin isimlerinin yazıldığı mezar taşları paramparça edildi.

Süleyman Aksu’nun annesi Kudret Aksu’da oğluna yapılan saldırıya ilişkin hem tepkisini hem de duygularını dile getirdi. Aksu, “Ben birçok defa öldüm. Oğlum Suruç’ta katledildiği zaman ben öldüm. 2015’te oğlumdan bana kalan evim yakıldığında ben öldüm. Oğlumun katillerine gereken ceza verilmediği zaman ben öldüm ve 7 defadır oğlumun mezarına saldırı yapıldı. Ben 7 defa daha öldüm” dedi.

Oğlunun mezarına ve kendilerine çok fazla zulüm yapıldığına vurgu yapan Aksu, Jinnews’ten Şehriban Aslan ve Zeynep Durgut’a şunları söyledi: “Günde iki defa oğlumun mezarını ziyarete gidiyorum. Polisler mezar taşını kırmaya gelirken beni de orada öldürsünler diye. Kaç kere yıkarlarsa yıksınlar bıkmadan usanmadan tekrar tekrar yapacağım.”

Mezara saldırı yeni değil

Aksu’nun ‘neden, mezardan ne istiyorlar’ soruların neden olan cenaze, mezar ve mezarlıklara saldırı, bir Türk devlet politikası. Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın gömüldükleri yerlerinin saklanmasıyla başlayan Cumhuriyet dönemi mezara saldırı politikası 2015’te ‘diyalog süreci’nin hükümet tarafından bitirilmesiyle birlikte hızlandı. Bütün şehit mezarlıkları, bombalandı, içindeki ibadethanelerle birlikte tahrip edildi. 19 Aralık 2017’de ise Bitlis’in Oleka Jor köyü kırsalında bulunan Garzan Mezarlığı iş makineleriyle yıkıldıktan sonra, farklı tarihlerde buraya defnedilen 282 kişinin kemikleri mezarlarından çıkarılarak, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildi. Bugüne kadar bu cenazelerden sadece 21’i ailelere teslim edildi. Ailelere, defin sırasında ise birçok zorluk çıkarıldı.

En son Hakkari ile birlikte Muş, Van, Silvan ve Bingöl’de mezarlara yönelik askerlerin saldırısı oldu. Mezar taşlarında yazılı Kürtçe isimler ve yazılar silindi. Kimi kentlerde ise ailelere mezar taşlarını kırma yönüne baskılar yapıldı.

 

Diğer aileler de konuştu

DAİŞ’in Efrîn’de üç yıl önce düzenlediği bir saldırıda kızını kaybeden Hülya Baran, ”Orada çeteler saldırıyor, burada iktidar” dedi. MA’dan Arjin Dilek Öncel ve Aydın Atay’a konuşan Baran, ”O taşlara yazdığımız isimleri silseniz de yüreğimizden silemezsiniz. Ne kadar yıksanız, silseniz de biz tekrar o mezar taşlarını yapacağız” diyerek tepki gösterdi. Çocuğunun mezarının dört defa tahrip edildiğini hatırlatan Baran, şunları ifade etti: ”Bizi dilsiz, inançsız, iradesiz bırakmak istiyorlar. Allah şahittir ki, biz kendi dilimiz, inancımızdan, mezarlarımızdan, çocuklarımızdan vazgeçmeyiz. Kimse vazgeçmesin.”

Bilinçli bir politika

 Biri 2015’te, diğeri 2019’da yaşanan çatışmalarda iki çocuğunu kaybeden Aziz Ölçen de bunun bilinçli bir politika olduğunu söyledi. Oğlunun cenazesini 108 gün sonra alabilen Ölçen, ”Bilerek bunu yapıyorlar. Amaçları Kürt’ü, Kürtçeyi yok etmek. Tarihte böyle yaptılar. Kürtlerin mezar taşlarındaki isimler silinir, numara yazılırdı. Biz bu zihniyeti şimdi değil, Osmanlı döneminden beri tanıyoruz” dedi.

 

Öldürseler de ben yapmam

 Ailelere, çocuklarına ait mezarları kırma yönünde baskılar yapıldığına dikkat çeken Ölçen, şöyle konuştu: ”Beni öldürseler dahi çocuğumun mezarını tahrip etmem. Tahrip ettiklerini görseydim de beni öldürselerdi de onlara izin vermezdim. İman ve vicdan sahibi herkes cenazelerine ve mezarlarına sahip çıkmaya devam etmelidir. Biz sahip çıkarsak bundan vazgeçerler.”

Onlar tahrip etmesin diye

Çocuklarının mezar taşının kaldırılması için baskıya maruz bırakılan ailelerden birisi de Çamak Ailesi. Bingöl’ün Karlıova Karakolu’ndan 18 Nisan’da aranan aileye, sokağa çıkma yasağı döneminde Nusaybin’de şehit düşen HPG’li Zamani Çamak’ın (Xebatkar Karker) kente bağlı Ilıpınar köyündeki mezar taşının kaldırılması istendi. Ablası Naibe Çamak, karşı karşıya kaldıkları durumu, MA’dan Naci Kaya ve Erdoğan Alayumat’a anlattı.

Mersin’de bulunan babasının, 18 Nisan’da Karlıova Karakolu tarafından telefonla arandığını aktaran Çamak, görüşmede konuşulanları ise şöyle paylaştı: ”Karlıova Karakolu babama ‘Sen neredesin? Gelip seni göreceğiz’ diyor. Babam da ‘Şu an Mersin’deyim. Ancak bir ay sonra köye gelebiliyorum’ diyor. Karakol, ‘Tamam o zaman geldiğin gün bize haber ver’ diyor.”

Karşımızdakilerde insan erdemi yok

Abla Çamak, babasının köye gitmesi beklenmeden 20 Nisan’da askerlerin köye gittiğini ve muhtarın kardeşinin mezarına götürdüğünü, sonrasında ise “Gülden güzel gülüşünle namerde inat bakışınla Zamani’ydin Xebatkar oldu. Bu topraklar gülsün diye direndin. Rahat uyu ey Heval sen kendini bilenlere selam oldun” yazılı mezar taşının kaldırılmasını istendiğini kaydetti. Çamak, ayrıca askerlerin muhtardan mezar taşının fotoğrafını kaldırıldıktan sonra mezarın fotoğrafının çekilerek kendilerine atmalarını istedikleri dile getirdi.

Muhtarın durumu anlattıktan sonra babasının da mezarlığın tahrip edilmemesi için mezar taşını kaldırttığını ifade eden Çamak, “İnsan gibi konuşsak karşımızda empati kurabilecek vicdanlı insanlar yok. Zaten karşımızda insan olma erdemliğini gösterenler bu vahşiliği yapmazlar ama biz yılmayacağız. Mezarlıklarımıza ve cenazelerimize yapılan bu saldırıların ahlaki, insani ve hukuki hiçbir izahı yoktur” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.