Çocukları için 'umut hakkı'

Umut Hakkı, eylem

Umut Hakkı, eylem

  • Sadece Rêber Apo üzerinden tartışılan 'umut hakkı', binlerce tutsağı ve ailelerini de ilgilendiriyor. Çocukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan anneler, 'umut hakkı' için adım atılmasını bekliyor.

Tutsak Ali Nergiz ve Cebrail Ancar’ın anneleri, AİHM kararı gereği bile adım atılması gereken 'umut hakkı' konusundaki tutumun, sürece olan güven ve inancı da etkilediğini söyledi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde 'umut hakkı' için düzenleme yapılması bekleniyor. 'Umut hakkı', ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen ve koşullu salıverme imkanından yararlanamayan tutsakların durumuyla ilgili bir düzenleme. Düzenlemenin dayanağını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararı oluşturuyor. AİHM, ömür boyu hapis cezalarının belirli bir süre sonra gözden geçirilmemesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. Maddesi'ne aykırı buluyor. Söz konusu maddede hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye tabi tutulamayacağının altı çiziliyor.  AİHM'in 2014'te Rêber Apo için verdiği ihlal kararıyla bu konu Türkiye'de de gündeme geldi. 'Umut hakkı', her ne kadar Rêber Apo üzerinden tartışılsa da resmi rakamlara göre 4 bin civarında tutsağı ilgilendiren bir konu. 

4 bin kişinin ailesi bekliyor

Çocukları hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen aileler de 'umut hakkı'na dair düzenleme yapılması beklentisi içerisinde. 72 yaşındaki Refika Nergiz, bu annelerden sadece biri. Refika Nergiz’in oğlu Ali Nergiz, 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve 18 yıldır cezaevinde. İki çocuk babası Ali Nergiz, Amed'de 2008’de bir polis aracına dönük gerçekleşen ve 5 polisin öldüğü eylem nedeniyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Dosyada tutuklu olan diğer isimler, Nergiz’in olayla bir ilgisinin olmadığını ve eylemi kendilerinin yaptığını söyledi. Buna rağmen “tanık” beyanları üzerinden Nergiz'e önce 35 kez, daha sonra indirime gidilerek 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Dört yıl hücrede tutuldu

Aynı dosya kapsamında “gizli tanık” beyanları nedeniyle kendisinin de 1,5 yıl cezaevinde kaldığını aktaran Refika Nergiz, MA'ya konuştu. Refika Nergiz, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle üç yıldır oğlunun görüşüne gidemiyor. Mesafenin uzak oluşu, bu yolculuğu yapmasını zorluyor. Nergiz’in ailesinin bulunduğu yere sevk talebi ise karşılanmıyor. Anne Nergiz ancak 10 dakika süren telefon görüşleriyle çocuğunun sesini duyabiliyor. Oğlunun farklı tarihlerde katıldığı açlık eylemleri nedeniyle kimi sağlık sorunlarını olduğuna dikkat çeken Refika Nergiz, "Oğlumun yaşadığı sağlık sorunlarından biri göz sorunu. Diz kapağında menisküs var. Tekli hücrede kaldı, ona bakacak kimse olmadığı için bacaklarından ameliyat olamadı. Bu durum apseye neden oldu” dedi. 

İki şehidin de annesi

Refika Nergiz’in üç oğlu farklı tarihlerde PKK saflarına katıldı ve farklı tarihlerde şehit düştü. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne işaret eden Refika Nergiz, şunları söyledi: "Siyasi tutsaklar hala cezaevinde. Bir adım atsınlar ki süreçte samimi olduklarına inanalım. Acıyı ancak yaşayan anlar. Bundan 10 gün önce bir ameliyat geçirdim. Zindandakilerin çıktığını ve dışardakilerinin geldiğini göreyim ondan sonra ölüm bana haktır, dedim. 'Umut hakkı' sadece bir kişi için değildir, bizim çocuklarımız içindir de. Sadece kendi oğlum için değil, cezaevindeki herkes için 'umut hakkı'nın olmasını istiyorum.”

 

Cebrail tekli hücrede

67 yaşındaki Sultan Ancar’ın oğlu Cebrail Ancar, üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı ve 17 yıldır cezaevinde. Sırasıyla Mersin, Kürkçüler, Ceyhan, İskenderun cezaevlerinde kaldı. Şu anda Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tekli hücrede kalıyor. MA'ya konuşan Sultan Ancar, oğluna 7 ay görüş yasağı verildiğini, bu sürenin ardından bir kez görüşe çıktığını, ancak daha sonra tekrar 7 ay görüş yasağı verildiğini belirtti. Sultan Ancar, oğlunun koşullarına işaret ederek, "En büyük zulüm cezaevlerinde ama en büyük direniş de cezaevlerinde. Çocuklarımız suçlu değil. Onlara verdikleri cezaların iki katı bizi cezalandırıyorlar. En büyük acı bizim yüreklerimizde" dedi. 

Oğlunun kaldığı cezaevinin “kuyu tipi” olduğunu ve her cezaevinde keyfi uygulamaların yapıldığını belirten Sultan Ancar, şunları kaydetti: "Süreç gerçekten varsa önce üslup değişmeli, artık biz Kürtleri ‘terör’ olarak görmesinler. Hak ve hukuk istiyoruz. Ana dilimizi istiyoruz. Elimize metre alıp, toprağı parçalamıyoruz. Biz de dünyadaki tüm insanlar gibi kültürümüzle, kıyafetlerimizle, dilimizle yaşamak istiyoruz."

Babasının vasiyeti vardı

Tutsaklık koşulları nedeniyle büyük zorluklar yaşadıklarını söyleyen Sultan Ancar, "Babası da onun hasretiyle yaşamını yitirdi. Vasiyeti, Cebrail’in kendisinin üzerine toprak atmasıydı ancak savcı ile yapılan görüşmelerde 7 bin TL gönderilmesi halinde izin vereceklerini söylediler. Para yatırdık ancak getirmediler. Cezaevi idaresi, ‘Senin hakkın var ama izin vermiyoruz’ diyor oğluma. Bizim başımıza bu adaletsizliği getirenlerin de başlarına aynıları gelsin” diye konuştu.

Barış umudu yükselir

Devlet Bahçeli’nin 'umut hakkı'na dair açıklamalarını hatırlatan Sultan Ancar, şöyle devam etti: "Herkese uygulanmalıdır. Tek bir kişi ile sınırlı tutulmamalıdır. Hiçbirimiz katil değiliz. Bu ülke İngilizler tarafından işgal edildiğinde Kürtler, Türklere destek verdi. Birlikte topraklarını özgürleştirdiler. Bugün İngilizce eğitim veriliyor. Bizim çocuklarımız ise ana dilinde eğitim göremiyor. 'Umut hakkı' sağlanırsa barış umudu yükselir. 'Umut hakkı'na dair bir adım atılırsa zaten her şey çözülür. Herkes için en büyük barış, en büyük özgürlüktür, en büyük kazanımdır. Çocuklarımız silahlarını yaktı, daha ne yapsınlar? Çocuklarımız hep toprağın altına koyduk, artık yeter. Toprağın üzerinde kalanlar bize kalsın." ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.