Kürtler statüsüzlük istemiyor

Mustafa Karasu

Mustafa Karasu

  • KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürtlerin I. Dünyası Savaşı ve sonrası gibi artık özgürlüksüz, demokrasisiz, statüsüz kalmak istemediğini söyledi.
  • Kürt tarafının attığı adımları hatırlatarak Türk iktidarını ciddiyete davet eden Karasu, mevcut anayasa ve yasalara göre özgür ve demokratik siyaset yapılamayacağına dikkat çekti.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, ABD ve İsrail'in eleştirilebileceğini ama bir devletin 'ulusal egemenlik'i kullanarak içeride her şeyi yapamayacağını, zaten bunun sorunları çözümsüz bıraktığını vurguladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber TV’nin sorularını yanıtladı. Kürtlerin, şu anda çok kapsamlı bir savaşın varlığının bilincinde olduğunu belirten Karasu, "I. Dünya Savaşı’nın bütün sıkıntısını, zorluğunu Kürtlerin üzerine yüklediler. Kürdistan dört parçaya bölündüğü gibi Kürtler üzerinde bir soykırım politikası uygulandı. Artık Kürtler, 100 yıla varan mücadeleyle önemli bir bilince kavuştu. Kürtler, Ortadoğu’da süren bu III. Dünya Savaşı koşullarında, I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki gibi artık özgürlüksüz, demokrasisiz, statüsüz kalmak istemiyor. Kürtler, bu bilinçle Newroz alanlarını doldurdu. Newroz bilinci ve ruhu, aynı zamanda özgürlük, demokrasi ve zulme karşı başkaldırı ruhudur" dedi.

Karasu, Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği, yeni statükosunun belirlendiği ortamda Kürtlerin de birlik olmasının öneminin altını çizdi.

Özgür koşullarda müzakere

Rêber Apo'nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı başarıya ulaştırmak için Kürt Özgürlük Hareketi'nin gerekli adımları attığını anımsatan Karasu, şöyle devam etti: "Bir yıl da geçti. Artık bu sürecin gelişmesi ve başarısı için Önder Apo’nun özgürlüğü şart. Halk, Önder Apo'nun özgür koşullarda müzakere yapabilmesi çağrısıyla bu Newroz’da meydanları doldurdu. Önder Apo özgür olmadan hiçbir sorun çözülemez, diyen halk, bu süreci destekliyor ve Önder Apo’ya özgürlük istiyor.

Meclis gereğini yapmalı

Bayram bitti, Meclis tatili de sona erdi. Şimdi tabii gözler Meclis’te. Komisyon, hazırladığı raporda Meclis’in özgürlük ve demokrasi doğrultusunda yasalar çıkarmasını öngördü. Biz, halkımız ve toplum da Meclis’in devreye girmesini istiyoruz. Şu anda Türkiye Anayasası’na göre, Türkiye’deki mevcut yasalara göre Türkiye’de demokratik siyaset kesinlikle yapılamaz. Sadece işte bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler, bu sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız? Demokratik siyasetin yapılması için yasal ve anayasal değişiklikler ile yeni yasalar gerekiyor. Önder Apo’nun süreci yürüteceği bir statüye kavuşması gerekiyor. Şu anda devlet görüşüyor ama görüşmeler resmileşmeli. Meclis kesinlikle Önder Apo’nun durumunu netleştirmeli, tabii ki başta hükümetin rol alması ve elbette ana muhalefet partisinin rol alması gerekiyor. Artık bu süreç böyle yürümez.

Ciddi yaklaşmaları lazım

Öyle oyalama, aldatma, kandırma, zaman kazanmayla bu iş olmaz. Ciddi yaklaşılması gerekiyor. İç cepheyi güçlendirmenin yolu Kürtlerle barışmaktan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden geçer. Kürtlerle kavga ederek iç barış sağlayamaz. Kendisini tüketir. Türk devleti ciddi yaklaşmalı. Herkesin beklentisi budur. Zamana yayılırsa sabote edenler olur. Zamana yayılmamalı. Biz zamana yayalım, bakalım durum ne olacak, koşullar uygun olursa biz yine tekmeyi vururuz diye düşünülüyorsa gaflettir. Bu politika değildir. Biz çözümden yanayız ve her türlü makul yaklaşım içindeyiz ama böyle şeylere de gelemeyiz. 53 yıllık bir hareketiz, büyük tecrübeye sahibiz, bir tarih var arkamızda ve sorumluluğumuz var. Kürt'ü ezeriz, yok ederiz mantığıyla hiçbir yere varılamaz. Akıl ve mantık, Önder Apo’nun ortaya koyduğu makul yaklaşıma cevap verip sorunu çözmeyi gerektirir."

İran'ınki de doğru değil

Ortadoğu'nun bu halde olmaması, sorunlara yaklaşımın böyle olmamasını istediklerini belirten Karasu, hem uluslararası güçlerin bölgeye yaklaşımının hem de bölge güçlerinin kendini tanımlamalarının yanlış olduğunu söyledi. Sorunları çözme anlayışlarının yanlışlığını vurgulayan Karasu, şunları ifade etti: "Ne ABD-İsrail’inki doğru ne de İran’ınki doğru. Evet ABD-İsrail eleştirilebilir. Ortadoğu’yu kendine göre dizayn ediyor. Peki bir devlet şunu diyebilir mi? Ben bilmem, ulusal egemenliğim var, kendi ülkem içinde her şeyi yaparım. Böyle olabilir mi? Bu da kabul edilecek değil. İşte bu, zaten Ortadoğu sorunlarını çözümsüz bırakıyor. O ulusal egemenlik değil. Ulusal egemenlik, toplumun demokratik ve özgürlük iradesinin yaşatılmasıyla olur.

Ortadoğu halkları sorgulamalı

Ortadoğu’nun bu hale gelmesi gerçekten bizlerin, Ortadoğuluların sorunu. Niye bu hale geldi Ortadoğu? Niye müdahalelere açık hale geldi? Niye müdahalelere gerekçe oluyor? Bunu tabii ki Ortadoğu halklarının da sorgulaması gerekir. Çözüm, kesinlikle Önder Apo’nun ortaya koyduğu demokratik ulus anlayışına dayalı demokratik ve siyasi çözümdür. Üçüncü Yol, hem uluslararası egemen güçlerin yolunu tıkıyor hem de bölge devletlerinin çözümsüzlükte ısrarını ortaya koyuyor. Üçüncü Yol, halkların kendi sorunlarını demokratikleşme yoluyla çözme, halkların iradesini tanıma ve ortak yaşamı yaratmadır. Halklar, ne egemenlerin uluslararası politikasını ne de bölge devletlerinin politikasını kabul etmeli. Kendi demokratik iradesini ortaya koymalı." HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.